Biz “Dış Raporlar”a pek aldırmayız ama…

Kendisi diş hekimi olan Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, geçtiğimiz yılın sonunda Hürriyet Gazetesine verdiği bir mülakatta, bilhassa da kız çocuklarını kastederek “onları evlendirmek yerine eğitelim” dedi.

Bayılmıştım bu sözüne.

Şimdi “Organisation for Economic Co-operation and Development” yani OECD’nin, yani Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bazen de İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı diye anılan uluslar arası ekonomi örgütünün “Eğitime bir Bakış” adlı raporunu okuduğumda Ataç’ı hatırladım.

Rapor sanki onu doğruluyor.

Türkiye için diyor ki;

*Özellikle okul öncesi eğitime katılımdaki düşük oran göz önüne alınarak bu hususta geliştirici çalışmalar yapılmalı.

*Bu çalışmaya öğretmen maaş ve kalitesine yükselterek başlamalı.

Mesela 15 yıllık tecrübeye sahip bir lise öğretmeninin OECD ülkelerindeki yıllık kazancı 44 bin 600 dolar iken, Türkiye’de 28 bin 110 dolar.

Lüksemburglu bir öğretmenin maaşı Türkiye’dekinden 4kat fazla.

Yani;Türkiye’deki öğretmen maaşları tüm eğitim kademelerinde OECD ortalamalarının altında.

*Türkiye’deki tecrübe artışı, maaşa çok az yansıyor.

*Tüm düzeylerde öğretmen başına düşen öğrenci oranı çok yüksek.

İlkokulda öğretmen başına 27, ortaokulda 25 öğrenci düşüyor.

(Bunlar bizim neslin 50-60 kişilik sınıflarda okuduğunu duyarlarsa bizi topa tutarlar valla)

*Türkiye’de ilkokul öğretmenlerinin yarıdan fazlası (%61’i) 40 yaşın altında. Yüzde 24’ü ise 30 yaşın altında.

Ortaokulda ise yüzde 76’sı 40 yaşından küçük.

Şimdi siz bu verilere “İyi ya işte genç öğretmenler” diyeceksiniz.

Ama raportörler gençlik yerine tecrübe istiyorlar.