Baskın Oran'dan "Azınlıklar"

İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor.

Bu mevzuyu konuşmak üzere Atatürk'ün huzuruna çıkıyor.

Florya köşkünde İkisinin arasında geçen konuşma'nın; ulu önder'in Türkiye'de yaşayan azınlıklarla ilgili görüşlerini anlatması bakımından oldukça önemlidir.

Başbakan İnönü saat 18.00 sularında ziyaret etmiş;

"Hayırdır İsmet, habersiz geldin?"

İsmet İnönü;

"Paşam, azınlıklar meselesi...Konuyu meclise getireceğiz...Ne diyorsunuz?"

Atatürk şöyle bir düşünmüş ve kafasını kaşıyarak cevaplamış;

"İsmet bu gün geç oldu. Hem biraz da yorgunum...İstersen yarın sabah erken gel konuşalım"

Aslında Gazi Mustafa Kemal, kafasındaki bir düşünceye gerçekleştirmek için ondan zaman istemiş.

İnönü odadan çıkınca, Atatürk etrafındaki görevlileri yanına çağırmış.

Hep birlikte bahçeye geçmişler.

Onlara; biraz da şaşıracakları bir emir vermiş;

"Bahçedeki bütün çiçekleri sökün...Sadece lale'ler kalsın"

"Onları ne yapalım paşam" demişler.

"Sökün ve atın" diye kesin bir emir vermiş.

Şaşırmışlar ama, yapacak bir şey yok.

Lalelerin dışındaki bütün çiçekler tek tek sökülmüşler.

Yürekler burkularak da, çöpe atılmışlar.

Sabahleyin İsmet İnönü gelince, manzara karşısında şaşırıp kalmış tabi.

Görevlilere sormuş;

"Nedir buraların hali. Ne oldu böyle?"

Görevliler biraz durakladıktan sonra onu şöyle cevaplamışlar;

"Gazi Paşa hazretleri emrettiler, biz de söktük"

Başbakan İnönü şaşkınlık içerisinde Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş.

Daha "hoş geldin, hoş bulduk" faslı olmadan merakla sormuş;

"Paşam, bu bahçenin durumu ne?"

Gazi gülümsemiş "Azınlıkları söküp attım İsmet"

İnönü şaşırmakla beraber Ulu Önder'in ne demek istediğini anlamış.

Atatürk devam etmiş "İsmet ben 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünü boşuna söylemedim. Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladıdır...Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinecektir. Sanırım sen de aynı fikirdesin.

Böyle bir yasa çıkarılmasın İsmet.

İnönü çok mutlu bir ifade ile makamdan ayrılmış.

Ondan sonraki çalışmalarında da "azınlıklar"la ilgili pek çok yasaya imza atmış.

Azınlıklar konusu, her yerde "hassas" bir konudur. Türkiye' de, daha da hassas!
Azınlıklarla ilgili sorunlar, kah resmi kalıpların, kah tartışmayı men eden bir hamâsetin, kah "eski komşuları" yadeden nostaljinin veya "hoşgörü" romantizminin kutusunda kapalı kalır genellikle.
Baskın Oran, bu çalışmasında, kutuyu açıyor!
O Azınlıklar konusuyla ilgili kavramsal çerçeveye;
O Türkiye'de azınlıklar konusunun temel referansı olan Lozan Antlaşması ve uygulamasına;
O Azınlıklarla ilgili bütün hukuksal düzenleme ve teamüllere;
O Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine hazırlık sürecine bağlı değişikliklerin yol açtığı ve yol açabileceği sonuçlara açıklık getiriyor.
Bir rehber kitap; başvuru kaynağı. Aynı zamanda, "Azınlıklar devletin ve milletin birlik ve beraberliğini bozar" yaklaşımını ve "Sevr Sendromu"nu sorgulayan, konuyu tartışmaya getiren bir kitap.

Bir "hassas konu" olarak azınlıklar konusundaki tartışmaların tabularla, klişelerle boğulmak istenmesine karşı, soğukkanlı bir analiz.