Daha fazlasını yazamıyorum

Hayatın acımasızlığı insanın peşini bırakmadığında hiçbir şey istediğin gibi ne olur ne de istediğin gibi gider.

Bir insanın işi ters gitti mi bir türlü olumsuzluklar insanın peşini bırakmaz. Mutsuz olmak insanı en fazla üzen ve yoran, aynı zamanda insanın hayat bakışını olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. Umutların kaybolduğu ve tükendiği an ise insan için bir yıkımdır.

Bir süredir sokaklar ve caddelerde dalgın şekilde yürüyen veya kendi kendine konuşan insanlara rastlamak mümkün.

Neden mi? Yaşam zorlukları, geçim sıkıntısı, işsizlik ve geleceğe dair derin kaygılar insanların psikolojisini bozdu.

Bu durum davranışlarına yansıyor.

Sıkıntı içindeki milyonlar, mutlu ve huzurlu değil.

Nedeni ise ifade ettiğim gibi geçim sıkıntısı!

Gündelik yaşamak zorunda bırakılan vatandaş ne yapacağını bilmez halde.

Manavda, kasapta, markette gıdaya ulaşım o kadar zorlaştı ki.

Etiket fiyatları uçmuş gidiyor, satın almak ne mümkün!

Bazen hayatın terazisi insana eşit davranmıyor. Sürekli peşimizi takip eden olumsuzluklar insanı canından bezdiriyor.

Hal böyle olunca da insan her şeyden olumsuz şekilde etkileniyor. Her insanın hayatında bazı sıkıntılar ve istemediği durumlar mutlaka olacaktır. Burada olaylara bakış açısı çok önemlidir. İnsanoğlu her şeye olumlu yönden bakmak ister, fakat buna rağmen hiçbir şey olumlu yönde gitmiyorsa işleyişte bir sıkıntı var demektir.

Çok değil bundan 5-6 yıl önce semt pazarlarından poşet poşet alınan sebze, meyve alışverişleri sadece anılarda kaldı.

Manavdan artık tane ile alışveriş yapılıyor, daha kötüsü pazarların sonunda insanlar esnafın döktüğü sebze meyveleri karıştırıyor, yiyecek bulmak için.

Akşam ise vatandaş tencereyi kaynatabilmek için tazesini alacak parası olmadığından çürük ve içi geçmiş sebze meyve ile evinin yolunu tutuyor.

Daha fazlasını yazamıyorum. Geçmişin bolluk günlerinin yerini yokluk almış durumda.