Her yıl 18 Mart geldiğinde ülkemizde Çanakkale Geçilmez duygusu ortama hâkim olmaya başlar. Çünkü, Çanakkale Savunması tarihin gördüğü en önemli savunma savaşlarından birisi ve belki de birincisidir. Bir milyon civarında askerin savaştığı bu Gelibolu yarımadası, gerçekten mahşere kadar unutulmayacak olayların yaşandığı bir coğrafyadır. Ülkemizde neredeyse her ailenin Çanakkale Savaşları ile ilgili bir aile anısı vardır. Diğer bir ifade ile ülkemizdeki her aileden birileri bu savaşa katılmıştır.
Çanakkale Savaşlarını bu kadar büyük, unutulmaz ve tarihsel yapan elbette sadece çok sayıda askerin katılması ve her aileden birilerinin katılmış olmadı değildir.
Çanakkale Savunmasını bu kadar büyük yapan tarihsel özellikler vardır.
Her şeyden önce, Çanakkale Savunması yaklaşık iki yüz yıldır yenilen, artık tamamen yok olacağı hesaplanan Batı Türklüğünün yeniden dirilişini gösteren akıl almaz bir varlık mücadelesinin ortaya konuşudur. Çanakkale Savunması, kendinden son derece emin o dönemde dünyanın en güçlü emperyal güçleri olan İngiltere ve Fransa'nın hayal bile edemedikleri çok ağır bir yenilgiye uğramasıdır. Bu konu çok önemlidir. Çünkü gerçekten bu iki emperyal güç ve özellikle İngiltere savaş öncesi planlarının Çanakkale Savaşları sonucunda tersyüz olduğunu görmüşlerdir. Onlar 1. Dünya Savaşının iki yıl içerisinde kendi galibiyetleri ile biteceği plan ve düşüncesi ile savaşı başlatmışlardır. Ancak ağır Çanakkale yenilgisi savaşın iki yıl daha uzamasına neden olmuştur. Bu uzayan iki yıl İngiltereye çok ağır bir yüke neden olmuştur. Bu ülke savaşın uzayan iki yılında 1,760 bin daha fazla asker kaybetmiştir. Ayrıca ekonomik olarak dünyadan alacaklı olarak savaşa başlayan İngiltere uzayan iki yılsonunda ABD'YE çok büyük bir borç yükü altına girmiştir. Çanakkale Savaşlarının İngiltere açısından bir ağır sonucu daha olmuştur. İngiltere devletine bağlı sömürge ülkeler İngiltere'nin hiç yenilemeyeceği düşüncesinde idiler. Çanakkale'de İngiltere’nin ağır bir yenilgi alması bu sömürge ülkeleri uyandırmış ve bağımsızlık mücadelesi vermelerini sağlamıştır. Çanakkale Savaşlarının Rusya ile ilgili de dünya çapında sonuçları olmuştur. Boğazlardan geçip Rus Çarlığına destek verilmesi hesap edilmişken, Boğazların geçilememesi Çarlığın yıkılması ile sonuçlanmıştır. Ayrıca Rusya'dan ortaklarına gelecek olan buğday desteği Boğazlardan geçemediği için ortaklarında ciddi bir gıda noksanlığına neden olmuştur.
Çanakkale Savunması bizim kendi tarihimiz açısından da oldukça etkili sonuçlara neden olmuştur. Daha bir kaç sene önce Balkan Savaşlarında tarihinin belki de en acı yenilgisini alan Türk Ordusu, Çanakkale Savaşlarında akıl almaz, inanılmaz bir tarihsel geri dönüşün işaretini vermiştir. 18 Mart Çanakkale Savunmasının deniz Savaşlarının zaferle bittiği tarihtir. Şubat ayında başlayan denizden saldırı 18 Martta saldırganların ağır mağlubiyetleri ile son bulmuştur. Bunu sağlayan Nusrat Mayın Gemisinin iki komutanı Nazım Bey ve Yüzbaşı Hakkı Bey'e minnet ve saygılarımızı iletmeliyiz. Bu arada hemen söylemeliyim ki Nusrat Mayın Gemisinin aslı bugün Tarsus'ta bulunmaktadır. Denizden geçemeyen düşman, 24 Nisan 1915 tarihinde karadan saldırıya geçmiştir ki bu saldırılar aylarca sürmüş ve 1916'nın Ocak başında Gelibolu Yarımadasını tamamen terk etmişlerdir. İşte bu aylar süren savunmada akıllara durgunluk verecek derecede büyük bir mücadele yaşanmış, çok büyük kahramanlıklar gösterilmiştir. Bu kahramanlıkları gösteren başta Vehip Paşa, Esad Paşa olmak üzere büyük komutanlara ve Türk Ordusunun diğer bütün kademedeki askerlerine minnet ve saygılarımızı iletmeliyiz.
Bu savaşlarda bir kahraman daha ortaya çıkmıştır ki, bu kahraman hem Türk Tarihini ve hem de Dünya Tarihini değiştirmiştir: Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal!
Çanakkale Savunması, bu nedenle aslında Türk Bağımsızlık Mücadelesi olan Milli Mücadele yapmayı göze almanın ve başarmanın alt yapısını oluşturmuştur.
Yani, Çanakkale geçilemediği için Türk bağımsızlığı her türlü imkânsızlığa rağmen başarılmıştır demek hiç de yanlış olmaz.
Bu akıl almaz savunmayı en iyi anlatan Büyük Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şiirini her fırsatta okumak hepimize borçtur diye düşünüyorum