Kainat'ta bizim kadar izin kullanan, eğitimi bizim kadar eğitimsizleştiren, "olsa da olur, olmazsa da olur" boyutlarına vardıran başka ülke bulun;
"Allah'ım kadar sevdiğim sakallarımı kestirip, Adana caddelerinde şapkasız dolaşmazsam şerefsizim."
Okula yolladığımız.. Daha doğrusu, yolladığımızı sandığımız yavrularımıza
masrafa girip, 3 bin 333 yapraklık defter almayın..
Gerek yok..
10 yaptak yerter de artar bile..
3 sayfasını kullanııııır, kalan sayfaları da olmayanlara dağıtır.. Bu vesileyle de hayra girmiş olur.
Kitap mış.
Cetvel miş.
Pergel miş.
Kalem miş.
Silgiy miş.
Hiç gereği yok.
"Geçin onları."
**
Ocak ayının yarısından fazlası tatil anasını satayım.
Şubat aynı.
Mart aynı.
Nisan aynı.
Mayıs aynı.
Haziran ortası yine aynı.
Bunlar var ya bunlar;
"Temmuz, ağustos aylarında okulları açarsa kimse şaşırmasın... Bırakın onlar düşünsün, onlar şaşırsın."
**
-Eğitim de neden bu kadar gerilerdeyiz?
-Neden sorgulanıyoruz?
-Neden istenen, arzu edilen noktalar da çok noksanız?
-Hem KEL, hem FODUL olmamızın sebebi nedir?
Sorularının tek yanıtı var...
O da; "Milli eğitimlilikten, milsiz eğitimliğe terfi etmiş olmamızdır."
"Kim kusura bakarsa baksın... Bu hassas, bir o kadar da kritik mevzu da ne umudumuz, ne ümidimiz, ne de inancımız kaldı."
-Yıldık.
-Yılgınlaştırıldık.
-Bıktık.
-Bıktırıldık.
-Usandık.
-Usandırıldık.
-Gına geldik.
-Gına getirildik.
-Tükendik.
-Tüketildik.
-Pıstık.
-Pıstırıldık.
-Küstük.
-Küstürüldük.
-Ve ve ve;
İşbilmez müfredatçılar eli ile küflenme noktalarına gelmedik, ge-ti-ril-dik.
Şunu da ifade edeyim ki, anlamayan, "bile isteye" anlamazlıktan gelen güruh neyi, ne kadar rezil ve rüsva ettiğini daha NET algılasın;
-"Okulları ocak'ta açın,
14 şubat'ta da kapatın..
Ekonominin "silindir" olduğu ortam da daha fazla masrafa girmemiş oluruz..
Bizler de kurtuluruz, sizler de.