Anne-çocuk ilişkisi

Bugün annelik ve çocuğun ilk evrelerinden sizlere biraz bahsetmek istiyorum. Aslında yazılacak çok şey var bu konu ile ilgili. Bazı bağlar vardır, kelimelerle anlatılamaz. Bazı duygular vardır, sadece hissedilir. Anne-çocuk ilişkisi işte tam da böyle bir şeydir.

Bir çocuk dünyaya geldiğinde, duyduğu ilk ses annenin kalp atışıdır. Karnında duyduğu kalp atışı ritmi, onun ilk müziğidir. Sonra gözlerini açtığında gördüğü ilk yüz, bir annenin sevgi dolu bakışlarıdır. Bir bebek için anne kucağının, dünyanın en güvenli yeri olduğunu söylemek doğru olacaktır sanırım.

Anne olmanın zorlukları tabi ki vardır. Ama bunlar tatlı ve güzel yorgunluklardır. Peki nedir bu yorgunluklar. Uykusuz gecelerde başında beklemek, ilk adımında gözyaşlarını tutamamak, her düşüşünde kendisi düşmüş gibi acımaktır. Çocuk içinse anne, bir liman gibidir. Sığınacak en güvenli yerdir.

Zamanla çocuk büyür, konuşur, koşar, kendi yolunu çizer. Ama annenin sözleri kulağında adeta bir küpe gibi kalır.

“Üşütme”, “Karnını doyur”, “İyi insan ol”… Basit gibi görünen bu cümleler, aslında bir çocuğun karakterine yazılmış satırlardır.

Anne-çocuk ilişkisi, sadece sevgiyle değil, anlayışla, sabırla, güvenle büyür. Annenin sevgisi koşulsuzdur.

Kimi zaman çatışmalar yaşanır anne ve çocuk arasında, kırgınlıklar yaşanabilir. Ama gerçek bir anne sevgisi bir başkadır. Ne olursa olsun, içten içe bilinir ki, anne her zaman çocuğunu affeder, bekler ve sever.

Belki de anneliği gerçekten anlamak, zamanla ve yaşla birlikte gelen bir bilgelik meselesi.

Anne olmak bir ömürlük yolculuk. Çocuk olmak da... Bu yolculukta birbirini kaybetmeden yürüyebilmek ise en büyük mucize.