Gün geçmiyor ki yeni dolandırıcılık haberleri izlemeyelim. İnsanları aldatmak, insanları kandırmak, adeta moda oldu. Hangi TV haberini izlesek, hangi gazeteyi okusak, manşetlerde ya da iç sayfa haberlerinde, yığınla havadis var. Prof.Dr’dan tutun, hakim, savcı, iş adamı, ev kadını, genç, yaşlı her kes ama her kes bir şekilde bu mağduriyeti yaşıyor, yaşatılıyor.
İyi ama neden bu kadar kötülük? İnsan, insana niçin bunları yapıyor? Kardeş kardeş, sevgi, saygı içinde güzel güzel yaşamak dururken bu olumsuzluklar niçin oluyor? İnsan oğlunu diğer canlılardan ayıran, şüphesiz ki naturasıdır. İnsan doğası, yaratılış itibariyle diğer canlılardan farklıdır. Özeldir. İyi güzel de, hal böyle iken, bunca kötülük niye?
İnsan oğlu yaratılırken, daha doğrusu; dünya ya geldiğinde, bilinçsiz, bilgisiz, iradesiz, bir bebek konumunda. Bakıma ve ihtimama muhtaç. Kötülük nedir? Yalan, dolan nedir? Bilmez vaziyette… En saf, en temiz haliyle yaşamaya, bebeklikten çıkıp, çocukluğa, oradan ergenliğe ve gençliğe doğru adım atmaya çalışıyor. Ömrü vefa ederse de gençlikten olgun insanlığa ve yaşlılığa doğru yelken açıyor.
Özetleyecek olursak; Bebeklik dönemi 1. Evre… Çocukluk dönemi 2. Evre.. Ergenlik dönemi 3.Evre..Gençlik dönemi 4… Olgunluk dönemi 5… Yaşlılık dönemi 6… Ve, İhtiyarlık dönemi 7. Evre oluyor…. 1. Evreyi ve 7. Evreyi( Bu evre, insan oğlunun ikinci evre, çocukluk dönemi diye bilinir) saymaz isek, ne olursa, 2.evreden sonra oluyor.
Psikologların, sosyologların ve davranış bilimleri uzmanlarının ifade ettiği üzere; İnsanın kişilik, şahsiyet, karakter, huy ve davranış gibi yönleri, 0-6 yaş döneminde , yani aile içinde şekillenmeye başlıyor… Sonraki 6. Yaştan sonraki dönem olan okul ve topluma karışma dönemi de, ya bu oluşumu pekiştiriyor, ya da değişime uğratıyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor. Aile, 0-6 yaş dönemine kadar, çocukla birlikte hep. Aile çocuğa ne verirse, çocuk onu alıyor, mıknatıs gibi verilenlere yapışıyor… Bu bakımdan ilk şekillenme dönemi, çok çok önemli. Burada aileye büyük görev düşüyor. Çocuğun gelecekte iyi birimi olacağının, kötü birimi olacağının temelleri bu dönemde atılıyor… Onun için hep derler ki;
-Bir insan 7. sinde ne ise,70. de de odur.’’ Ki, bunu psikologlarda sık sık dile getiriyor.
Bilgili, kültürlü, ya da okumuş yazmış, huzurlu, mutlu iyi aileler de yetişen çocuklar daha olumlu, daha pozitif yetişirken, ne yazık ki, bu tanımlama dışında kalan, mutsuz, huzursuz, sürekli çatışma ortamının olduğu ortamda yetişen çocuklar da, maalesef, daha olumsuz ve daha negatif duygularla büyüyor…Nitekim adli vakalarda, mahkemelerde bunu yakinen görüyoruz. Keza, Emniyet Müdürlüğü istatistiklerinde de, bu aile yapısını görüyoruz…
İşte buna ait kötü bir örnek:
Hala, Cinlere İnanıyor musun?
Kapı vurulur ve bir erkek kapıyı açar,
Gelen, bir kadındır. Güzel, çekici bir kadındır.
Kadın:
'İyi günler, az önce camınız
kırıldı ve bunu yapan benim çocuğum. Lütfen özrümü kabul edin ne kadar masrafı
varsa ödemek istiyorum' der.
Adam:
'Hiç sorun değil çocuğunuz camı kırdı ve içeri giren top değerli bir vazoya
çarptı ve o da kırıldı'.
Kadın:
Daha fazla üzülür ve içeri girdiğinde gerçekten bir vazoyu kırılmış görür.
'Çok üzgünüm, bunun da masrafını ödemek istiyorum' der.
Adam:
'Hiç önemli değil, aslında çok büyük bir iyilik yaptınız bana'.
Kadın merakla:
'Ama camınız ve değerli bir vazonuz kırıldı nasıl olur' der.
Adam:
'Hanımefendi, ben bir cinim ve bin yıldır o vazoda hapis kalmıştım,
çocuğunuz sayesinde özgürlüğüme kavuştum, dileyin benden ne
dilerseniz…!!!
Kadın: önceleri şaşırsa da, biraz düşündükten sonra;
'Çok güzel ve büyük bir malikane istiyorum der.
Adam:
'Bir dakika' der ve kısa bir telefon görüşmesinden sonra; 'tamam hanımefendi,
malikaneniz hazır' der, 'İkinci dileğiniz nedir?' diye sorar.
Kadın:
sevinç çığlıkları ile; 'En güzel kıyafetleri istiyorum' der.
Adam: yine kısa bir telefon görüşmesinden sonra;
'Tamam, hanımefendi, Versace ve D&G'ya gidip en güzel kıyafetlerden istediğiniz
kadar alabilirsiniz' der,
Adam:
'Son dileğinizi de alabilir miyim' diye sormasıyla kadın, çıldırmış bir halde;
'Dünyanın en güzel mücevherlerini istiyorum' der.
Adam: yine kısa bir telefon görüşmesinden sonra;
'Tamamdır, yarın tüm mücevherleriniz teslim edilecek' der.
Kadın, artık sevinçten çıldırmıştır.
Adam:
Kadına sessizce;
'Ee şey hanımefendi, benimde sizden küçük bir ricam olacak' der, 'Malum,100 yıldır bir vazodayım, bu sürede hiç kadın yüzü görmedim, benimle bir gece birlikte olabilir misiniz
acaba?' diye sorar.
Kadın: biraz düşündükten sonra, O'na bu kadar güzel şeyler
veren birinin, isteğini geri çevirmemesi gerektiğini düşünür ve 'tamam
olabilir' der. Sabah'a kadar birlikte olurlar... Adam bir ara sigarasını yakar ve kadına sorar;
'Kaç yasındasın?'
Kadın: '32' der…
Adam:
'Hadi yaa.. Çok enteresan, bu yaştasın ve
hala cinlere inanıyor musun?' :))
SON SÖZ: ‘’ İNSANI KENDİSİ KADAR HİÇ KİMSE ALDATAMAZ.’’