Adana’nın sıcağı daha kenti tam kavurmadan, kurban pazarlarındaki rakamlar yürekleri yakmaya başladı bile. Geçtiğimiz günlerde açıklanan kurbanlık fiyatları, sofrasına iki dirhem et koymakta zorlanan vatandaşın önüne adeta devasa bir duvar gibi dikildi.
Adana’da bu yıl kurbanlık koyunun kilosu 390 TL, keçi 395 TL, büyükbaş ise 420 TL olarak belirlendi. Sadece rakam deyip geçmeyelim; bu sayılar bir emeklinin maaşından, bir asgari ücretlinin mutfak masrafından kopan koca birer parça demektir.
Üstelik çile sadece kurbanlığı almakla da bitmiyor. "Bismillah" deyip kestirmek isterseniz, küçükbaş için 1.500 TL, büyükbaş için ise tam 10.000 TL kesim parası ödemeniz gerekiyor. Et kıymanın çekim ücreti bile 30 TL’ye fırlamışken, vatandaşın bayram hayali çoktan kıt kanaat sınırlarının ötesine taşmış durumda.
***
Eskiden kurbanlık alamayan dar gelirli vatandaş, bayramdan bir iki gün önce kasabın yolunu tutar ve içini dökerdi;
“Bari 1-2 kilo et alayım da, çocuklarımın kursağından bir lokma et girsin. Herkes cayır cayır mangal yakarken, benim yavrularımın boynu bükük kalmasın!”
Ya şimdi? Şimdi tarihi Kasaplar Çarşısı bile sessizliğe gömülmüş, sinek avlıyor..!
Peki, bayramdan bayrama ortaya çıkıp nutuk atan muhterem, varlıklı yetkililerimiz, duruma hiç vatandaşın penceresinden bakıyorlar mı?
Onlar bakmaz! O halde gelin, sokaktaki emekli amcanın, pazardaki teyzenin, asgari ücretlinin gözüyle şu acı tabloya biz bakalım:
Pazarlık Artık Nafile: Eskiden kurban pazarlarında o meşhur "el sıkışma" merasimleri olur, üç aşağı beş yukarı orta yol bulunurdu. Şimdi besici maliyetten, vatandaş ise yokluktan dertli. Kilogram fiyatları bu seviyedeyken pazarlık artık bir sünnet değil, hayatta kalma mücadelesidir.
Hisseli Kurban Hayal Oldu: Eskiden konu komşu, eş dost yedi kişi bir tosuna ortak olur, "Rabbim kabul etsin" derdi. Şimdi o tek bir hissenin bedeli, bir ailenin birkaç aylık kirasına denk geliyor. Dört parçaya bölünmüş bir büyükbaşın sadece 10 bin TL’lik kesim bedeli, başlı başına bir kurbanlık fiyatı haline geldi.
Kıyma Çekimi Bile Lüks: Kurbanın bereketini kavurmayla, kıymayla saklamak isteyen vatandaş, kilosuna 30 TL öderken bile iki kez düşünecek, bütçesini ince ince hesaplayacak.
***
Bayramlar, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesidir. Ancak bu ekonomik iklimde, ne yazık ki paylaşacak olanın heybesi boş, alacak olanın boynu bükük. Vatandaşın gerçek gündemi, dini bir vecibeyi yerine getirme arzusundan ziyade;
"Ay sonunu nasıl getiririm?",
"Bayramda toruna harçlık verebilir miyim?"
"Sofraya tadımlık da olsa et koyabilir miyim?" soruları etrafında dönüyor
***
Bir zamanlar tatlı bir telaşla sorulan "Bu yıl ne keseceğiz?" sorusu, şimdilerde yerini mahzun bir kabullenişe bıraktı, “Bayramı siyah-beyaz fotoğraflarda yaşıyoruz!”
Adana’nın o meşhur cömert sofraları, bu yıl fiyatların gölgesinde biraz daha boynu bükük kurulacak gibi görünüyor. Bayramın maneviyatı her zaman baki kalsa da, maddi yükün ağırlığı o eski bayram neşesini sessizce alıp götürüyor.
Dileğimiz, bu acı tablonun bir an önce son bulması ve bayramın gerçekten "bayram" tadında geçebileceği yarınlara uyanmak.
Peki, sizce bu şartlar altında, bu bayram sofrasında kimlerin tabağı dolu kalabilecek?