Bu adamı tanımak sizi korkutabilir!
Şuna emin olun ki, yaşlı dünyamızın tarihinde onun yaptığını yapabilen bir fani daha çıkmamıştır.
Yakın zamanın en karanlık insanı; Harry Houdini…
Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi illüzyonisti olarak kabul edilen Harry Houdini’nin hayat hikâyesi...
İşte karşınızda Harry Houdini, namı diğer Büyük Houdini…
Houdini, illüzyonistlerin gelmiş geçmiş en iyisi olarak kabul ediliyor. Küçüklüğünde ayakkabı boyacılığı yaparak geçinen bu fakir çocuk, okuduğu birkaç kitaptan etkilenerek illüzyonist olmaya karar verir. Ancak kısa sürede yaptıklarına kendisi bile anlam verememeye başlar. Ona deli gömlekleri giydiriliyor, gömleklerin üzeri kalın ipler ve zincirlerle kaplanıyor, ama o birkaç dakika içinde kurtulmayı başarıyordu. Az sonra anlatacaklarım ise insanın tüylerini diken, diken edecek cinsten.
***
Bir keresinde Houdini’in vücuduna deli gömleği giydirildi. Üzeri zincirlerle kaplandıktan sonra bir sandığın içine kilitlendi. Sandık da üç farklı kalın zincirle çevrelendi ve ağırlıklar konarak denize bırakıldı. Herkes onun ölümünü beklerken, daha üç dakika geçmeden Houdini imkânsız gibi görülen deli gömleklerini, üzerine çevrelenmiş zincirleri, dışarıdan kilitlenmiş ve üç farklı zincirle sarılmış olan sandıktan çıkmayı başarmıştı. Hem de denizin metrelerce aşağısında. İzleyiciler gözlerine dahi inanamamıştı. Ertesi gün bütün gazeteler onun bu yaptığı sonu yüzde yüz ölüm olarak görülen deneyi manşet olarak verdiler. Artık o Amerika’nın en ünlüsüydü.
Polisler Büyük Houdini’e gelerek kelepçelerden kurtulup kurtulamayacağını sordular. Houdini, bir dakika geçmeden kelepçeleri çözmeye başladı. Bunları nasıl yaptığını kimse anlamıyordu. Dönemin New York Polis Şefi, ilgiyle takip ettiği Houdini’le yüksek güvenlikli bir hücreden çıkıp çıkamayacağı üzerine bahse girmek istediğini ilettiğinde Houdini, teklifi anında kabul etti. Onlarca polisin kontrolü altında New York’un en yüksek güvenlikli hapishanesinin çıkışı imkânsız olan hücresine kapatıldı. Polis şefi hücreyi kilitledikten beş dakika geçmişti ki o çoktan hücreden çıkmış, cezaevi koridorlarında polisleri bekliyordu. Bunu nasıl yaptığı anlaşılamadı, çünkü hücreden çıkması imkânsızdı. Keza bunu başarsa dahi hücrenin kapısını açmalıydı ve kapıda onlarca polis onu bekliyordu. Oysaki Houdini, cezaevi koridorlarına kadar gitmiş ve kimseye görünmemişti. Gözlerine inanamayan polis şefi bunu tekrar yapmasını istedi. Hem de tek başına değil, bir mahkûm da yanında olacaktı. Houdini, elleri ayakları ve gözleri bağlanan mahkûmla birlikte başka bir hapishanenin güvenlikli hücresine kapatıldı. Aradan 10 dakika bile geçmemişti ki, hapishanenin önünde mahkûmla birlikte içeri girdiler. Anlatılana göre polis şefi, bu manzarayla karşılaştığında tek yaptığı susmak olmuştu. Oysa Houdini, dalga geçercesine bundan sonraki çoğu gösterisini karakolların önünde yapmaya başladı. Artık onun ismi; Yakalanamayan adam!
***
Bu yaptıkları imkânsızdı!
Peki, nasıl yapabilmişti?
Houdini’nin pek bilinmeyen ve çoğu insandan gizlediği bir yönü daha var.
Belki de bütün soruların cevapları orada saklıdır.
Kendisi bir ruhçuydu… Ona göre, ruhlar dünyada dolaşıyor ve onlarla iletişime geçmek gayet kolaydı. Birçok izleyicisine göre de yaptıklarını ruhların yahut başka varlıkların yardımı olmadan yapabilmesi imkânsızdı. Acaba gerçekten Büyük Houdini, ruh adını verdiği varlıkların yardımını alıyor muydu? (Devam Edecek..)