Bu ne pehriz...

Özbay Melanie, ta Amerika Kıtası'nın Kuzey'inden, Kanada'dan  ilginç ve ders verir nitelikte bir mail yollamış. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Buyurun birlikte okuyalım.

 

Özbay Melanie, ta Amerika Kıtası'nın Kuzey'inden, Kanada'dan  ilginç ve ders verir nitelikte bir mail yollamış.

Ben de sizlerle paylaşmak istedim.

Buyurun birlikte okuyalım.

***

Yaklaşık 34 yıldır Kanada'da yaşıyorum. (Hangi kentinde olduğunu belirtmemiş)

Buralarda  bahar geç gelir.

Ağaçlar Mayıs ayının sonunda çiçek açarlar.

Yalnız bir ağaç var; bizdeki Kardelen gibi.

Nisan'ın sonunda çiçek açar.

Belki şaşıracaksınız ama, hava sıcaklığı eksi derecede bile olsa çiçeğini açar.

Bundan yaklaşık 25 yıl önce bir Cumartesi günü, öğle yemeği için bir restorana gidiyorum.

Hava güzel, artı 14derece.

Mayıs ayının ilk haftası.

Şehir içinde çoktur, kısa boylu geniş saçaklı bir ağaç.

Çiçekleri o kadar güzel açmış ki...

Ağaçtan bir dal kırdım, elimde restorana kadar onunla yürüdüm.

Sık sık gittiğim bir restorandı.

Yani devamlı müşterileri idim.

Cumartesi günleri, tavuk kanadıyla bira günleri olur.

Ben de her hafta olmasa da 2 haftada bir uğrardım.

Garson kızlar beni tanırlar.

Her gittiğimde de ilgi ve tebessümle karşılarlar.

Çoğu Üniversite öğrencisi olan kızlar, çiçeği elimde görünce, her zamanki tebessümlerini esirgediler benden.

Adeta somurtarak buyur ettiler.

Dışarıda teras bölümünde oturmayı tercih ettim.

Menü'ye kısa bir göz gezdirdikten sonra bira ve tavuk kanadı siparişi verdim.

Bu arada balkonda oturanlar da elimdeki çiçeğe ilgi ile baktılar.

Önemsemedim.

Ama, anlaşılıyor ki onlar önemsemişler.

Garsonlardan biri, ya da müşterilerden biri telefon etmiş olacak ki, beledeiyeye ait "çevre koruma" arabası geldi.

Uygun bir yere park etti.

İçinden 35 yaşlarında bir adam çıktı.

Gülümseyerek bana doğru geldi.

Önce masadaki çiçeğe baktı.

Sonra da çok nazik bir şekilde;

"O çiçeği alıp arabama gelir misiniz?" dedi.

O zaman kafama dank etti.

Bu ülkede bir çiçeği dalıyla kırmak yasak.

"Pardon" dedim ama,yetmedi;

"Mahkemeye mi gitmek istersiniz,yoksa size para cezası mı uygulayayım?"diye sordu.

"Para cezası ne kadar?" diye sordum.

Çantasından çıkardığı metre ile,dalın boyunu ölçtü.Yaklaşık 40 cm.

"40 Dolar yazacağım" dedi ve yazdı.

Pazartesi günü 40 Doları belediyeye ödedim.

Kendi ağacının dalına dokundurmayan Kanada'lı, bizim"Kaz Dağları"nı  dümdüz ediyor.

Hem doğayı katlediyor, hem de siyanür'le altın arıyor.

Demezler mi "Bu ne pehriz, ne lahana turşusu" diye.