İlk bölümde; Atatürk'ün Hatay'ı Fransızlar'dan geri alma isteği ile hastalığından söz etmiş ve;
"Fransız gazeteleri tüm Dünya'ya "Mustafa Kemal hasta, artık hiç bir şey yapamaz" haberleri geçiyordu.
Açık açık "Lideri hasta Türkiye Hatay'ı alamaz" diye bir meydan okumaydı bu" demiştik.
Yoğun ısrarlara rağmen, Atatürk dinlenmeyi bırakıp, gençlik ve spor bayramı etkinlikleri için stadyuma gitti.
Saatlerce gösterileri izledi.
Tüm yorgunluğuna rağmen, doktorlarının istirahat etme ricalarını reddedip ani bir kararla, trenle Mersin'e geçti.
Çünkü; Hatay'ın yanı başındaki Mersin, Tarsus ve Adana'da Dünya'ya vermesi gereken bir mesaj vardı.
24 Mayıs 1938, Adana.
Tren istasyona yaklaşırken içini bir hüzün kaplamıştı.
Güzel Adana'ya önceki gelişlerini hatırladı.
Ekim 1918'de bir Osmanlı subayı, Ağustos 1920'de işgal güçlerine baş kaldıran isyancı, Mart 1923'de Cumhuriyet'in kurucusu olarak gelmişti.
Şimdi ise sınıra yığdığı 30 bin kişilik ordusunun başında, bütün Dünya'ya meydan okumak için oradaydı.
Tüm gün dinlenmesi gereken bir hasta, Tarsus'ta ve Mersin'de 4 saat ayakta dimdik, geçit töreni yapan askerleri izlemişti.
Etrafındakiler onun için endişeliydiler.
Zira çok yorgundu.
O sıcak Adana gününde, emir verilir verilmez, Hatay'a girmeye hazır, piyade ve topçu birlikleri geçit törenine başladılar.
Her şey, Fransızlara gözdağı vermek içindi.
Ateşi vardı.
Vücudu yanıyordu.
Ama zayıflık gösterecek an değildi.
Uzun uzun geçti askerler, tüm Dünya'ya meydan okurcasına.
Geçit resminden sonra otomobilinin önüne doğru geldi.
Bir şey diyecek oldu, fakat diyemedi.
Dudakları kurumuştu.
Yüz hatlarında keskin ve acı ifadeler vardı.
Sanki uzak bir alemin hatıralarına dalmış gibiydi.
Vagonuna gelince biraz düşündü.
Sonra yaveri Salih Bozok'a döndü;
"Salih bir kere daha Adana'yı gündüz gözüyle göreyim." dedi.
O duraksama anında belki de hastalığının dönüşü olmadığını, bir daha Adana'yı göremeyeceğini anlamıştı.
5 Eylül 1938
Gövde gösterisi işe yaramıştı.
Temmuz ayında Türkiye'nin baskısı sonucu Fransızlar 2 bin 500 Türk askerinin Hatay'a girmesine izin vermek zorunda kaldı.
Fransa geri adım atmıştı.
Hatay halkı gözyaşları içinde askerleri karşılamış, tüm ülke bayram yapmıştı.
Mustafa Kemal Atatürk ise bu zaferin bedelini sağlığıyla ödemiş ve vasiyetini hazırlamıştı.
26 Eylül 1938.
Bedeni sürekli güç kaybediyordu.
Karnındaki şişlik giderek artmıştı.
Hasta artık ıstıraba dayanamamış;İ karnındaki şişlik bir operasyonla alınmıştı.
(Devam Edecek)