Bir kadın gittiğinde…

Anneler gününde yayınlayamadım.

Çünkü bu konuda başka bir yazım vardı.

Önümüzdeki yılın “Anneler Günü” ne de daha çok var.

Zamansız demezseniz “annelerin güzelliği”ne bu gün de bakalım.

***

Kadınlar bir gün bu Dünya’dan (aramızdan) çekip gittiklerinde, peşlerinde “yetim-Öksüz” kalan çok olur.

Sadece canlılar değil; mutfaktaki dolap, pencerelerdeki perdeler, dikiş kutusunun içindeki “bir gün lazım olur” diye atılmamış eski düğmeler, “bir gün bir ihtiyaç sahibine veririm” düşüncesiyle atılmamış ve özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerinde yarım kalan örgüler, danteller, dikiş malzemeleri,, ilkokul bilmem kaçıncı sınıfta taktığınız kurdeleler, çekmecenin dibinde artık kimsesizdir.

Kimsesizdir, eski tarak ve tokalar.

Kadın gidince; sabahları mutfaktan gelen tıkırtılar susar.

Yetim kalmıştır, tencereler, tabaklar, tahta kaşıklar, üzerine örtüler yapılmış olan tepsiler.

Bir kadın gittiğinde, hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker, ahırdaki “sarıkız”

Serisi bitmiş de teki kalmış o eski bardağın, eşinin sevdiği için atmadığı kenarı kırık kahve fincanının anlamını belki çocukları bile bilmez.

Banyodaki, saplı “kabak tası”nın keyfini yaşar da eve nasıl geldiğini bilemez çocuklar.

Balkon kenarındaki çiçekler, sulandıkları halde boyun bükmüş, balkon tuhaf bir sessizliğe bürünmüştür.

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında.

Çünkü o pek çok mesleği tek başına yapandır.

Bir ağır işçi olduğunu o gittikten sonra anlar ailesi.

Hatırlarlar ki; o ağır bir işçi, usta bir ahçı, gerektiğinde bir hemşire, Bir bahçıvan, evin hesaplarını tutan bir muhasebeci idi.

Bir anne gider;

Bir dost, bir sevgili, bir arkadaş, bir komşu bir sevgili yok olur.

Ne çok kişi gider aslında bir anne gittiğinde…

Bazılarımız daha o yaşarken biliriz değerini.

Sevgisine karşılık veririz, onu mutlu etmek için çabalarız.

Ama maalesef bazılarımız; o gittikten sonra anlarız kıymetini.

..ve Tanrı kadını yarattı.

Altıncı gün dolmak üzereydi.

Tanrı, halen kadını yaratmakla uğraşıyordu.

Oysa erkeği sadece bir günde yaratmıştı.

Meraklı bir melek çıkageldi;

“Allahım; beni bağışlarsan sana bir şey soracağım.

“Sor” dedi yaratan.

“Ötekini, yani erkeği çok daha çabuk yaratmıştın. Kadına neden bu kadar çok zaman ayırıyorsun?”

Tanrı gülümsedi;

“Çünkü buna, çok değerli, çok farklı özellikler katıyorum…Örneğin yüzlerce parçadan oluşturuyorum. Ama yine bir bütün olmasını sağlıyorum..

Mesela kadın; birden fazla bir çok çocuğa sarılabilmeli. Dünyanın her yerindeki çocukları, bedeniyle olmasa da ruhuyla kucaklayabilmeli.

Düşen bir çocuğun kanayan dizini de, yaralı bir yüreği de iyileştirebilmeli”

Melek; kendilerinden daha değerli bir şey mi yaratılıyor diye biraz da kıskançlıkla devam eder;

“Kaç eli, kaç kolu olacak?”

“Sadece iki”

“İki el, iki kolla mı yapacak bu dediklerini?”

“Yapabileceklerinin hepsi bu değil.. Kendi yaralarını da kendisi sarabilecek. Ayrıca günde 18 saat çalışabilir durumda olacak.”

Melek; merak ve heyecanla yanına yaklaşıp, kadına dokundu.

“Onu çok yumuşak yapmışsın”

“Yumuşak ama aynı zamanda çok güçlü..Gücünü ve kaldırabileceklerini hayal bile edemezsin”

“Düşünmeyi de bilecek mi?”

“Yalnızca düşünmeyi değil, hem sağduyusunu kullanmayı, aklıyla ve yüreğiyle muhakeme etmeyi, hem de mücadele etmeyi bilecek.

Sonra; düşüncelerini savunmayı, sorunları çözmeyi de bilecek. Bunların yanı sıra uzlaşmayı da bilecek”

Melek artan bir heyecanla kadının yanağına dokundu.

Eli ıslanınca “bu nedir?” diye sordu.

Tanrı yanıtladı;

“Buna gözyaşı denir”

“Neye yarar?”

“Kendini ifade etmeye yarar. Acıyı, kuşkuyu, aşkı, yalnızlığı ve onuru, ama aynı zamanda sevinç biçimleri sonsuzdur.. O sevinci, mutluluğu ve aşkı yakalayıp onlara sımsıkı sarılmasını bilecek.. Haykırmak istediği zaman susması gerekiyorsa susacak..Ama sustuğunda, çığlığını duyurabilecek..Öfkelendiği vakit gülümseyebilecek.

Ağlamak istediğinde şarkı söyleyebilecek, mutlu olduğunda ağlayabilecek, korktuğu zaman bile gülebilecek.

Kadın inandığı doğrular için, sonuna kadar mücadele edebilecek kapasitede olacak..Haksızlığa karşı savaşacak, çözüm yolunu biliyorsa ‘hayır’ yanıtını asla kabul etmeyecek”

Ne çok özellik vermişsin.”

“Dahası var..Kadın; arkadaşı doktora yalnız gitmesin diye ona refakat edecek, korkan birini gördüğünde ona ‘korkma’ diye elini uzatacak..Tanıdığı, ya da tanımadığı her ölüm haberinde kalbi kırılacak. Ama yine de yaşamı sürdürebilme gücünü kendisinde bulacak.

Çocukları daha çok yesin diye ‘ben zaten toktum’ diyebilecek, bir öpüş, bir sarılış, bir kucak açışla, kırık ya da yaralı bir yüreğin nasıl onarılacağını bilecek”

“Peki; bunun hiç mi eksiği ya da yanlışı olmayacak?”

Cevap çok çarpıcı;

“Olmaz olur mu?..Ne kadar değerli olduğunu her zaman unutacak”