BARIŞ PINARI HAREKATI

Uzun zamandır Ankara’nın dile getirdiği, Güney sınırımızdaki güvenli bölge için, harekete geçildi. ’BARIŞ PINARI HAREKATI’ ismi verilen bu harekata ait gazamız, mübarek olsun. Allah, Kahraman Ordumuzu ve Tüm Güvenlik Unsurlarımızı, muzaffer ve muvaffak eylesin. Ülkemizin ve komşularımızın güveni, istikrarı için de, hayırlı uğurlu olsun.

Önce, kesin bir tanımla başlayalım; bu bir savaş değil, operasyondur. Sınırları belirlenmiş, ‘GÜVENLİ BÖLGE oluşturma harekatıdır. TSK’nın karşısında bir ordu yok. Bir örgüte karşı yapılan operasyon var. Bu operasyon PKK, PYD,YPG ve IŞİD’e karşı. Operasyona Suriye Milli Ordusu da destek veriyor.

Türkiye; İngiltere ile birlikte Irak’ın garantörü. Suriye’de Türkiye’nin sınır bölgesindeki yerleşik Türkmenler ile ilgili, vesayet hakkımız var. Suriye’nin garantörleri ise; İngiltere ve Fransa arasında yapılan Sykes-Picot (1916) anlaşması ile belirlenmiş ve burada Fransızların belirleyici rolü olsa da, ülkede Rusya, ABD ve İran da var.

Bu operasyon aynı zamanda, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bir operasyon. Bu bir; iki, bölgedeki sivillerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik güvenli bölge oluşturulmasına yönelik. Bu aynı zamanda hem Türkiye’ye, hem de batıya doğru yeni bir göç dalgasını önlemeye yönelik. Ve tabii, aynı zamanda Türkiye’nin sınır güvenliği ve terör saldırılarına yönelik bir operasyon.

Bölgede terör kampları ve sivil yerleşim bölgeleri yanında, bir düzine gibi Amerikan askeri tesisleri bulunuyor ve bu tesislerde çok miktarda silah, mühimmat, araç-gerek, roket, roketatar, tanksavar, ağır makinalı tüfek bulunuyor.

Dün gece Resulayn ve Telabyad’a 4 koldan girildi. PYD ya da YPG’den ilk anda bir direnç görülmedi. Sabaha kadar TSK, hedef noktaları topçu bataryaları, Hava kuvvetleri ve SİHA’larla vurdu.

ABD tehditkar bir dil kullansa da, operasyona destek vermiyor, karşı bir güç de kullanmıyor. Batı basını beklendiği gibi, daha ilk saatlerden itibaren sivil hedeflerin Hristiyan köylerin saldırı altında kaldığı isabet aldığı yönünde, sosyal medyadan haberler geçtiler.

Trump, bütün çelişkisi, abuk,sabuk, dengesiz, güven vermeyen tavrı ile sahnede. Trump o bölgede barış ya da güvenliği sağlamak için bulunmuyor. Asıl çıban başı, oradaki barış maskeli şeytanın askerler. PKK, PYD,TYG,IŞİD hepsi onların başımıza bela ettiği örgütler! Onlarla birlikte onlara karşı mücadele edemeyiz. Ama bir de onlara mecbur olmak gibi bir durum var. Bu da işin en zor kısmı. Biz bu işten ancak yüzümüzü Hakk’a dönerek, Allah’ın yardımı ile inş. Yüz akı ile çıkacağız bu harekattan…

Bu tür bir mücadele sadece güç ve silahla kazanılmaz. Onlar mutlaka gerekli. Sadece akılla da kazanılmaz. Haklı olacaksınız. Niyetiniz halis olacak. Cesur ve dürüst olacaksınız, O’nun rızasını gözeteceksiniz ki, Allah’ın yardımı size ulaşsın. Yoksa Allah, işlerinizi sarp dağlara sardırır!

Onun için bizim geleneğimizde, böyle bir iş için ayağa kalkıldığında, önce tövbe istiğfar edilir. Kul hakkı kalmasın diye helalleşirler. Sonra Allah’ın yardımı için dua edilir. Bizler de askerlerimize , tüm güvenlik unsurlarımıza, yüce Allah, katında dua ediyoruz; Mansur, muzaffer ve muvaffak olsunlar diye…

Biz biliriz ki, zaferin birçok şartları vardır. Onların hepsinin tek tek yerine gelmesi gerekir.

Ve yine biliriz ki, bu şartların maddi ve şekli olan şartları yerine getirilmiş olsa bile “rıza” şartı yerine gelmez ise, o işten hayır gelmez. Bize hayır gibi gelse de Allah o işi aleyhimize çevirebilir. Rıza şartı yerine geldi ise, bize şer gibi görünen beklenmedik bir durumu Allah lehimize çevirip onların tuzaklarını başlarına geçirebilir. Allah’ın gayb orduları devreye girer. Hızır gücümüzün bittiğini sandığımız anda yanı başımızda olabilir. Yeter ki, askerlerimiz ve komutanlarımız o maneviyata sahip olsunlar. Tarihte ki savaşlara şöyle bir göz atarsak; askerin ve güvenlik unsurlarının, Allah’a nasıl sığındıklarını görürüz. Hücumlar da nasıl, ’’Allah, Allah ‘’ diye cesaretle, istekle, arzu ile savaştıklarını görürüz. Savaşta ki maneviyat, her şeyden önce gelir. Moral ve motivasyonun en üst seviyeye çıkarılması maneviyatla olur. Bunun en güzel örneği; Çanakkale ve İstiklal savaşımızdır. O savaşlarda askerlerimiz, gözünü kırpmadan ölüme gittiler. Çünkü İnanç ve manevi duygular zirvede idi.

Onun için, sağduyulu ve sakin olmalı, öfkemize yenilmemeliyiz. Düşmanı yenebilirsiniz, ama nefsinize, öfkenize yenilirseniz, kendinize yazık edersiniz. Her zaman ve her şart altında merhametimiz, gazabımıza, sevgimiz, nefretimize galip gelmeli. Her şeyin bir fıkhı var, bu işin de öyle. “Aman” dileyene, kılıç kalkmaz.

Yarın devam edeceğiz.