BOMBADAN SOBAYA

SOFYA-1914…
Bulgar Kralı’nın, ülkesindeki yabancı devlet temsilcilerine verdiği resepsiyonlardan birinde, vakitle beraber sohbetler de hayli ilerlemişti.
Üniformasının içinde, çakı gibi duran, sarı saçlı mavi gözlü Türk Subayının yanına bir adam yaklaştı :
-Merhaba… Siz herkesin övgüyle bahsettiği, Osmanlı Devletinin Sofya Ateşe mili teri Yarbay Mustafa Kemal Bey olmalısınız.!
-Merhaba… Siz de Türkçe konuştuğunuza göreee…
-Evet ben de sizin gibi Türküm. Kendimi tanıtmama izin verin… Bendeniz Varna Milletvekili Şakir Zümre. Bulgaristan Parlamentosundaki 17 Türk vekilden biriyim.
-Müşerref oldum Şakir Bey…
-Ben de Yarbayım… Çok zamandır sizinle tanışmak istiyordum.
Uzun yıllar sürecek, bir dostluğun temelleri atılmıştı o gece…
Yarbay Mustafa Kemal Bey’in Sofya’dan ayrıldığı 1915 Ocak ayına kadar, birbirlerine yaren olmuşlardı.
SOFYA - 1920…
-Şakir Bey telgrafınız var,
-Kimden?
-Türkiye’den…
-Teşekkürler…
“Kıymetli dostum Şakir Zümre…Türk Milli Mücadelesinin başarıya ulaşması için, vatan bugün sizden hizmet bekler… Size ilettiğimiz listedeki silahları temin ederek anavatana göndermenizi rica ederiz. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal”
Emir telakki etti Şakir Zümre bu telgrafı. Hemen bağlantılarını kullanarak istenilen silah ve mühimmatı temin ederek Ankara’ya gönderdi.
Birkaç ay sonra gelen postacı, Ankara’dan yeni bir isteğin geldiğinin habercisi olmalıydı. Heyecanla açtı telgrafı, yanılmamıştı :
“Kıymetli kardeşim Şakir Zümre… Vatanın kurtuluşu için bizlere verdiğiniz destek için müteşekkiriz. Anadolu’nun zor şartlarında kendi silah ve mühimmatımızı üretmeye çalışıyoruz. Bunun için daha fazla yetişmiş insan gücüne ihtiyacımız var. Sizden Bulgaristan’da silah üretimi konusunda tecrübeli insanları bularak, Ankara’ya göndermenizi rica ediyoruz. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal…
Dumanlar saça saça Ankara Garına giren kara treni bekleyen Türk Subayı, heyecanla karşıladı konuklarını :
-Hoş geldiniz Beyler, sizler Şakir Zümre Bey’in göndermiş olduğu teknik elemanlar olmalısınız.
-Hoş bulduk… Evet…
-Buyurun o vakit, Mustafa Kemal Paşa Hazretleri sizleri bekliyor…
ARALIK 1923 – SOFYA
-Şakir Bey telgraf…
-Verin, teşekkür ederim.
“Sayın Şakir Zümre… Türk Milli Mücadelesine vermiş olduğunuz kıymetli desteklerinizden ötürü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “İstiklal Madalyası” ile ödüllendirilmiş bulunmaktasınız. Madalyanızın takdimi için en kısa zamanda Ankara’da olmanız rica olunur.”
OCAK 1924 – ANKARA
-Büyük Türk Milletinin Başbuğ’u Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri sizi ,saygıyla selamlıyorum.
-Hoş geldiniz kıymetli dostum, buyurun lütfen oturun.
-Paşa Hazretleri çok büyük bir iş başardınız.
-Asıl savaş iktisadi savaştır, kıymetli dostum ve bu konuda da vatan sizden hizmet bekliyor.
-Emrinizdeyim Paşam…
Şakir Zümre 1925 yılında İstanbul’da Haliç kenarında “Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye” Fabrikasını açarak, Türk Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacı olan silah ve mühimmatları üretmeye başladı. 300-500-1000 kg lık bombalar yaparak, Türk savaş uçaklarının hizmetine sundu. İmalat ettiği sualtı ve denizaltı bombaları Deniz Kuvvetlerimize can suyu oldu.
Mayınlar, işaret fişekleri, el bombaları üretti fabrikasında…
Onun ürünlerinin tahrip gücü dünyadaki muadillerinden daha fazla olduğu için, yabancı devletlere silah ihraç etmeye başladı…
Atatürk’ün dostu, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine hizmete devam ediyordu.
Milli Bayramlarda, Şakir Zümrenin ürettiği silahlar onurla geçiş yapıyorlardı Vatan Caddesinden…
Yüzde yüz yerli sermayeyle kurulan, Türk girişimcisi, mühendisi ve işçisinin gurur kaynağıydı bu silahlar…

(Devam edecek)