Çıkar davasının olduğu her alanda, her konuda; kavga, kargaşa, kaos kaçınılmaz olur.
Çıkar uğruna yalan söyleme, iftira atma, adam satma, yuva yıkma, ayak kaydırma bildik davranışlardır ve bu uğurda her yol mubahtır!
Çıkar her dili konuşur, her kılığa girer.
Öyle ki; sınır, hak, hukuk, adalet, ahlâk tanımaz.
Mal mülk, para pul, şan şöhret, itibar hâkimiyet, siyasi diplomasi entrikalar; dünyanın çıkar ilişkileri üzerine kurulduğunun kanıtı değil midir?
***
Çıkar ilişkisi, insan kişiliğini ve kalitesini gösteren bir sınavdır.
‘Hepsi benim olsun’ diyenler de, hakkına razı gelen ‘kanaatkâr’ olanlar da var.
Yalnızca kendi çıkarını düşünen ve önde tutan benciller sevilmezler. Üstelik düşmanları da çok olur.
Menfaat uğruna uluslar, şahıslar yüz yıllardır birbirine düşmekte.
Düşmanlıklar savaşlar, anlaşmazlıklar haksızlıklar, katliamlar zulümler…
Büyük kayıplar ve zararlar, çıkar davasının sonucudur.
Asırlardır toplumdaki kavga ve mücadelelerin çoğu, çıkarına düşkünlerle, üstün insan nitelikleri taşıyanlar arasında geçer.
Yani kötülerle iyiler, cahillerle âlimler, alçalmışlarla yücelmişler arasında...
Günümüz dünyasında, ne yazık ki ön planda gelen ahlaki değerlerimiz değil de, maddi güç ve servet önde gelir.
Cahiller yobazlar, hırsızlar namus yoksunları, ahlaksızlar hatta aptallar varlıklıysa itibar ve saygı görüyor.
***
İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif Ersoy;
“Aldanma insanların samimiyetine!
Menfaatleri gelir her şeyden önce…
Vaad etmeseydi Allah cenneti;
O’na bile etmezlerdi secde!..‘’ demiş.
Peki, doğru mu söylemiş?
Takdiri siz değerli okurlarımıza bırakıyorum.