Geçtiğimiz haftalarda, ‘Çocukluğumdaki Ramazan’ konulu köşe yazımı siz değerli okurlarımızla paylaşmıştım. Eski zamanlardaki Ramazan aylarının heyecanını, huzurunu, birlik-beraberliğin ve bereketin öneminden, kıymetinden bahsetmiş o güzelim günlere hasret kaldığımızdan bahsetmiştim. Bugün ise yine eski zamanlara dayanan, düşündükçe ve andıkça özlemle anılan ‘Bayramlar’ımızdan söz etmeye çalışacağım.
Çocukluğumuzun bayramları bir başkaydı. Her bayram birlik-beraberlik, neşe, huzur ve mutluluk içinde geçerdi. Bayrama 2-3 gün kala bayram şekerlerinin, kolonyaların siparişi verilir, lokumlar-tatlılar hazırlanır, bayramlık kıyafetler, ayakkabılar alınır ve heyecanla bayram sabahı beklenirdi. Annelerimiz alınan şekerleri, hazırladıkları tatlıları kimseler görmesin, dokunmasın, kısacası bayramın büyüsü bozulmasın diye özellikle biz çocuklardan deyim yerindeyse fellik, fellik saklardı. Çünkü annelerimiz bilirdi, evde bir canavar var! Özenle hazırlanan tatlılar dip-bucak saklansa dahi, evin küçük canavarları onları mutlaka bulur ve nefsine hâkim olamayıp üstünden tırtıklardı. Azar işiteceğimizi, cezalandırılacağımızı bile, bile biz küçük canavarlar, yapacağımızdan geri durmazdı. İnanın onun korkusu ve heyecanı bile farklıydı.
***
Bayram sabahının gecesi, yani Arife günleri biz çocuklar için sabah olmayı bilmezdi. Annelerimiz akşamdan çocuklarına bayram banyosu yaptırır, mis kokular sürer ve erkenden uyumalarını sağlardı. Yatağımızın başucunda yeni alınan ütülü bayram kıyafetleri ve ayakkabılar hazır olurdu. Sabah erkenden kalkar, bayramlıklarımızı giyer, bayram kahvaltısından sonra büyüklerin ellerini öper, bayram şekeri toplar ve bayram harçlığımızı alırdık. O dönem bayramlarda biz çocuklar, senede bir gün hesap-kitap işlerine girerdik. Kimden, ne kadar para toplamışız, kaç paramız var diye hesaplar yapar ve sonunda da mahalle bakkalında hepsini harcardık. Gerekli-gereksiz o kadar abur-cubur alır ve yerdik ki, günün sonunda muhakkak hastalanırdık. Eeee, o kadar yeme-içmeye mide ne yapsın!
Evlerimize bayramlaşmaya gelen misafirleri büyüklerimizin gözetiminde ağırlar, akıllı-uslu ve edepli davranmamız için annelerimizden uyarılar alırdık. İkram edilen şekerler, tatlılar, kahveler ve hoş sohbetler eşliğinde bayramlarımızı uğurlardık. Daha da eskilerde, çocuklar biriktirdikleri harçlıklarla kendilerini sokaklara atar, mahallede kurulan bayram alanındaki kuklacıları izler, oyuncak satanlardan oyuncak alırlarmış. Eeee ne de olsa bayramlar, en çok çocuklara güzel.
***
Şimdilerde bayramlarımız çok farklı! Bayramlarımız garip, bir o kadar da ilginç yaşanıyor artık. İnanın çoğu evde bayram sabahı, ‘Ya, bugün bayram mıydı?’ diyen bir sürü hane halkı var. ‘Şu bayram da nerden çıktı? Yok kolonya tut, yok şeker ver, yok kahve yap! Gelen- gidenle kim uğraşacak şimdi?’ diyen insanlarımız var. Tek-tük bayram kutlamasına gelen, şeker toplayan çocuklara evde yokmuş havası veriliyor, kapılar açılmıyor. Yazık, gerçekten çok yazık! Toplum olarak ne hallere düştük! Geçmişimizi, gelenek ve göreneklerimizi hiçe sayan, ‘Bayram da neymiş? Boşa masraf, gereksiz bir olay!’ diyen, zamane bireyler haline geldik. Hadi gel de kızma, gel de özleme o güzelim eski bayramları!
Bir de dikkatimi çeken ve beni oldukça üzen, bir o kadar da sinirlendiren bir olay ise; akıllı telefonlardan gönderilen resimli bayram mesajları. Öyle tuhaf, garip, saçma-sapan bayram mesajları gönderen oluyor ki, dersiniz olmuş size niyetçi! Herkes birbirine o mesajları kopyalayıp, kopyalayıp bir başkasına gönderiyor. Bazen de kendisine gelen, kişiye özel mesajları hiç okumadan bir başkasına gönderecek kadar gaflete düşenler de oluyor. Ya yazacağınız 3 kelimelik bir yazı, ‘Bayramınız kutlu olsun…’ hepsi bu!
Teknolojinin gelişmesi, araya giren mesafeler gelenek-görenek ve adetlerimizi unutturdu bizlere. Bir de insanların geçim derdi var elbet! Yaşamaya, ayakta durmaya çalışan insanlar, bu kavramları çoktaan unuttu. Son zamanlarda kullandığımız o meşhur pandemi sözcüğü var tabii. Özlemle andığımız o güzel bayram günlerine, pandemi dönemi tuz-biber oldu. Ülke genelindeki kısıtlamalardan dolayı yine bayram ziyaretleri olmayacak, yine büyüklerimizin ellerinden öpüp bayramlarını kutlayamayacağız. Çocuklar mahallelerde sokak, sokak gezip bayram şekeri toplayamayacak. Bu bayram da böyle olsun… En azından zihinlerimizdeki tazeliğini koruyan, gönlümüzden geçen o güzelim eski bayramlarımızı içimizde yaşatıyoruz. Pandemi nedeniyle kısıtlamaların gölgesinde kalan Ramazan Bayramınızı canı gönülden kutluyor, iyi Bayramlar diliyorum.