Dünya Medyasını Buluşturan Organizasyon. Küresel Gazeteciler Konseyi’nin bu yıl 5’incisini düzenlediği Medya Buluşmaları, sadece Alanya’nın değil, bir hafta boyunca dünyanın gündemine oturdu. Düşünün; 41 ülkeden 310 gazeteciyi aynı çatı altında topluyorsunuz… Bu, hem büyük bir diplomasi başarısı hem de gazetecilik mesleğine verilen değerin açık bir göstergesi.
Organizasyonun kusursuzluğu, toplantıların verimliliği, çalıştayların niteliği ve elbette görkemli ödül töreni… Hepsi bir araya gelince ortaya, dünya medyasının dikkatle takip ettiği bir buluşma çıktı. Bu buluşmanın mimarı (KGK) Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ve ekibi. Emeği geçen herkesi kutluyorum. Tüm bu yoğun program arasında, belki de en dikkat çekici çıkış bana göre KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’den geldi. Bu ülkede basın kartını kim vermeli?
Mehmet Ali Dim’in çalıştaydaki konuşmasında bir bölümünde öyle bir noktaya temas etti ki, aslında gazeteciler arasında fısıltı halinde konuşulan ama yüksek sesle dile getirilemeyen bir gerçeği yeniden masaya koydu. Basın kartı meslek örgütleri tarafından verilmelidir. Meslek birliği kurulmalıdır. Bunu aslında 5-6 yıldır dile getiriyor Mehmet Ali Dim.
Bugün Türkiye’de onlarca şehirde sayısız cemiyet, dernek ve oluşum var. Sırf İletişim Başkanlığı’ndan randevu almak için bile sadece şu ana kadar 126 dernek başvurmuş durumda. Ne kadar çok meslek örgütü, ne kadar dağınık bir tablo. Ama ironik olan şu ki bu kadar çok örgüt varken, hiçbirinin fikri sorulmadan basın kartı veriliyor. Bu durum sadece mesleğin iç işleyişi açısından değil, gazeteciliğin saygınlığı açısından da ciddi bir sorun yaratıyor.
Dim'in çağrısı neden önemli? Söylemekten çekinmeyelim Gazetecilik mesleği Türkiye’de uzun zamandır yıpratılmış durumda. Meslek tanımı bulanık, sorumluluklar belirsiz, kart kriterleri tartışmalı. Bugün kartı olanın da olmayanın da gazeteci kabul edildiği bir ekosistemden bahsediyoruz. İşte böyle bir ortamda, meslek örgütlerinin devreye girmesi, kartın mesleki liyakat üzerinden verilmesi artık bir zorunluluktur.
Mehmet Ali Dim’in konuşmasındaki önemli bir detay ise, bu çağrının yeni İletişim Başkanı Sayın Burhanettin Duran’a doğrudan bir mesaj niteliği taşımasıydı. Dim’in “Bu konuyu Sayın Duran’ın dikkate alacağını düşünüyorum” sözleri, basın dünyasında uzun zamandır beklenen bir diyaloğun başlaması için olumlu bir işaret. Evet, kartı veren devlet olabilir ama mesleğin sahibi gazetecilerdir. Basın Kartının kimlere verileceğine karar verecek olan da dünyanın her yerindeki örneklerde olduğu gibi meslek örgütleri olmalıdır. Alanya’daki medya buluşmaları elbette uluslararası bir başarıydı. Fakat bazı toplantılar vardır içinden bir cümle, bir tartışma çıkar ve tüm organizasyonun en önemli konusu olur. İşte Dim’in bu çıkışı, o konulardan biri oldu. Eğer Türkiye’de gazetecilik yeniden saygın bir meslek haline gelecekse, eğer genç gazeteciler kendine güvenle bu mesleğe adım atacaksa, eğer kart bir ayrıcalık değil bir mesleki kimlik olacaksa o zaman bu tartışmayı büyütmek, sahiplenmek ve hayata geçirmek zorundayız.
Alanya’da dünya medyası buluştu ama belki de en çok bizim kendi içimizde buluşmamız gerekiyordu gazeteciliğin geleceği için ortak akılda.