BU KADAR NASIL OLUR

Bu kadar işin, derdin, sıkıntının içerisinde bu dert de dert mi diyeceğim ama diyemiyorum. Teröristlerle yapılan pazarlıkların bu ülkeyi ne duruma getireceğini görüyoruz elbette ve mutlaka bu konuyu sürekli yazmak, konuşmak gerekirken böyle bir konuyu yazmak olur mu diyorum ama yazacağım. Ekonomi çok büyük bir kesim insanımız için artık dayanılmaz boyutlara ulaştı ve bu işi daima gündemde tutmak gerekir ama ben yine de o konuyu yazacağım. Yazmak zorunda olduğum nedir biliyor musunuz? Dünya Futbol(Ayaktopu) Şampiyonası. Aslında çok uzun yıllardan beri ayaktopu(futbol) ile ilgim oldukça azaldı ve son yıllarda tamamen dibe vurdu. Gençliğimde çok top oynadım ve başarılı bir öğrenci olmama rağmen ayaktopcu (futbolcu) olmayı isterdim. Bu isteğime de ramak kalmıştı. 30 Haziran 1973 yılında 5 Ocak Stadyumu'nun son toprak saha olduğu dönemde Adanaspor seçmeleri oldu. Seçici Gündüz Tekin Onay idi. Öğleden sonra sıra bize geldi ve yarım saatlik oyunda hoca beni de seçti. Artık seçilmiş Adanaspor oyuncusu idim. Bir gün sonra Vali'nin sahası dediğimiz yerde mahalle maçı yapacağız. Maç başlamadan rahmetli kalecimiz Zişan ile top atışırken çok ağır bir kaza geçirdim ve etkisi hâlâ devam eden sol diz sakatlığım oluştu. O aşamadan sonra ayaktopcu (futbolcu) olma işim bitti. Böyle biri olmama rağmen dediğim gibi bu spor dalı ile çok uzun yıllardan beri ilgim kesildi. Milli maçlar elbette milli olması nedeni ile es geçeceğim işlerden değil. Bu nedenle bu şampiyonada biraz ilgi ve ümit ile beklenti içerisine girmiştim. Gelin görün ki, akıl almaz bir hayal kırıklığı oldu. Bu kadar büyük paraların nasıl ve neden döndüğünü bilmediğim, anlamadığım bu spor dalındaki bu ağır ve büyük hayal kırıklığının nedeni nedir? Her şeyi kutuplaştırdığımız yetmedi de bir spor dalı mı kaldı? Her şeyin sadece bir kesime mal edilmesi mi gerekir? Ortak bir tutkumuz, beraber olacağımız bir iş olmasın mı? Her konu mu ayrıştırma konusu olur? Her konu mu onlar ve biz diye kutuplaştırma konusu olur? Benim gibi ayaktopu(futbol)'ndan uzak duran biri bile takip etmeye çalışırken özel marşlar besteleyerek takımı göndermek nedir? Savaşa mı gidiyoruz, sporun barış için olması gerektiğini göstermeye mi? Ben ömrünü millilik için adamış bir insan olarak bu yapılan işleri hiç de milli olarak görmedim ve değerlendirmedim. Peki, şimdi ne olacak? En ağır hezimete uğramış olmanın hesabını kim verecek? İyi olursa kimin sahipleneceği belli de bu kadar ağır faturayı kim sahiplenecek o belli değil. İşte başlıktaki sözün tam anlamı budur: Yahu her şeyi anladık da konu milli takım konusu iken bu kadarı da nasıl olur? Gerçekten bu kadarını kim, neden ve nasıl düşünüyor ve uyguluyor anlamak mümkün değil. Çünkü düşünen ve uygulayan dâhil kimseye yararı olmayan bu işler neden yapılır?