ABD başkanı Tıramp, batmakta olan ülkesini kurtarmak için özel getirilmiş olmanın gereğini yapıyor. Ne yapıyor?
Ya ABD'yi kurtaracağım ya da dünyayı ateş çemberine döndüreceğim diyerek inanılmaz saldırganlıklar yapıyor. Venezuela rezaletinden sonra Grönland'a çöküyor. Bu aşamadan sonra dünyanın herhangi bir yerini ateşe verebilir ve artık yapılan işler için izah, mantık beklemenin gereği bile yok. Dünyanın durumu bu iken biz ne durumdayız peki?
Biz tam bir ateş çemberinin içerisindeyiz. Kuzeyimizde uzun zamandan beri bitmeyen Rusya-Ukrayna savaşına alışmıştık. Ama şimdi kuzeyimiz değil, her tarafımız ateşe döndü. İran'da tam bir iç savaş yaşanıyor. Şu ana kadar kırk kişiye yakın insan öldü. Bu çok ciddi bir sayı. Çünkü bu kadar çok sayıda insanın öldüğü bir iç savaş kan davasına dönmüş demektir.
Diğer bir ifade ile bu iç savaşı artık ülke yeni bir yapılanmaya dönmeden durdurmak çok zordur. 1979 yılında tahttan indirilen Pehlevi'nin oğlu gelmeye hazırım diyor. Çok ilginç değil mi?
İran PKK'sı taleplerde bulunuyor. Bu daha da ilginç. Dikkatle takip edilecek bir durum ki, İran iç savaşı ve sonuçları en çok bizi etkiler. Kuzeyimiz ve doğumuz yetmezmiş gibi, şimdi de Suriye yönetimi Halep'te PKK'yı vurdu. Çok gariptir ki, haberler doğru ise ilk saldıran PKK olmuş. Ne kadar ilginç değil mi? Hani, Suriye PKK'sı Şam yönetimi ile anlaşmış, ortak ordu oluşmuş falan filan idi. Hem de öyle uzun bir zaman önce değildi. Ne oldu da bu duruma gelindi?
Suriye PKK'sı - ki, yok SDG, yok PYD gibi laf kalabalığına getirmeye çalışıyorlar - neyine güvenip ve neden ülke yönetimi ile çarpışmayı göze alıyor?
Bu durumun görünen biçimi pek akla uygun değil. Kaldı ki, Türkiye'nin yapması gerekeni, Suriye yönetiminin yapması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Bu yaşananlardan görüleceği gibi tam bir ateş çemberinin içerisindeyiz. Böylesine ağır şartlar altında biz ne durumdayız acaba?
Biz, her tarafından dert dökülen cüzzamlı hasta gibiyiz. Ülke adeta suç batağına düşmüş, ama bataklığı kurutacak bir irade yok. Zaten, böyle bir irade olsa idi bu kadar ağır bir suç bataklığı oluşmazdı. Her gün, hatta her saat akıl almaz çirkinlikler, inanılmaz rezillikler ortaya dökülüyor. Bunun en özet anlamı, ülke yö-ne-ti-le-mi-yor. Bir de bu durumu pkk ile dostluk oyunu ile taçlandırıyorlar ki, akıllara zarar. PKK'yı aklamaya çalışmanın ülkemizde bir Türk Sorunu çıkaracağını ısrarla ikaz etmemizin sonucu görüldüğü halde yine de PKK'yı aklama gayretinden vazgeçmiyorlar. Ülkemiz bu durumda.
Ülkemizin ekonomisi, eğitimi, sağlık işleri, tarımı, sanayisi vs. yönetilememenin ağır şartlarını yaşıyor. Siyaset kurumunun, adalet kurumunun içinde bulunduğu durum da ortada. Ülkemiz bu durumda iken içine düştüğümüz ateş çemberinden nasıl çıkarız? Yukarıdan beri anlattıklarımın esas sonuç sorusu budur. Gerçekten biz bu durumda iken dünyadaki ve çevremizdeki ateş çemberinden nasıl çıkacağız? Kişisel olarak en büyük ümidim, Milli Mücadele döneminde olduğu gibi Türk Milleti'nin tarihten gelen büyük millet olma özelliğidir. Yani, tarih yine hükmünü işletecektir diye düşünüyorum.