CUMHURİYET'E GİDEN YOL

Son yazımda Cumhuriyet'e giden yolu özet halinde aktardım. Bu aktarımda yurt dışındaki Cumhuriyet ile ilgili gelişmeleri ve bu yurt dışı gelişmeler ile bizim Cumhuriyet ilanımız ile ilgili karşılaştırmaları yapmıştım.

Cumhuriyete giden yolda bizde neler olduğunu da bugün özetlemeye çalışacağım.

1774 Küçük Kaynarca Anlaşması bizim yakın tarihimizde en önemli kırılma noktalarından biridir. Bu Anlaşma ile birlikte gerek bürokratlarımız ve gerekse Padişahın yakın çevresi yepyeni bir sürece girmişlerdir. O zamana kadar güçlü geçmişimize dönmemiz için yine kendi içimizden çareler ararken, o tarihten itibaren artık bunun mümkün olmadığı anlaşılmaya başlandı. Bu nedenle yenileşme ve Avrupa ülkelerinden örnekler almak gerektiğine inanmaya başlandı. 1789 Fransa İhtilali'nden bir kaç ay önce Padişah olan 3. Selim ilk yenilik çalışmalarına başladı. Bu çalışmalar ve orduda yapılan yeniliklerden rahatsız olan bir grup 1808 yılında Kabakçı Mustafa önderliğinde ayaklandı ve önce 3. Selim ve hemen arkasından 4. Mustafa yenilik taraftarı Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa tarafından katledildiler. Aynı günlerde tek şehzade olan 2. Mahmut Padişah oldu. Ayanların, diğer bir söyleyişle bölgelerinde ileri gelen kişilerin güçlenmesi karşısında 2. Mahmut, 1808 yılında onlarla Sened-i İttifak dediğimiz iç anlaşmayı yaptı. Bu Anlaşma ile Mutlak Monarşi ‘den bir parça kopmuş oldu. Bu kopuş ülke içi ve dışı gelişmelere yetmediği için 1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi. Yani, azınlık hakları, büyük Hristiyan ülkelerin de zorlaması ile devletimizde kabul edilmek zorunda kalındı. Bu da yetmedi. 1854 Kırım Harbinin de etkisi ile 1856 yılında azınlıklara daha çok hak tanıyan Islahat Fermanı ilan edildi. Bu durum Müslüman Türkler arasında büyük rahatsızlıklara neden oldu. Türk Aydını arayış içerisine girdi ve çözümün Anayasa ve Meclis olduğu düşüncesi ile hareket etti. Zorlu mücadelelerden sonra 23 Aralık 1876 yılında 2. Abdülhamid'e 1. Meşrutiyet ilan ettirildi. Görüldüğü gibi her bir ilan Mutlak Monarşiyi biraz daha hırpalıyor ve yıpratıyordu. Meclis açıldıktan yaklaşık bir yıl sonra, 2. Abdülhamid Meclis'i kapattı. 1878 yılından 1908 yılına kadar Mutlak Monarşi son defa olarak yeniden hayatımıza girdi. Ancak, dünyadaki ve ülkemizdeki aydınlar ve toplumumuz için geriye dönüş artık imkânsız idi. Nitekim bütün sıkıya ve baskıya rağmen Temmuz 1908 yılında 2. Meşrutiyet ilan edildi. Artık dediğimiz gibi Monarşi idâre ne ülkemizde ve ne de dünyada varlığını sürdüremez duruma gelmişti. 1911 yılında Çin'de Mançu Hanedanlığı, 1917'de Rus Çarlığı, Kasım 1918'de Alman İmparatorluğu, yine 1918'de Bulgar Krallığı, Yunanistan Krallığı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu vs. yok olup gitmişti. Bizde de İttihat ve Terakki Partisi'nin bütün gayretlerine, başarılı veya başarısız çabalarına rağmen 1. Dünya Savaşı sonunda artık Padişahlığın, Saltanatın varlığını devam ettirmesi mümkün değildi.

Bu gerçekler ortada iken, yani çeşitli nedenlerle Saltanatın kaldırılması kaçınılmaz iken yerine ne gelecekti?

Dünyada ne geliyorsa o gelecekti.

Cumhuriyet gelecekti.

GELDİ.

YAŞASIN CUMHURİYET!

YAŞASIN MİLLETİN, TÜRK MİLLETİNİN KAYITSIZ, ŞARTSIZ EGEMENLİĞİ.