“Bayram Gelmiş Neyime!” demeyi ezberledik-2

Çocukluğumuzun Kurban Bayramlarında neredeyse her hanede kurban kesilir, mahalleli bildiğiniz Et’e doyardı. Kebaplar pişer, mangallardan dumanlar süzülürdü. Herkes bildiğiniz amatör kebapçı olurdu. Annelerimiz, geriye kalan etleri buzluklarda muhafaza eder ve et bitene kadar bol bol etli yemekler yapardı.

Yazımın ilk bölümünde çocukluğumun Kurban Bayramı’ndan kısmen bahsetmiş, eski bayramların gönlümüzdeki yerinin farkını anlatmaya çalışmıştım. Özel günlerin geçmişte her daim daha güzel ve anlamlı olduğunu savunan biri olarak eski Ramazanları, eski bayramları fırsat buldukça yad ederim.

Çocukluğumuzun Kurban Bayramlarında neredeyse her hanede kurban kesilir, mahalleli bildiğiniz Et’e doyardı. Kebaplar pişer, mangallardan dumanlar süzülürdü. Herkes bildiğiniz amatör kebapçı olurdu. Annelerimiz, geriye kalan etleri buzluklarda muhafaza eder ve et bitene kadar bol bol etli yemekler yapardı.

Ya şimdi…

Şimdilerde bırakın kurbanlık almayı, koyun pazarlarına bile gidemiyoruz. Çünkü kurbanlık alamıyoruz! Günümüzde en ucuz kurbanlık 10 bin lira civarında. 10 bin liralık koyun almak öyle her yiğidin harcı değil. Çünkü birçok insan bırakın kurbanlık almayı, evlerini zor geçindiriyor. 2-3 sene evveline kadar konu komşudan, hısım akrabadan gelen etlerle kebap veya etli yemek yapanlar, şu an korkarım ki bir tike ete hasret kalacaklar. Söylediğim gibi, eskisi gibi kimse kurbanlık kesmiyor. Kesenler ise bırakın komşularına dağıtmayı, en yakın bildiklerine bile et vermiyor. Koca gövdeden çıkan etleri 6-7 ay derin dondurucuda saklayanlar var! Hani insan düşünmüyor değil; “Sen bu kurbanı kendin için mi kestin? E, nerde kaldı bunun sevabı, ibadeti?”

***

Kurbanlık kesebilen az sayıdaki ‘elit kesim’ de bunun farkında lakin;

 “Etin kilosu kaç lira olmuş? Devir ekonomi devri.” diyerek işin içinden çıkıyorlar.

Hatta maalesef, “Biz el âlem için mi kurban kesiyoruz canım!” diyecek kadar kalpsizler de var.  

Bir de madalyonun öteki yüzü var elbet

Bayramdan 2-3 gün önce alınan kurbanlıkları evlerinin bahçe ya da balkonlarında ‘Mee’ leterek gereksiz yere hava atan görgüsüz komşular da yok değil hani. Bu gözü-gönlü bir türlü doymayan, görgüsüz,  düşüncesiz, açgözlülerin tavırlarını ise komşu tayfası sineye çekmek zorunda kalıyor. Ama bir sorun bakayım, içlerinden kim bilir neler söylüyor?

Hadi kısa bir canlandırma yapalım;

“Görüyor musun Ayşe Hanım? Emime Hanımlar koca koyun kesti, bir tike et vermedi. Yazıklar olsun! Birde komşuyuz diye geçinirler!”

İki müttefik komşu, dedikodularını yaptığı komşularıyla karşılaştığı an ise imalı tavırlarla;

“Hayırlı olsun Emine Hanım, Allah kabul etsin.” der ama yine de beklentilerine karşılık bulamaz.

Kibirli bir tebessümle cevap veren Emine Hanım da;

“Âmin, âmin... Darısı başınıza inşallah komşu.” der ve arkasına bakmadan yoluna devam eder.

Bu sefer de maddi gücü kurbanlık almaya yetmeyen gariban kocayı kıskanç tavırlarla, iğneleyici sözlerle sıkıştırır evin hanımı…

Gece yarısı olmuş, el ayak çekilmiş, çoluk-çocuk uyumuştur. Artık karı-kocanın da yatma vakti gelmiştir.

Aralarında tahminimce şöyle muhabbet geçer;

Bir Canlandırma daha:

“Bak Mehmet, görüyor musun? Emine Hanımlar koca koyun kesti, bir tike bile et vermediler. Ah be Mehmet, evlendiğimizden beri bir kurban kesemedik! Bizim neyimiz eksik? ”

Evin reisi ilk olarak son sorudan cevap verir; “Paramız yok paramız!” sonra her sene söylediğini yineler; “Seneye inşallah hanım, seneye…”

Günümüzde artık bayramlar, özellikle Kurban Bayramları ülkemizde maalesef böyle geçiyor. En azından biz böyle biliyoruz…

Demem o ki; bu ekonomik darboğazda, bu pahalılıkta bırakın kurbanlık kesmeyi, evlerini zar zor geçindiren, hatta geçindiremeyen milyonlar var. O yüzdendir ki; “Bayram Gelmiş Neyime!” demeyi çoktan ezberledik.