BODRUM KENT KONSEYİNDE YENİ DÖNEM

Dün yapılan Bodrum Kent Konseyi Genel Kurulunda yapılan başkanlık seçimini Cumhur İttifakının adayı Osman Köseoğlu; Belediyenin, meslek odalarının, kimi CHP’ lilerin, ADD’nin desteğiyle kazandı.

Kuşkusuz Köseoğlu’nun Muğla doğumlu olması, babasından, dedesinden Bodrum hikayeleri dinlemiş olmasının da çok büyük rolü olmalı.

Ne yazık ki ben dedemi hiç görmedim, babam da Bodrum’u hiç görmedi ama ben 18 yıldır Bodrum’da yaşayan bir Adana’lı olarak kendimi çoğu kazara Bodrum’lu bir ana babadan doğma kişilerden daha Bodrum’lu sayıyorum.

Bodrum sevdası Bodrum’da doğmak ya da ya da Bodrum’lu bir ana babadan doğmuş olmakta oluşmuyor.

Yüreğinde insan sevgisi, önceliğinde yaşadığı kentin doğasını, tarihi ve kültürel değerlerini korumak olan, doğduğu kentle yaşadığı kent arasında ayırım yapmadan ortak bir kent kültürü oluşturma çabası olan, yalnızca Bodrum’dan beslenmek değil, Bodrum’u beslemek gibi bir derdi olan insanlardır bizim Bodrum’ludan anladığımız.

Geldiğim günden bu yana bulunduğum her ortamda dilimin döndüğü, gücümün yettiğince bunu anlatmaya, yazmaya çalıştım.

Ancak anlaşılan o ki ya ben yanlış bir yerde duruyorum ya da kendimi, duygularımı, düşüncelerimi açıklamakta zorlanıyorum.

O yüzden Bodrum’da dikili bir ağacı bile olmayan ne belediyeden ne de kamudan bitecek işi olmayan biri olarak çekilip kenara akıl sağlığımı korumaya çalışmak en doğrusu.

Çünkü her şey, tüm gerçekler apaçık ortadayken kimileri aklımızla alay etmeye çalışıyor.

Düşünebiliyor musunuz;

Bodrum’u, geleceğimizi ilgilendiren tek bir etkinlikte, eylemde görmediğimiz bir dolu insan sabahtan akşama kadar genel kurul salonundan ayrılmadılar.

Belediye Başkan Yardımcıları, Meslek Odalarının Başkanları, Cumhur İttifakı İlçe Başkanları muhtarları baskı altına alarak, teknelerinden insan getirterek, kimilerine gözdağı vererek seçimlere müdahil oldular.

Tüm bunlar herkesin gözü önünde yapılırken birileri çıkıp” bir takım kimselerin kasıtlı olarak Osman Beyi Cumhur İttifakının adayı olarak lanse etme çabalarını komik bulduğunu söylüyor.”

Bir başka aklı evvel “ne yapalım canım Cumhur İttifakı destekliyorsa, bu işi en iyi onun yapacağına inanmışlardır, ondan destekliyorlardır.” Diyorsa aklımıza mukayyet olmak gerekir.

Açık açık” benim ilerdeki siyasi hedeflerim için diğer adayın kazanmasını istemem, bu yüzden de herkesle ittifak yapabilirim” ya da “ belediyede çözülecek bir dolu işim var, başkanın desteklediğini bir adayın karşısında niye olayım” deseler anlayışla karşılarım.

Kaldı ki Bodrum’un yararına ortak fikir ve projeleri takip edecek, siyasetten bağımsız, hiçbir kişi ya da kuruluşun arka bahçesi olmaması gereken Kent Konseyi gibi bir kuruluşun başkan ve yönetimini daha baştan toplumsal meşruiyet tartışmalarının ortasına atmış oldunuz.

Bu telaş, bu korku niye anlamış değilim.

Yapılanları ne akla ne mantığa ne siyasi etiğe sığdırmak mümkün değil.

Son dönemlerde iktidarın muhalefete yönelik baskı ve operasyonlarından korkuyor olabilirsiniz, kamudan bitecek işleriniz vardır ya da siyasi hedefleriniz, projeleriniz vardır.

Çıkıp ortaya hangi nedenlerle bu ittifakın içerisinde yer aldığınızı söylersiniz, saygı duyarım.

Ama yapılan bu çıkar ittifakını türlü gerekçelerle meşru göstermeye çalışmak bence sizleri daha komik duruma düşürüyor.

Üçüncü aday olarak seçimlere katılan Güney Şirin kendince ilkeli bir duruş sergilemiş, safını göstermiştir.

Ya! CHP de siyaset yapmak niyetinde olan, bu yerli ve milli ittifaka destek verenler yarın bunu halka nasıl anlatacaklar?

Sakın ola yanlış anlaşılmasın. Kaybeden tarafta olmak beni üzmez.

Beni üzen bu yaşa gelmiş biri olarak hala bu ali-cengiz oyunlarını yadırgıyor olmam.

12 Martları, 12 Eylülleri yaşamış, bedel ödemiş biri olarak hala insanların ilkeli duruş sergileyebileceklerini, çıkar gözetmeksizin sorumlu yurttaş gibi davranabileceklerini sanıyor olma saflığından kurtulamadım.

“Rüzgarlı bir pazar gününde Belediyeye ait bir kafede üstelik basın indiriminden yararlanarak çay içiyorsun be adam, otur oturduğun yerde!” diyorum kendime.

Ama o muhalif, o barışçıl, o devrimci o mücadeleci yanım ağır basıyor ve oturup yine ve yeniden yazıyorum.

Herkese ve özellikle güç odaklarına şirin görünerek daha sorunsuz, daha keyifli bir yaşam sürmek varken inanıyorum yine belli kesimlerin tepkisini çekecek yazılara devam edeceğim. Benim kavgam sistemle, tek tek kişilerle bir derdim yok.

Siyaset ve insan ilişkilerinin bu denli kirlendiği bir ortamda temiz kalabilmenin zorluğuna inat en azından kendime saygımı ve akıl sağlığımı korumaya çalışacağım.

Dostça kalın, sevgiyle kalın.