ÇÖZEMİYORSA İŞİ, "ÇEKER ATAR O FİŞİ."

-Bazı sendikalar var..

-Olmalı mı?

-Olmalı.

-Nereye kadar olmalı?

-Hadlerini, hudutlarını bilene kadar olmalı.

-Biliyorlar mı?

-AMA'larım çok.

-Bilecekler mi?

-Tereddütteyim.

.........

Sözkonusu sendikalar, belediyelerle "işçiler üzerinden anlaşmalar" yaparlar, onlar adına masaya oturup, konuşurlar, "nihayi kararı" onlar üzerinden NİHAYETE erdirirler..

Burunlarından KIL aldırmazlar, ketum görünürler.. "Şunları isteriz.. Bu böyle, o da şöyle olacak" derler.

Başkanlar, haklı olarak;

"Hesabımızı - kitabımızı yapalım, ona göre konuşalım" talebinde bulunur..

"İlle de ZAM, illaki ZAM" diyen beyler, çok zaman geçmeden tekrar gelirler.. Tekrar masaya otururlar.. İmzalar atılır.. Mesele, "Ne istiyorsak o" noktasına taşınır, sürahideki SU taşıveriiiiiiiiiiiir.

Seyhan Belediyesi'nde bu oldu.. İşçi hakkına, alın terine Allah'ına inandığı kadar inanan biri olarak belirtmek isterim ki;

Talep edilen rakam, bugünün şartlarında gerçekten çok uçuk, biraz'ın üzerinde de kaçık.. Her işçiye 55 binin üzerinde para verilirse, belediyenin kolu - kanadı kırılır, diğer işleri yapamaz, hatta "hiç yapamaz" hale gelir.. Tekrar ediyorum;

Ben işçi kardeşlerimin haklarını fazlasıyla almalarından yanayım.. Fakaaaaaat, kasada para varsa yanayım.. Bu durum sonrasında, "eli mecbur, gönlü kırık biçimde" işçi çıkarmak zorunda kalacak olan belediyelerin, buna "mecbur ve mahkum bırakılmak istenmesine de karşı oğlu karşıyım."

.........

Gelinen nokta şu;

"İstenileni veremiyorsa kişi,

o zaman çeker atar o fişi."

Kendilerine "sendikacı" diyen efendiler;

İSTEDİĞİNİZ BU MU?