Bir Kıvılcımla başlıyor her şey

2025 yazında maalesef ülkemizin akciğerleri, birer birer yanıyor, geriye sadece küle dönmüş ağaçlar, susuz kalmış hayvanlar ve yok olan yaşamlar kalıyor. Oysa çoğu zaman, her şey sadece bir kıvılcımla başlıyor.

Ülkemizde maalesef orman yangınları şiddetini arttırıyor. Özellikle İzmir bölgesi yangının en şiddetli etkili olduğu bölge olarak karşımıza çıkıyor. Şiddetli rüzgârın da etkisi ile yangın kontrol altına alınamıyor, etki alanının kısa süre içinde arttırıyor. İnsanlar çaresiz bir şekilde rüzgârın etkisini kaybedip, yangının sönmesini bekliyor.

Orman yangınlarının büyük bir kısmı insan kaynaklı... Yani doğa kendi kendini yakmıyor, biz yakıyoruz. Piknikten sonra söndürülmeyen mangallar, ormana atılan izmaritler, dikkat edilmeden kırılıp atılan cam şişeler... Bazen ise bilinçli, kasıtlı yangınlar. Sebep ne olursa olsun, sonuç değişmiyor: Binlerce dönüm orman kül oluyor, canlılar yanarak can veriyor, hava kirleniyor, su kaynakları kuruyor, iklim değişikliği daha da hız kazanıyor.

Bir kıvılcım... Belki de 1 saniyelik bir dikkatsizlik. Ama o kıvılcımın bedelini binlerce yıl yaşlanmış ormanlar, o ormanlarda yuvalanan canlılar ve biz insanlar ödüyoruz.

Orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntem, yangını başlamadan engellemektir. Bu da ancak toplumun bilinçlenmesiyle mümkün olur. Bir izmarit yere atılmadan önce iki kez düşünülürse, ormanda ateş yakmanın tehlikeleri herkesçe bilinirse, yaz aylarında ormanlık alanlara giriş kontrollü yapılırsa, belki de o kıvılcım hiç doğmaz.

Yangın çıktıktan sonra havadan müdahale, karadan ekiplerin özverili çalışmaları elbette hayatidir. Ama unutmayalım: bir ormanı söndürmek saatler, günler alır; ama yeniden büyütmek onlarca yıl sürer. Her yanan ağaç, bir neslin kaybıdır.

Orman, sadece ağaç değildir. Orman; sudur, oksijendir, topraktır, serinliktir, yağmurdur, hayattır. O orman yandığında sadece ağaçlar değil, biz de yanarız. Çünkü ormanlar bizim geleceğimizdir. Her doğa katliamı, bize bumerang gibi geri döner. Kuraklık olur, hava kirliliği artar, gıda krizleri yaşanır. Oysa küçük bir dikkat, büyük felaketleri önleyebilir.

Ormanlar kendi kendini savunamaz. Onları korumak bizim elimizde. Bu yaz da binlerce hektar orman alanı yok olmadan önce, “benim küçük bir hareketim neye sebep olur ki?” demeyin. Bazen bir kıvılcım, sadece ağaçları değil, vicdanları da yakar.