BU VATAN NASIL KURTULDU 2 ?

Şimdi olması gereken şey, Türk ordusunun büyüklüğü nispetinde geri çekilmesiydi. Böylece, Yunan orduları Ankara'ya girecek, TBMM basılacak, Milli Mücadele başarısızlığa uğrayacaktı. Sevr dayatılacak ve Anadolu elden gidecekti. Ama Türkler son hamlesini henüz yapmamıştı.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, en başından beri Sakarya Meydan Muharebesi’ni bizzat cepheden idare ediyordu. Kolunu paltoya sokmadan, hafif eğik oturarak...

Çünkü üç kaburgası kırıktı...!
Ertesi sabah, Çaldağı'nı tutan Yunan askeri büyük şaşkınlığa uyandı. Türk ordusu çekilmek yerine en uygun ilk noktada savunma hattı kurmuştu. Üstelik savunma hattı kaybolmuştu. Birlikler birbirinden kopuktu. General Papulas bu habere inanamadı…
Söz Atatürk'te: “Savunma hattına çok ümit bağlamak ve onun kırılmasıyla geri çekilmek gerektiği teorisini çürütmek için, direnerek şiddet göstermeyi gerekli buldum.”
Atatürk, tüm orduya tarihi emrini verdi. Artık hat savunması yoktu. Topraklar kanla sulanmadıkça terk edilmeyecekti. Birlikler, hattı korumayı bırakacak, çekilmeleri halinde bulundukları ilk bölgede tutunarak direnmeye devam edecekti.
İşte, "Vatan, Millet, Sakarya” budur.
General Papulas ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın harp okulunda okuduğu kitaplar, buraya kadar olanları yazıyordu. Ama bundan sonrası yoktu. Klasik savaş kuralları geride kalmıştı. Artık boğuşma vardı.
Türkler kaybettiği tepeleri geri almak için saldırıyor, geri alıyor, çekilen Yunanlar tekrar saldırıyor, tepeler Yunan ordusuna geçiyordu. Mustafa Kemal emir üzerine emir yağdırıyordu: “Bir asker her yerde savaşır. Tepenin üstünde, tepenin altında, derenin içinde de savaşır!”
Savaşın başlangıcında, Ankara önlerinde "Kuzey - Güney” hattında geçen savaş öyle bir hal almıştı ki, artık ordular yerlerinden oynamış ve "Doğu - Batı” hattında geçen bir savaş halini almıştı.
Mehmetçik yaralanıyor, şehit oluyor ama yine de toprağını bırakmıyordu…
General Papulas çıkmaza girmişti. Artık atması gereken tek bir adım kalmıştı. Bu planı devreye soktu. Ya kazanacaktı ya kaybedecekti. Kumar oynamıştı.
Papulas'ın hamlesinden bir süre sonra, İsmet Paşa, Atatürk'ün çadırına girdi. Atatürk, kaburga ağrıları nedeniyle yatarak dinleniyordu.
İsmet Paşa çadırdaki sedire oturdu. Ellerinde evraklar vardı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. “Eyvah!” dedi.
Atatürk ne olduğunu sordu. İsmet Paşa "İki taze Yunan fırkası sol kanadımıza doğru ilerliyor.” diyebildi. Durum kötüydü. Hiç savaşmamış dingin iki Yunan birliği, savaşın dengelerini değiştirebilirdi. Bilgi, Harekat Şubesi'nden gelen istihbarata dayanıyordu.
İsmet Paşa "İki taze kuvvet, böyle gelebiliyorsa karşı koyacak kuvvetimiz kalmamıştır. Vaziyet böyle vahim. Genel çekilme emri vermek lazımdır.” dedi. Atatürk kabullenmek istemedi. "Tüm raporları" istedi. Geceden sabaha kadar tüm raporları incelemeye başladı.
Raporlardaki bilgileri inceleyerek savaş alanını adeta zihninde yaşıyordu. Bulmak istediği o ufak ihtimali raporlarda bulmak istiyordu. Gelen taze kuvvetlerin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu.

23 Mayıs 2022 Pazartesi günü devam edeceğiz…