Çalışmalar kapsamında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna 2026 yılında başlanmasının planlandığı açıklanırken, kazılarda gün yüzüne çıkarılan eşsiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, Myra’daki çalışmaların merkezinde antik tiyatronun yer aldığını belirtti. Antik tiyatroya ait rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin tamamlandığını ve Koruma Kurulu’ndan gerekli izinlerin alındığını ifade eden Çevik, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın projeyi 2026 bütçesine dahil ettiğini söyledi. İhale sürecinin ardından 2026 yılında restorasyon çalışmalarına başlanmasının hedeflendiğini belirten Çevik, önümüzdeki yılın Myra için oldukça heyecan verici olacağını vurguladı.
Yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip Myra Antik Tiyatrosu’nun bölgenin en büyük tiyatrosu olduğunu belirten Çevik, yapının saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıdığını ve çok sayıda orijinal mimari unsurunun günümüze ulaştığını dile getirdi. Yıllar süren kazılarda ortaya çıkarılan arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıkların restorasyon sürecinde yeniden yerlerine konulmasının amaçlandığını ifade etti. Restorasyonun temel amacının koruma olduğunu vurgulayan Çevik, bu hassas sürecin 3 ila 4 yıl sürebileceğini, ancak sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geleceğini söyledi.
Myra’nın olağanüstü korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti “Anadolu’nun Pompei’si” olarak tanımladı. Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde günümüze kadar büyük ölçüde korunduğunu belirten Çevik, bugünkü zeminle antik kentin en derin noktası arasında yaklaşık 9,5 metrelik bir kot farkı bulunduğunu, Demre’nin altında 1,5 kilometre çapından daha büyük bir antik metropolün yattığını söyledi. Özel mülkiyet alanlarının fazlalığı nedeniyle kazıların sınırlı alanlarda yürütülebildiğini ifade eden Çevik, tiyatronun tamamen kazılıp restore edilmesinin bu büyük antik kente açılan önemli bir adım olacağını kaydetti.
Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Çevik, bölgede 16 yıldır aralıksız kazı yapıldığını söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, yaklaşık bir yıldır kapalı olan müzenin revizyon çalışmalarının sona yaklaştığını ve yeni teşhir düzeniyle kısa süre içinde yeniden ziyarete açılacağını açıkladı.
Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Çevik, bu sezon müzelik nitelikte yaklaşık 170 eserin envantere kazandırıldığını, bunun yanı sıra binlerce etütlük eserin Myra’nın günlük yaşamına ışık tuttuğunu belirtti. Seramikler, cam eserler, metal objeler ve süs eşyalarının yanı sıra millefiori cam örneklerinin özellikle dikkat çektiğini söyleyen Çevik, bu buluntulardan 20’sinin şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergilendiğini ve Anadolu için son derece nadir örnekler olduğunu ifade etti.
Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Çevik, her buluntuyu bir eşya değil, geçmişe dair önemli bir bilgi kaynağı olarak değerlendirdiklerini sözlerine ekledi.