10 Aralık 2021 Cuma günü 3 bölümünü yayımladığımız yazımıza, bu gün, kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Sonra karşıtlarımızın bize yakın olabilmesi için, asla yakın olamayacaklarımızı kendimize yakın kılabilmek için çabalar sarf ederiz. Bize karşı olanlar, her zaman karşıdırlar aslında. Sadece güç dengeleri açısından yanımızda gözükürler. Yanımızdan uzaklaştırdığımız dostlarımız, yakınlarımız ve sevdiklerimiz ise, dünün karşıtlarının yanı başımızda saf tuttuklarını görünce, içten içe kin duymaya başlarlar. Sonra Horasanî’nin dediği gibi, uzaklaştırılan dostlarımız düşman olurlar. Bir gün, herkes düşman safında birleşince, yıkılmamız ve beklenen son, kaçınılmaz oluyor. Son geldiğinde ise, düşmanlarınızı yakınlaştırmak için, uğraşlarınız sonucunda yanınızdan uzaklaştırdığınız dostlarınızı kaybetmişsiniz, dost gözüken düşmanlarınız ise, asıl dostlarınızla ortaklıklar kurmuşlardır. Söylenen sözlerin anlamını, tarihe baktığınızda tüm çıplaklığı ile görürsünüz. Ve devletlerin aralarında dost ilişkiler değildir belirleyici olan; çıkar ilişkileridir ve aynı zamanda güç dengeleridir. Bu durum hep böyle olagelmiştir… Bir zamanlar, birbirinin amansız düşmanı olan, Komünizm ile Kapitalizm, bu gün el ele, kol kola verebilmiştir. Nedeni, karşılıklı çıkar ve menfaat ilişkisidir. İşte, Çin-ABD
Rusya-ABD, Rusya-Almanya ve Çin-AB, Rusya- AB İlişkiler, bunun en somut örneğidir.
Buna bir başka örnek daha verelim:
KÖR KATIR WARWİCK
Kör katır warwick in hikayesini bilir misiniz? Bilmeyenler için aşağıda paylaşıyorum.
Üşenmeden sindirerek okumanızı öneriyorum. Aslından bu, bizim hikayemiz....
Yıllar sonra, doğduğu çiftliği ziyaret etmek için arabası ile yola çıkan adam, bir anda
arabasını, tarlaların arasında bir yerlerde, çamura saplanmış bir halde bulmuştu.
Araba ne ileri ne de geri gitmiyor, lastikler patinaj yapıyordu.
Bir süre direksiyon gaz ve vitesle uğraştı durdu, sonra da yakında görünen bir çiftliğe yürüyerek gidip, yardım istemeye karar verdi.
Çiftlikte rastladığı yaşlı köylü, adamı dinledi…
Bulunduğu yerden arabanın saplandığı yere ve arabaya baktı;
sonra da “yaşlı Warwick halleder” diye mırıldandı ve ayağa kalkıp çiftliğin ahırına doğru yürümeye başladı…
Adam, Warwick’in kim olduğunu düşünerek takip ettiği yaşlı köylünün ahırdan
yaşlı ve kör bir katırı çıkardığını şaşkınlıkla gördü…
Warwick bir şehrin adıdır ve batıda çiftlik hayvanlarına,
sevilen insanların ve şehirlerin isimlerini vermek garip değildir.
Çiftçi, bir balya da kalın halatı yüklendi ve arabanın yanına katır, çiftçi ve kazazede birlikte gittiler.
Yolda adam, çiftçinin elinde kamçı olmadığını fark etti ve şaşırdı.
Arabanın yanına geldiklerinde, çiftçi halatın bir ucunu arabanın tamponuna
diğer ucunu da wWwick in koşumlarına bağladıktan sonra da, bağırmaya başladı;
“Hadi Jack, hadi Ted, ha gayret Fred!, hadi davran Warwick!”
Yaşlı katır, ismini en sonunda duyduğu anda büyük bir gayretle ileri atıldı
ve arabayı saplandığı çamurdan çekti çıkardı.
Adam çelimsiz yaşlı katırın gücüne şaşkınlıkla baktı, sonra da köylüye teşekkür etti ve sordu;
“Neden Warwick’in ismini söylemeden önce o kadar isim saydın?”
Köylü güldü ve soru ile cevap verdi; “Warwick'in kör olduğunu görmedin mi?”
Ve konuşmasını sürdürdü, “kendisini bir takımın parçası hissedince
Warwick hep daha becerikli olur. Eğer kör olmasa idi, çamura gömülmüş arabayı asla yalnız başına çıkaramazdı. Bu kadar ismi sıraladığım zaman,
kendisi ile birlikte çalışan bir kaç katır daha olduğunu sandı,
heyecana kapıldı ve üstüne düşeni yapmak için olanca gayretini verdi.”
Öyküde biri aritmetik, öbürü geometrik olarak bir takım ruhu var.
fayda arttıran iki kavram görüyoruz; "Yardım" ve "dayanışma"!
Bu öyküde dayanışmanın kendisi yok, ama ruhu bile yeterli olmuş.
Dünyada ve Latin Amerika'da "vicdanın sesi" olarak nitelendirilen yazar Eduardo Galeano ne güzel özetlemiş?;
-Ben "yardım" a inanmam. "Dayanışma"ya inanırım. Yardım çok vertikal "(dikey)
yukarıdan aşağı doğru bakan bir ilişkidir.
Dayanışma ise horizontaldır. (yatay) ötekine saygıyı ifade eder ve ondan öğreneceğin şeyler olduğunu hissettirir.
Yardımlaşmanın olmadığı bir dünya, cehennem gibi olurdu.
Ama dayanışmanın (hele "öteki" ile birlikte yapılabilirse), olduğu bir dünya cennet olur.
Bunun için de kafayı değiştirmek gerekiyor.
Sizin gibi düşünen ve davrananlarla, tabi ki dayanışma kolay olur.
Ama sizin gibi düşünmeyen, "sizden" olmayanlarla ortak hedef ve üslubu yakalayıp
dayanışmayı yaratabilirseniz, üretilen fayda, eşsiz olur.
Dayanışmayı yaratabilmek, en büyük mücadelelerin kazananı olmaktan bile daha değerlidir.
Aslında bu öyküde Warwick hiç kamçı kullanılmadan, tamamen diplomatik bir maharetle "ikna" edilmiş… Ben diplomatların kazandıkları barışın,
orduların kazandığı savaşlardan daha faydalı
ve kalıcı olduğuna inanan biriyim.
SON SÖZ:’’ DEVLETLERİ YIKAN TÜM HATANIN ALTINDA, NİCE GURURUN GAFLETİ YATAR.’’*Y.S.S*
‘’ DEVLET, HALKA SORARAK DEĞİL, HALKA HESAP VEREREK YÖNETİLİR.’’ *Turgut Özal*