Günümüzde, ülkede ülke insanı, patates, soğan kuyruğuna girip 3 saat bekliyorsa, birçok şey bitirilmiş demektir. Cumhuriyeti 100 sene yaşatmayı beceremedik. Basiretsiz ve beceriksiz siyasetçiler yüzünden ülke patates, soğanı, samanı dahi ithal eder hale getirildi.
Ülkenin yağmalanmadık yeraltı ve yerüstü kaynağı kalmadı. Sınırlar yol geçen hanına, ülke civar ülke insanlarının gettosu haline getirildi. Üstüne bir de AB ve Amerika tarafından bu insanları ülkelerine göndermeyin kendi toplumunuza entegre edin baskısı yapılmakta. Ülke genetiği daha çabuk ve hızlı bir şekilde bozulmaya çalışılmaktadır. Bunda bugüne kadar başarılı da oldular. Ülke insanı Suriyeli bir göçmenden bile daha kötü koşullarda yaşamaya başladı. Ama biz büyük ülkeyiz onlar da misafirlerimiz geri dönecekler aldatmacası ile 6 milyon Suriyeli ülkede ikamet eder oldu. Bu göçün yaratacağı, şimdiye kadar yarattığı sosyal patlamalar ısrarla ve inatla tüm ülke insanlarından saklanıp sansürleniyor.
Artık son düzlükteyiz aslında son var olma savaşındayız. Ne kadar farkındayız tartışılır.
Son yerel seçimler sonrasında iki partili başkanlık sistemi tüm ağırlığı ile fiiliyata geçer, ülke bölünür (Eyaletlere) insanlar daha da cahilleştirilir. Ardından kölelik sistemi legal hale getirilir. İnsanlar karın tokluğuna yaşamaya çalışmaya devam ederler. Ama mutsuz, ama umutsuz….
Sokaktaki vatandaşa da neden tanzim satış kuyruğunda 3 saattir bekliyorsun bunun sebebi ne diye sorduğunda; sana hepsi bu CHP yüzünden der, sen de dumur olursun. Çünkü algı operasyonu bir parti üzerinden tüm ağırlığı ile sokaktaki insana uygulanmıştır.
İkinci dünya savaşı esnasında Hitlerin propaganda bakanı Göbelsin Alman halkını kandırma, uyutma taktiği ile bugün maruz kaldığımız algı operasyonu taktiğinin aynı olması hatta kopyası olması manidar değil mi? Göbelsin Propaganda ilkelerine kısaca göz atmakta yarar var.
İşte Goebbels ilkeleri:
*Gerektiğinde yalan söylemekten kaçınmayın ve utanmayın. Nazi İmparatorluğunun insanları bu sayede bilinçlenecek, muhaliflerini ve ihanet şebekelerini bu yolla tasfiye edecektir.
*İnsanların beyni tembeldir. Bu tembelliği iyi bilin ve yalanlarınızı ona göre söyleyin. Tembel beyin yalanı çok daha iyi hazmeder.
*Halka anlattıklarınızın gerçek olması şart değildir.
*Söylediğiniz yalanlara inananlar mutlaka çok olacaktır. Önemli olan kitleleri inandıracak ve uykuya geçirecek yalanlar söyleyebilmektir. Halkı her zaman ateşleyin, soğumasına ve düşünmesine asla izin vermeyin.
*Bir yalanı sürekli tekrar edeceksiniz. Bunu yapınca halk o söylemin size ait olduğunu unutur ve kendi fikriymiş gibi inanmaya başlar.
*Küçük yalanlar inandırıcı olmayabilir. Bu konuya dikkat edilmesi gerekir.
*Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar etkili olur.
*Halk büyük yalanlara, küçük yalanlardan daha çok inanır.
*Karşı taraf haklı bile olsa herhangi bir konuda hatalı olduğunuzu, yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyeceksiniz.
*Suçu da asla kabul etmeyecek ve üstlenmeyeceksiniz. Geri adım atmak olmayacak.
*Yalanlarınızdan da asla geri adım atmayacak, onları sürekli tekrar edeceksiniz. Toplumun beyni ancak bu yolla yıkanır.
*Kendinizi hiçbir zaman savunma durumuna düşürmeyeceksiniz.
*Hep saldıracak, karşı tarafı savunmada bırakacaksınız. Siz değil onlar savunmada kalacak.
*Size karşı yapılan suçlamaları görmeyecek ve duymayacaksınız. O yalancılar için gerekenler bağımsız Alman yargısı tarafından yapılacak ve cezalarını bulacaklardır.
*Gerektiğinde sadece bir tek rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun veya onların üzerine yıkmaya çalışın.
*Önemli olan halkın aydın kesimini kandırmak değildir. Onları fazla önemsemeyin. Onları kandırmak zordur ve zamanı boşa harcamış olursunuz.
*Sizin asıl hedefiniz cahil ve okumamış kitlelerdir. Onları kandırmak çok daha kolaydır.
*Eğer belli bir konuda hedefinizde dindar kesimler varsa, onlara Tanrı'dan ve peygamberden söz edip inançları doğrultusunda kolayca kandırabilirsiniz. Bu amaçla kilise cemaatini kullanmakta yarar vardır.
*Hakimlere ve savcılara dikkat edilecektir. Belli konularda olumsuz karar verenler bildirilecek, haklarında derhal işlem yapılması sağlanacaktır.
*Onların yargı bağımsızlığı gibi kavramların ardına sığınmasına göz yumulmayacaktır. Yargı devlet hayatının efendisi değil, Führer'in (Hitler'in) devlet politikalarının hizmetkârıdır.
*Gazeteciler önemlidir. Onları ve patronlarını satın almak, devşirmek ve çıkarlarımız doğrultusunda kullanmak için her şey yapılmalıdır.
*Führer'le (Hitler'le) ilgili olarak olumsuz söz söyleyenleri partimize ve örgütlerimize isim vererek bildirmek zorunda olduğunuzu unutmayacaksınız.
Bütün bunlara rağmen, o dönem Almanya’sının sonu ne oldu?
Atatürk’ten sonra gelen tüm iktidarlar ve siyasi oluşumlar, Türkiye’nin bugün ki haline gelmesine katkı sundular, bu olumsuzluk değirmenine su taşıdılar maalesef…!!!
SON SÖZ: ‘’YALANIN ve HARAMIN BİNASI OLMAZ.’’