ATATÜRK'Ü AN(LA)MAK

12 Kasım Salı günü Atatürkçü Düşünce Derneği'nde bir konuşma yaptım. Konu başlıktaki gibi idi. Yani, Büyük Başbuğ ATATÜRK'Ü anmak ve anlamak iç içe idi. İşin bence doğrusu da budur. Yani, anmak elbette şart, bir de anlayarak anmak olursa çok daha güzel olur.

Cumhuriyet Bayramı nedeni ile Türkiye Emekli Subaylar Derneği'nde yaptığım konuşmada konu tarihi olayları aktarmak olduğu için konuşma konusu zor değildi. Ancak ADD'nde konu anlamak olduğu için elbette daha farklı bir tarz olmalı idi.

Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü anlamak...

Zor mu zor... Peki Neden? Çünkü 57 yıl gibi ortalamaya göre uzun sayılmayacak bir ömre o kadar çok iş sığmış ki, gerçekten insanın aklı almıyor, hayranlık duymadan edemiyor.

Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü anlamak...

Zor mu zor... Neden? Çünkü normal bir insan beyninin alamayacağı kadar büyük düşünceleri ortaya koyup da bu düşünceleri uygulamak, nasıl mümkün olabilir diye şaşırmadan edemiyorsun.

Gerçekten Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü anlamak çok ama çok zor.

Yaptığım konuşma öncesi işin zorluğunu biliyordum. Bu nedenle Tarih Felsefesi yaparak anlatabileceğimi düşündüm. Nasıl? Sorgulamalar yaptım. Mustafa Kemal Milli Mücadeleyi başlattı ve yaptı, Lozan Anlaşması ile Devletin tapusunu aldı, Cumhuriyeti kurdu, Saltanatı ve sonra Halifeliği kaldırdı, Alfabe dönüşümünü sağladı,  Laikliği getirdi, Akıl almaz ekonomik kalkınma sağladı, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumlarını kurdu, Merkez Bankasını kurdu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurdu, Türk Milleti'nin okuma yazma oranını çok önemli oranda artırdı, Tekke ve Zaviyeleri kapattı, Eğitimi Millîleştirdi, Kur'an'ın Meal ve Tefsirini yaptırdı, Sahih-i Buhari'yi tercüme ettirdi  vs.vs. 1918-1938 arasında yapılan işleri tek tek saymaya kalksak bir köşe yazısı değil bin köşe yazısı yetmez.

İşte bu noktada Tarih Felsefesi yapmak konusu devreye giriyor. Yani, sormak, sorgulamak konusu ortaya çıkıyor. Yani, böyle akıl almaz işleri, dünyanın hayal edemediği işleri ve bu kadar kısa zamanda yapmak için nasıl özelliklere sahip olmak gerektir?

İşte buna verilecek cevap, Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü anlamak demektir asıl.

ADD'nde yaptığım konuşmada biraz ayrıntılarına girdiğim cevabı burada özetleyerek aktarıyorum.

1- Büyük Başbuğ'un en birinci özelliği Milliliğidir. Bu özelliğin en somut göstergesi de Ya İstiklâl Ya Ölüm düsturudur.

2- Son iki yüz yılın en büyük lideri olan Büyük Başbuğ'umuzun en saygı duyulacak diğer bir özelliği hiç bir zaman, hiç bir şart altında ümitsizliğe yer vermemesidir. Bunun en somut göstergesi hiç tereddüde düştüğünüz olmadı mı sorusuna verdiği cevaptır: "Türk Milleti'ne güvenmekte bir saniye bile tereddüt etmedim. Çünkü bu milleti Çanakkale'den biliyorum."

3- Çok okumak. O günün şartlarında 4000 (Dört bin)'den fazla kitap okumak, hem de 1200 civarında Tarih, 600 civarında Din kitabı okumak, inanılır gibi değil.

4- Akılcılık. Büyük Başbuğ yaptığı ve yaptırdığı her işi, önceden araştırıp, sorgulayıp uygulamaya  sırasıyla geçmiştir. Yapılan her işte bu gerçeği gözlemleyebiliyoruz.

5- Nerede durup, nerede hareket edileceğini çok iyi bilmiştir. Diğer bir ifade ile harika bir strateji ustasıdır. Bunun en somut örneğini iki dönem halinde 8 ay süren Lozan Anlaşması evresinde yapılan müthiş pazarlıklarda, mücadelelerde alma-verme dengesindeki ustalığında görüyoruz.

6- Çok cesurdur, çok sabırlıdır, mensup olduğu milleti adına çok gururludur.

7- İdeolojik hiç bir kalıba girmez. Lenin'in, Stalin'in, Hitler'in, Mussolini'nin, Tröçki'nin ve hatta İspanyol Franco'nun çağdaşı olan ve bu kadar okuyan bir büyük lider maalesef hâlâ etkisinde olduğumuz ideolojik kalıpları bilmez mi idi?

Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili çok daha farklı özellikler de bu yazdıklarıma belki eklenebilir elbette. Ama bu kadarı bile kısa sürede yapılan akıl almaz işlerin nasıl yapılabildiğini açıklamaya yetmez mi?