Bir Pazar Kahvaltısı

İçinizdeki hafta sonu tatilinin huzuru ile kalabalık ailelerin keyif aldığı Pazar kahvaltılarına konuk olmak ister misiniz?

‘Ah, ah nerde o günler’ dediğinizi duyar gibiyim!

Evet, o günler çook geride kaldı ve eski tadı yok artık, bunun hepimiz farkındayız.

Yine de geçmişe dönüp baktığımızda, Pazar kahvaltılarını özleyenler için mini bir nostalji yapmaya ne dersiniz?

***

Günlerden Pazar, haftanın son ve en güzel günü..

Babalarımızın dükkânları kapalı, tüm aile evde…

Ya biz çocuklar; hafta boyunca ağlaya ağlaya okula gitmek için yataktan kalkar, fakat hafta sonları nedense gözümüze çöp batar.

Saat sabahın 7’si, yatsana be çocuk!

Ama yok, çizgi film izlenecek, uyunur mu hiç? 

Erkenden kalkar, televizyonda çizgi film izlemenin keyfini çıkarırdık. Zaman geçtikçe midemiz kazınır, akşamdan kalan ekmekleri kemirirdik.

Herkesten önce kalkan annelerimiz nerde peki? Nerde olacak; Mutfakta...

Mutfaktan mis gibi kokular gelir.

Sonra, “Hadi oğlum fırına...”

Nar gibi kızarmış, sıcacık pidelerin uçlarından yiyerek gelirdik eve. Küçük bir kulak çekmesi, azar işitmemiz garantiydi.

Hafta sonu ekleri ve bulmacalarıyla zenginleştirilmiş Pazar gazeteleri, babamızın önüne konurdu. Hep birlikte kahvaltıya oturulur, hafta içi yapamadığımız ya da ekmek arası domates-peynirle doyurmaya çalıştığımız midemiz o gün bayram ederdi.

Nasıl etmesin babamız evde, istediğimiz her şey alınırdı. Sofrada yok, yok… Sucuklu yumurta yerken, bir yandan çilek reçelini keser, peynir-zeytin bitecek diye lokmalarımızı çiğnemeden yutardık.   

Çizgi film faslı bittikten sonra, Western film kuşağı başlardı. Kardeşlerimizle kovboyculuk oynardık. Oklava atımız, televizyon kumandası silahımız, babamızın şapkası kovboy şapkamız olurdu. Evdeki kedimiz sadık köpeğimiz olur, el süpürgesinden koparttığımız çöpü de, kovboylar gibi dudağımızın arasına alırdık. Şimdiki nesle çok saçma gelebilir ama biz çok eğlenirdik.

Büyüklerimiz kahvaltının üstüne bol köpüklü Türk Kahvesi içerdi. Kahvaltı sofrasının ortada olması, masanın dağınıklığı annelerimizi sinir ederdi. Bir yandan kahvesini yudumlar, diğer yandan tabak bardak ne varsa mutfağa götürürdü. Masada biri magazin eki okur, diğeri spor sayfasını, bir başkası ‘Asayiş Berkemal’ sayfalarına bakar, ötekisi bulmaca çözerdi. Babalarımız ise, siyasi ve ekonomi haberlerini okur, aynı anda kovboy filmini izlerdi.

O günlerdeki sohbetlerin ne kadar değerli olduğunu, zaman geçtikçe anlar olduk. Kimsenin yüzü asık değildi. Çocukların elinde cep telefonu, tablet yoktu. Hoş sohbetler eşliğinde Pazar kahvaltımızı yapardık. Bir Pazar Kahvaltısı böyle geçerdi. Aslında kahvaltı bahane, sohbet şahaneydi. Yok yok, kahvaltı da şahaneydi…

***

Peki, günümüzde Pazar kahvaltıları nasıl geçiyor?

Ben söyleyim; Gece yarılarına kadar telefonda, tablette takılan çocuklar, öğleye kadar uyur oldu. Hafta sonu geç kalkan hanımlar, güne kahve içerek başlar oldu. Saatler ilerledikçe zil çalan karnımız, aperatif kahvaltılıklarla doyar oldu.

Demem o ki; O şahane Pazar kahvaltılarından eser kalmadı, ki bu rezil ekonomide kahvaltı sofralarının maliyetini düşünecek olursak. Aslında bambaşka bir konu.

İnsanın içinde, gel de özleme o eski güzelim Pazar Kahvaltılarını diyesi geliyor.

Yarın günlerden Pazar…

Hiç değilse bu Pazar kendinize, ailenize bir iyilik, bir güzellik yapın. Herkes telefonlarını, tabletlerini bir kenara koysun. Fırından ekmekler, hafta sonu gazeteleri alınsın. Ailecek bir Pazar kahvaltısı yapmanın tadını çıkarın. O zaman söylediklerimi eminim ki daha iyi anlayacaksınız.  

Sağlıcakla kalın…