Bir Tıkla Başlayan Çöküş

Eskiden kumarhanelerin kapısında güvenlik olurdu. Şimdi ise kumarın kapısı cebimizde. Bir bildirim sesiyle açılıyor, bir bedava denemeyle başlıyor. Adı sanal, ama yıkımı fazlasıyla gerçek.

Sanal kumar, artık sadece para kaybı değil; umut kaybı, onur kaybı, hayat kaybı demek. Kaybedilen sadece maaşlar değil, mal, mülk aileler.

Çocuklar babasız, anneler evlatsız kalıyor. Ve en acısı, bu bataklık, her geçen gün daha fazla insanı intihara sürüklüyor.

İlk başta masum görünüyor. “Bir kereden bir şey olmaz.” Sonra bir kez daha… Kaybedilen parayı geri alma hırsı, aklın önüne geçiyor. Borç borcu kovalıyor, yalanlar gerçeğin yerini alıyor. Aynaya bakamayan insanlar çoğalıyor. Utanç, çaresizliğe; çaresizlik karanlığa dönüşüyor.

Kimse “Ben intihar etmek istiyorum” diye başlamıyor bu yola. Ama sanal kumar, insanı adım adım oraya getiriyor. Gece yarısı ekranın karşısında, tek başına. Kaybedilmiş bir hayatın bilançosu, soğuk rakamlar halinde önünde duruyor. Telefonu kapatınca borçlar gitmiyor, vicdan susmuyor, karanlık dağılmıyor.

Bu bir bireysel zayıflık meselesi değil. Bu, organize bir sömürü düzeni. Reklamlarla, sahte kazanç hikâyeleriyle, “kolay para” masallarıyla insanları avlayan bir sistem.

En çok da gençleri, işsizleri, umutsuzları hedef alıyor. Yani tam da tutunacak dala ihtiyacı olanları.

Peki biz ne yapıyoruz?

Üç beş site kapatıp vicdanımızı rahatlatıyoruz. Oysa her kapatılan sitenin yerine yenisi açılıyor. Asıl soru şu: Daha kaç hayat sönmeden bu felaketi ciddiye alacağız?

Sanal kumar bir özgürlük alanı değil, dijital bir mezarlık olmaya doğru gidiyor. Ve eğer bugün dur demezsek, yarın bir istatistik daha okuruz: “Borçları vardı… psikolojik sorunları vardı…” Oysa gerçeği hepimiz biliyoruz.

Bu sadece bir oyun değil. Bu, sessiz bir intihar zinciri.