BİZ OSMANLI MIYIZ? 4

Bu dönemde Kuzey İran coğrafyası, Selçuklu ardılları olan Türklere, bölgede uzun süredir yaşayan göçer Türkmenlere, Kuzey Karadeniz hattında yaşayıp, Hazar denizi üzerinden İran’a göç eden Tatarlara ve Moğol baskısıyla İç Asya’dan göç eden göçebe Türk boylarına ev sahipliği yapıyordu. Selçuklu valileri Türkmenleri, Tatarları ve göçebe Türklerin en güçlü unsurlarından olan Kayıları ikna ederek, Abbasi akınlarına karşı bir ittifak oluşturdular ve bulundukları bölgeyi (Horasan/Merv kentleri) Abbasi akınlarından korudular. Bu başarıda en büyük paya sahip olan Kayılar, hem Büyük Selçuklu Devleti sonrası İran coğrafyasında başsız kalmış olan Türkmenlerin bağlılığını kazandı, hem de büyük bir nüfuz kazanarak bölgedeki Türk kitlelerin liderliğini üstlendi.
Kayılar bu tarihte yaklaşık 20.000 çadırlık kalabalık bir oymaktı. Bölgedeki Türkmenler ve Tatarlar ise, 50.000 çadırdan oluşan çok daha kalabalık bir nüfusa sahipti. Kendilerinden sayıca az olmalarına rağmen Kayı beyi Süleyman Şah’ın giriştiği savaşlarda gösterdiği kahramanlıklar ve Kayıların elde ettiği başarılar, Türkmen ve Tatarları etkiledi. Yeni ve güçlü bir lider arayan bu Türk kitleleri Süleyman Şah’a biat ederek Kayı boyuna katıldılar. Kayılar artık 70.000 çadırdan oluşan muazzam bir güç unsuru haline gelmişlerdi. 70 bin çadırlık bir nüfus yaklaşık 50.000 kişilik bir savaşçı ordusu anlamına geliyordu. Oymağın savunması için vazifelendirilen askerler düşünüldüğünde ise en az 30.000 askerlik bir sefer gücü söz konusu oluyordu ki; bu rakam büyük bir savaşın kaderini belirleyebilecek bir muharip unsur olmaları için fazlasıyla yeterlidir.
Kayılar devletsiz ve töresiz kalmış, hem Moğollar hem de Abbasiler tarafından hedef haline gelmiş İran coğrafyasında, varlıklarını devam ettirmek yerine Gaza etmek ve Anadolu’da kurulmuş ve giderek güçlenmekte olan Anadolu Selçuklu Devleti’ne yakın olabilmek maksadıyla, Anadolu’ya göç etmeye karar verdiler. Anadolu göçlerindeki ilk durakları,Ahlat oldu (1191). Burada çok kısa süre kalan Kayılar, ardından önce Erzurum’a sonra ise Erzincan’a yerleştiler. Ahlat, Erzurum, Erzincan hattı, Anadolu Selçuklu Devleti ile Harzemşahlar devleti arasında sınır hattı durumundaydı. Doğusunda Harzemşahlar, Moğol akınlarına karşı koymaya, Batısında Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu’daki hâkimiyetini güçlendirmeye ve Haçlı seferlerine karşı koymaya çalışıyordu. Kayılar, ne Anadolu Selçuklularına ne de Harzemşahlara tabi olmadılar ve kendi kaderlerini kendileri tayin etme gayretine giriştiler. Yaklaşık 30 yıl boyunca Erzurum ve Erzincan’da yaylayıp kışladılar.Ancak geçirdikleri onca zamana rağmen, umduğunu bulamayan Süleyman Şah, asıl vatanı olarak gördüğü Türkistan coğrafyasına geri dönmeye karar verdi. Genç ve kahraman bir bey olarak ayrıldığı Türkistan’a şimdi yaşlanmış, ömrünün son demlerini yaşayan bir bey olarak geri dönüyordu.
Kayılar, göçlerini vaktiyle Türkistan’dan göç ettikleri Tebriz - Ahlat istikameti üzerinden değil, güneyden Fırat nehri ve Halep vilayeti güzergahından gerçekleştirdiler ve Halep vilayeti yakınlarında bulunan Caber kalesi yakınlarına kadar ilerlediler. Göç istikametleri gereği Fırat nehrini geçmek zorunda olan Kayılar, sığ gibi görünen bir boğazdan nehri geçmeye karar verdiler. Öncü birlikler nehri geçemeyince durumu Süleyman Şah’a bildirdiler. Süleyman Şah nehri kontrol etmek için atını nehre sürdü ancak at sendeleyince nehre düştü ve boğularak hayatını kaybetti. Süleyman Şah, sudan çıkartılarak Caber kalesi yakınlarında nehir kenarına defnedildi. Bu bölge sonradan Türk Mezarı olarak anılmıştır. Günümüzde Süleyman Şah türbesi olarak geçen anıt mezarın bu bölgede bulunması hasebiyle, Kayı beyi Süleyman Şah’a ait olduğu düşünülmektedir.
Süleyman Şah’ın vefatı üzerine Kayı boyunun dirliği bozuldu. Yaklaşık 70.000 çadır büyüklüğünde olan Kayı boyu içerisindeki en kalabalık kitleyi Türkistan’da Süleyman Şah’a tabi olan Türkmen ve Tatarlar oluşturuyordu. Süleyman Şah’ın ölümü üzerine bu kitle Kayılardan ayrılarak Şam’a doğru göç ettiler. Günümüzde Şam Türkmenleri olarak varlıklarını devam ettiren topluluk Kayılardan ayrılan Türkmen-Tatar kitlelerin ardıllarıdırlar. Türkmen ve Tatarların ayrılmasından sonra geriye kalan ve Kayı neslinden olanlar Süleyman Şah’ın 3 büyük oğluna uydular. Aslında Süleyman Şah’ın 4 oğlu vardı. Yetişkin olan oğulları; Sungur Tigin, Gündoğdu bey, Ertuğrul Bey, Kayı boyuna önderlik ettiler. En küçük kardeş olan Dündar ise henüz çocuk yaşta olduğu için ağabeylerine uymuştur.

Devam edecek…