Öğrencilerin Akademik Düzeyi Yereli mi?
Sorunun bir diğer boyutu akademik yeterliliği olmayan öğrencinin, düşük puanlar ile üniversitelere yerleştirilmeleridir. YÖK’ün iki yıl önce aldığı kararla, Tıp, Hukuk ve Mühendislik fakültelerine belirli bir puan sıralaması getirilmiştir. Düşük puanlı çok sayıda öğrenci sonradan açılan, başta vakıf üniversiteleri olmak üzere üniversitelerin değişik bölümlerine yerleşilmektedirler. Bir programa yerleşmediği zaman da yurtdışında bir üniversiteye kayıt yaptırmakta daha sonrada nakil yolu puanına yakın bir üniversiteye geçiş yapabilmektedir. Hukuk eğitimi gibi, matematik-Türkçe ağırlıklı puan türünü gerektiren bölümlerde soyut düşünme, analiz etme, yoğun çalışmayı gerektirmektedir. Maalesef bugün öğrencilerimiz çoğunluğu çok çok yetersiz olarak üniversite eğitimine başlamaktadırlar. ÖSYM sınav sonuçları analiz edildiğinde ilk 50-60 bininci sıralamanın gerisindeki öğrencilerin birkaç matematik, Türkçe sorusu ile üniversiteye geldikleri görülecektir. Öğrencilerin çoğunluğu geometri, fizik gibi soyut düşünme, yaratıcı düşünceden yoksun. Ezberci lise eğitiminde sınava yönelik ders çalışmadan dolayı kitap okumayan entelektüel alt yapısı oluşmamış, felsefe mantık, sanat, müzik ve spordan uzak bir yaşam anlayışına sahip olarak üniversiteye gelen öğrenci, yorgun ve üniversite coşkusuna sahip görülmüyor. Bunun üzerine akademik alt yapısı yetersiz, çalışma disiplini olmayan, ders çalışmasını bilmeyen, okuduğunu tam anlamayan çok sayıda öğrencinin derslerde doğal olarak zorlanmakta olduğunu görüyoruz. Doğal olarak öğrenci, ailesine ve çevresine karşı zorda kalabilmekte ve bu tür tasvip edilmeyen kabalıklara teşebbüs edebilmektedir.
Üniversite gençliği maalesef, eğitim sistemimizin ve verimsizliğimizin verdiği güvensizlikle öğrenme isteğinden de soğumuş durumdadırlar. Ülkesinin, dünyanın tarihini, coğrafyasını, araştıran, bilmediğini öğrenmeye çalışan, öğrendiklerini tartışan, yeri geldiğinde yaşamı ileri düzeyde sorgulayan bir dünya insanı, ülkemizi yarınlara taşıyacak insan olacaktır. İletişim teknolojileri çağında dünya insanı niteliğinde eğitim becerileri ile eğitemesek, korkarım çağı yakalamakta geride kalırız. Bugün Dünyanın bir kısmında bilgi ve teknoloji elektron hızı ile üretiliyor. Üretilen bilgi ve teknoloji üretildiği ülkeye artı değer katmaktadır. Bizim bu düzeyde bir eğim sistemine sahip olmamız çağın gerisinde kalmamamız için şarttır. Sürekli başkasının ürettiğini satın alarak ve tüketerek dünya ile başa baş gelişemeyiz. Tarihin diyalektiği çağa uygun hareket etmeyeni maalesef dışarıda bırakıyor. Yoksa çalışmadan yorulmadan başkasına yaşam hakkına saygı duymayan, bencil, kaba-saba, kabadayı katiller tiplerinin bu ülkeye faydası olmaz. Tam tersine bunlar ülkemize hizmet etmez ve zarar verirler.
Türkiye’nin Mevlana’nın ifadesi ile “yeni bir şey söylemesi gerekir”. Mevcut sorunların üstesinden gelmek için düşünme çapımızı genişletip, sorunları iyi düşünüp çok boyutlu somut veriler üzerinden çözümler üretmek zorundayız. Dünyada bilim ve teknolojideki gelişmelere baktığımızda, geride kaldığımız konusunda ciddi ciddi kaygılanıyoruz. Üniversitelerin gerçek anlamda özerk ve özgürlükler adası olarak, sorunları çözebilecek potansiyele sahip olduğuna inananlardandım. Ancak bugün üniversitelerin çoğunda kişisel olarak hocaların hedefleri dışında kurumsal düzeyde stratejik bir sorun çözme hedefi bulunduğunu sanmıyorum.
Üniversitede Ezber Değil, Analiz ve Sorgulayarak Bilgi Edinilir.
Ezbere dayalı eğitim sisteminin sonucu yaşanan koordineli sorunlar, bir bütün olarak eğitim sitemimizi ve yaşamı anlamamızı sorgulamaya kadar varan çok yönlü toplumsal boyuta ulaşmıştır.
Her şeyden önce kopya çekme olayı üniversite eğitiminde olur mu? Sorusu ile başlayalım.
Önce üniversite nedir?
Üniversite nasıl bir ortamdır?
Üniversitede eğitim-öğretim liseden ayrı olarak nasıl yapılır?
Üniversitede öğrencinin neyi öğrenmesi gerekir?
Üniversite ortamında eğitimden öteye de neyi kazanması beklenilir?
Üniversitede sınav neden yapılır ve nasıl yapılır?
Üniversitede Yoruma Ve Tartışmaya Dayalı Cevap Arandığı İçin Kopya Olayı Olamaz.
Akademik yaşamdaki çoğu hocamız yurtdışında bulundu. Üniversite ortamında değişik sınavlardan geçtik. Geçmişte de ülkemizde bazı hocalarımız üniversitelilik bilinci ile sınavda kitap-defter açık sınav yaparlardı. Neden? Çünkü üniversitede eğitim ezbere olamaz da ondan. Üniversitede bilgi verilmez, üniversitede bilgiler analiz edilir ve bilgiden bilgi üretilir. Sınavlarda da bilginin kavranıp kavranmadığı belirlenmeye çalışılır. Kişi öğrendiyse sorulara cevap verebilir…
Devam edecek…