"Bu Ders Hepimize Yeter!"

Tarih boyunca ülkeleri Krallar, İmparatorlar, Padişahlar, Başkanlar yönetmiştir. Bunların içinde iyisi de kötüsü de, kahramanı da korkağı da, gaddarı da zalimi de, namuslusu da hırsızı da olmuştur. Babadan oğula geçen ülke yönetimi saçma bir düzen olsa da, bunun önüne şimdiye kadar kimse geçemedi. Öyle ki, günümüzde dahi bu sistem birçok ülkede halen devam etmekte… Bir kişinin yönetiminde, baştaki ne derse o olur mantığı..!

Tek başlılık, tek kişilik yönetime boyun eğenler de, isyan edenler de oldu. İsyan edip o boynu bir giyotinde kaybeden de oldu! Bu mesele filmlerdeki gibi basit olmasa da, ne var ki yaşanmış benzer olayları tarih kitaplarından, belgesellerden biliriz. 

Krallar, İmparatorlar, Padişahlar, Devlet Başkanları… Kimisi, adını tarihe altın harflerle yazdırdı, kimisi de kara leke olarak tarih oldu gitti. Yönetim tarzından çok, önemli bir husus da; kraldan çok kralcılık yapanlar. Apayrı bir konu başlığı olsa da, bu durum çekilmez bir kahırdır kimine göre.

Peki, ülkesini arıyla namusuyla yönetenlerin sayısı ne kadardır diye sorsam? Eminim birçoğunuz ‘Bir elin 5 parmağını geçmez!’ dersiniz.

Konumuzla alakalı, kıssadan hisse bir hikâyeyi siz değerli okurlarımızla paylaşmak isterim.

Lafı çok uzatmadan;

***

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çalmış. Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkarmışlar.

Hırsız, imparatoru görünce; "Efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak."

İmparator dudak büker; "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve; "Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.."

İmparator kahkaha atarak; "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." 

Yoksul adam; "Haşmetlim, bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım. Bu tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.."

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle; "Ben İmparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi..

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp, itiraz etti ve; "Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu haznedar başı eksin.."

Haznedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti. Bir, bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

***

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, haznedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve; "Hadi bakalım, bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim" dedi.

Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı. Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi.

Sonra da gülerek; "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter.." dedi.

Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde, tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz?