1993 yılında rahmetli Zişan Temiz'in sahibi olduğu Tempo Televizyonu'nda program yapmaya başladım. Rıfat Söylemez televizyon yöneticisi idi. Yine o dönemde Hülya Hatay'ın çıkarttığı Hür Akdeniz Gazetesi'nde Köşe Yazarlığı yapmaya başladım. Bu başlangıçlardan sonra 20 yıl çeşitli televizyonlarda program yaptım ve Köşe Yazarlığına da hâlâ devam ediyorum. O günden beri bana kapılarını açan bütün televizyon ve gazete imtiyaz sahiplerine, yönetici ve çalışanlarına çok teşekkür ederim. Bu insanların tamamı beni bağrına bastı ve ben de onları sevdim. Bu arada köşe yazılarımdan derlediğim bir kitap yazdım ve Arap Harfleri ile yazılmış 3 kitap çevirim yayınlandı. Büyük Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün NUTKU'nun Arap harfleri ile yazılmış ilk halini çevirdim ve yayınlanmayı bekliyor. Ayrıca tek sayılık bir de Dergi çıkardım. Büyük zorluklar ile çıkardığım Dergi, maalesef devam edemedi. Kamuoyuna hitap etme imkânı olanların aslında kendilerinden çok söz etmelerini doğru bulmam ama bunları neden yazdım biliyor musunuz? Çevrenin ve ama özellikle ailemin çok uzun zamandan beri üzerimde kurdukları baskıyı artık kırmış olmanın mutluluğu ile yazdım. Ne istiyorlardı? "Tamam, şunları, şunları yaptın ama bir de Sanal Dünya'yı kullanman gerekir. Çünkü artık devir bunu da gerektiriyor." Sonuçta, başta can hayat arkadaşım, 40 yıl bana katlanan eşim Ayşegül olmak üzere, büyük oğlum Oğuzhan, kızım Gökçe ve küçük oğlum Atahan'ın baskılarını kırmak üzere YouTube kanalını başlattık. Çocuklarımın üçü de şehir dışında yaşadıkları için teknik olarak bana yardımcı olacak bir evlâda ihtiyaç vardı. İşte o evlâtlığı Çağlayan Hımhım severek üstlendi. Hepsine teşekkür ediyorum. Peki, başlıktaki Çok Büyük Hediye nedir? İşte bu hediye sürpriz bir hediye oldu ve beni çok duygulandırdı.
Biri sevgili eşimin tanıtım ve paylaşım yazısı, ikincisi de kızımın tanıtım ve paylaşım yazısı.
Eşimin yazısı:
"40 yıl önce tanıştığımızda bana "Bir Türk Milliyetçisiyim ve ATATÜRK sevdalısıyım, hayatım boyunca bu konuları anlatmanın mücadelesini vereceğim. Bu yolda bana destek olacak bir hayat arkadaşı istiyorum" demişti. Hayatı gerçekten de böyle geçti ve bu yolda son aşama sosyal medya(Sanal Dünya) oldu. Edindiği ve harmanladığı bilgilerini televizyon programlarında, gazete yazılarında, konferanslarında, sohbetlerinde aktarmaya çalışan "Okumaya Doymayan Adam"ı sosyal medya(Sanal Dünya)'da yer almaya sonunda ikna ettik. Halil ALTIPARMAK'ın, Tarihi Olayları, Felsefe ile birleştirerek aktaracağı konuları "Gizlenen ATATÜRK ve Tarih Felsefesi" adlı kanalında izleyebilirsiniz. Yeni yayınlarından haberdar olabilmek için abone de olabilirsiniz.
Başarılar hayat arkadaşım."
Kızımın yazısı:
"Canım babam YouTuber oldu!
Okumayı ve araştırmayı, aklımızın ermeye başladığı günden beri bize aşılayan; öğrenmeye hiç doymayan; uykuyu bile zaman kaybı sayıp bulduğu her fırsatı okuyarak ve araştırarak geçiren babam, yıllar içinde evimizde bir odayı binlerce kitapla doldurdu. Bildiği her şeyi önce bize, sonra dost sohbetlerinde merak eden herkese, konferanslarda ve söyleşilerde dinleyicilerine anlatmaktan büyük keyif aldı. Ve sonunda yıllardır hayalini kurduğumuz planı hayata geçirdi. Araştırmacı, Tarihçi ve Felsefeci kimliğiyle; en çok önem verdiği Yakın Türk Tarihi ve ATATÜRK üzerine bilgi ve birikimini paylaşacağı YouTube kanalını açtı. İzleyiniz, abone olunuz, merak edenlere de izletiniz. Çünkü paylaşılmayan bilgi eksik kalır."
Sürpriz olan bu yazılardan daha büyük bir hediye olabilir mi?