Bizler İlkokulda, Yurt Bilgisi, Lisede Mantık, Sosyoloji, Felsefe okuyan nesiliz.
Onun için biz "Kim 500 Milyon İster" programında 15 bin lirayı, hiç joker kullanmadan yüzde 90 kazanabilen nesiliz.
Biz aynı günde, 3 yazılı bir sözlü imtihan olan nesiliz..
Biz kopya çeken, ama kopya yaparken öğrenen bir nesiliz.
Biz Endonezya'nın ihracatını, Surinam'ın ithalatını bilen nesiliz.
Biz; anasını, babasını Bakım Evine terk etmeyen nesiliz.
Biz; babasının cenazesine "Tatildeyim" diye gelmeyen nesil değiliz.
Biz; şahsiyet sahibi olması için, terbiyesinden vazgeçilen, kendisine öz güveni olan, ama etrafına saygısı ve sevgisi olmayan, sadece kendisine yaşayan egoist nesil değil,
sevgiyi, saygıyı, fedakarlığı, dostluğu, vefa duygusunu, yerine göre başkalarının yaşamı için, kendi yaşam tarzından fedakarlık eden nesiliz.
Arkadaşımızın ailesini kendi ailemiz kabul eden, namus anlayışını buna göre dizayn eden nesiliz.
Biz; psikologlarla, Pedagoglarla şekillendirilen değil; psikolojik sorunlarını, aile, mahalle ilişkileri içinde bedava çözen nesiliz.
Olayların üzerine çözmek için atılan "Bana ne" deyip vaz geçmeyen nesiliz.
Anasına, Babasına, Ailesine egosundan fedakarlık edip, maddi, manevi kol kanat geren nesiliz.
Biz bugün 40 yıllık arkadaşını, köşe bucak arayan, onlarla birliktelikten zevk alan nesiliz.
Öğretmenlerinin elini öpmek için yarışan nesiliz.
Semt çocukluğunu, mahalle terbiyesini, büyüklere saygıyı görmüş bir nesiliz.
"Kabadayı" dediğimiz mahallenin bilekli delikanlısını soyan değil, bizi koruyan, kollayan olarak bilen bir nesiliz.
Misket, Çemberi, Uçurtmayı, Birdirbiri,Topacı, Uzun Eşeği, Saklambacı, Üç Taşı, Kovalamacayı, İp Atlamayı, Sekseki, Üçgen Uçurtmayı, Bakkal Amcalara Kesekağıdı yapımını, Yakan Topu oyun olarak bilen bir nesiliz.
Futbolu, Voleybolu, Basket, Yüzmeyi (Tüm imkansızlıklara rağmen) spor olarak yapan bir nesiliz.
Akşam üstleri; Şekerli Ekmek, Karabiberli Ekmek yiyen,Çikolatayı, Pastayı, Turtayı , şekerlemeyi tanımayan bir nesiliz.
Dışarıda yemek yemenin ayıp olduğu, ağız oynatmanın bile ayıplandığı, her lokmanın eşit paylaşıldığı, çay bardağındaki şekerin kaşıkla karıştırılırken çıkan sesin ayıp olduğu; bu eylemin kahvelerde yapıldığında kahvecinin "Hop, dev kervanı mı gidiyor?" diye ikaz ettiği bir nesiliz.
Ebeveynlerimizin öğretmenlerimize "Eti senin, kemiği benim" diye teslim ettiğimiz, öğretmenlerimizin bu emanetleri gözlerinden sakınarak koruduğu; kulağımızı çeken öğretmenimizi evde şikayet edemediğimiz, öyle bir durumda, babamızdan azar işiteceğimizi bildiğimiz bir nesiliz.
Hele öğretmenin çocuğa bir siteminde, Anne, Baba, Dayı, Hala, Enişte, Bacanak, Anneanne hep birlikte okul basıp "Sen bizim çocuğumuzun psikolojisini nasıl bozarsın?" diye öğretmen döven bu nesille uzaktan yakından bir ilişkimiz yok.
Öğretmen, benim neslimin en kutsal varlıklarındandı.
Ataerkil babanın sözünün geçtiği, ama babanın da analarımıza değer verdiği, fikir paylaştığı aileleri olan bir nesiliz.
Lise mezunu arkadaşlarımızın, bugünkü üniversite mezunlarının yanında, doktora yapmış bir insan kalitesinde olduğu bir neslin çocuklarıyız.
Sakın bizim nesli küçümsemeyin.
Bence bizim nesle de benzemeye çalışın.
Belki, Türkiye kurtulur...