BUNLARI YENİ DUYDUM

Osmanlı Devleti ilk iki uçağını Fransa’dan almış. Bu uçakların markası Deperdersin ve de iki kişilik. Bunları Yeşilköy’deki bir sundurmanın altına koymuşlar. Ama çıkan şiddetli bir fırtınada sundurma yıkılmış, iki uçakta kullanılamaz hale gelmiş.

Yeniden bir sipariş verilerek otuz bin Frank’a yeni bir Fransız uçağı alınmış. Bu uçağı 26 Nisan 1912’de İstanbul’a getiren pilot Gorden Bell.

27 Nisan 1912 günü Sultan Mehmet Reşat’ın tahta çıkış günü. Bugün için bir tören düzenleniyor, Hürriyet-i Ebediye tepesinde. Sultan tören yerine geldiğinde Gordon Bell uçakla 13:20’de Yeşilköy’den havalanıyor ve tören alanına gelip, tören kıtaların üzerinden uçuyor.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana’yı alacağından o kadar eminmiş ki, beraberinde Viyana’yı aldıktan sonra yapacağı törenler için Topkapı sarayından birçok eşya da getirmiş. Ama beklenen olmamış. Belgrad’a doğru çekilirken, tüm bu eşyayı surlar önünde bırakmış. Bu değerli, tarihi eşyalar bugün Polonya müzelerinde sergilenmekte.

Bıraktıkları arasında çuvallar dolusu çekilmemiş kahve çekirdekleri varmış. Avusturyalılar, bu kahve çekirdeklerini keçi pisliği sanmışlar ve Türkler keçi pisliği yiyor demişler. Bu yüzden kahve çekirdeklerini imhaya karar vermişler. Daha önce Osmanlı topraklarında yaşamış bir Viyanalı, duruma müdahale etmiş ve bunun kahve çekirdeği olduğunu söylemiş.

Atatürk’ün yeni duyduğum şahane iki cümlesi ve görüşü “Açıkgözlülük, sırasında göz yummasını bilmektir.”

“Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş görünen şeyler, kahramanlar için idealdir”.

Atatürk birinci mecliste çok şeye göz yumdu, sabretti, sonunda isteklerine kavuştu. Çok zor ve imkansız gibi görünen zorlukları da yendi. Her türlü yokluğa rağmen, Kurtuluş Savaşı ile vatanı kurtardı, bir kahraman oldu. Kimsenin düşünemediği, yapmayı aklından bile geçiremediği, ideali olan devrimlerle tüm dünyanın saygı, sevgi ve takdirini kazandı. Yani, söylediği iki cümleyi de, kendi yaşamınızda gerçekleştirdi Yüce Atatürk.