Benim Demirspor’um…

1994 Yılından itibaren hasretiz Süperine…

Ankara’da tanıklık etmiştik.

Metin Türel’in direktörlüğünde yola çıkılmış hatta yola çıkılırken telefon jetonları ve futbolcuların suları bile buradan götürülmüştü. Biliyorsunuz Demirspor’un klasiğidir, maddi imkansızlık. Ne zaman neresi olursa olsun genelinde bu olumsuzluk yaşanmıştır. Ancak ne kadar yaşanırsa yaşansın bir şekilde sevenlerinin duası ve camianın önemli isimlerinin gayreti ile ayakta kalmayı başarmıştır ve başarılı olmuştur benim Demirspor’um…

Son kez 1994 yılında Süper ilgi gördü benim Demirspor’um…

Devamından sonra yaşanılan şampiyonluklar 3. ve 2.lige aitti. Onlarda hayli anlamlıydı. Onlara da adanmış sonsuz ve fedakarlık çizgisini aşan mücadeleler vardı.

Ama benim Demirspor’um Süper ligi ister. Yeri orasıdır. 1994 yılında doğan bebek şimdi delikanlı oldu. Üniversite hayatı sona doğru giderken Demirspor’unu hala Süper ligde göremedi.

Bunun hüznü beynimizi baskılayıp durur zaten. Bir rüya mı yoksa hayal mi bilemiyoruz ama benim Demirspor’um kalbimdeki gibi Süper lige layıktır.

Çarşamba kongre var.

Hep gözlerim benim Demirspor’umu Süper lige taşıyacak başkanı arar durur.

Kim bilir nerede?

Buna hep “kısmet” derler

Bir gün yolumuz illa ki kesişecek. İşte o vakit zaman duracak ve bizim Demirspor’umuz Süper lige çıkacak. İşte o günü hayal bile edemiyorum. Herhalde o akşam eve erken gider ışığı kapatır 1994 yılından bugüne kadar yaşanılanları hatırlar tebessüm ederim. Finalinde ise benim Demirspor’umu Süper lige taşıyan başkanı gözümün önüne getirir “ne iyi ettin de geldin” diye içimden geçiririm herhalde…

İşte benim Demirspor’um…

Başkanını arar durur.

Vakit tamam, zaman doldu…