Özel Haber: Murat GEGİN
TÜİK verilerine göre, üretimde amiral gemisi konumunda olan Adana, hem rekolte büyüklüğü hem de zararlı ile mücadeledeki kritik rolüyle sektörün kaderini belirliyor.
ADANA'NIN STRATEJİK AĞIRLIĞI
TÜİK Bitkisel Üretim İstatistikleri, turunçgillerin Türkiye tarımındaki ağırlığını net bir şekilde ortaya koymakta. Türkiye genelinde üretilen toplam turunçgil içinde mandarin ve limon aslan payını alırken, Çukurova’nın kalbi Adana bu üretimin merkez üssü konumunda. Yetkililerden edinilen bilgiye göre; Adana'nın, Türkiye greyfurt üretiminin neredeyse %75'ini, mandarin ve limon üretiminin ise çok büyük bir kısmını tek başına sırtlıyor. Kentin verimli toprakları, iklim avantajı, üretici tecrübesi ve uzman ziraat mühendislerinin yönlendirmeleri, bu sürdürülebilir kapasitenin temel dayanağını sağlıyor.
İHRACATIN EKONOMİK BOYUTU
Turunçgiller, Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ihracatının %39'unu karşılayarak döviz girdisinde vazgeçilmez bir role sahip. 2024/25 pazarlama yılında sektör, üretimdeki kısmi dalgalanmalara rağmen ihracat hacmini 1 milyon 100 bin ton sınırına yaklaştı. İhracat pazarında mandarinin (%47) liderliği, küresel tüketici eğilimlerinin kolay soyulabilir ve tatlı türlere yöneldiğini göstermekte. Bu talep, Adana'daki 867 bin tonluk mandarin rekoltesinin ekonomik değerini daha da artırmakta.
SAHADA BÜTÜNCÜL MÜCADELE STRATEJİSİ
Bu devasa ekonomik getirinin riske girmemesi için AMS (Akdeniz Meyve Sineği) ile mücadelede riskini bertaraf etmek amacıyla sahada geleneksel tarım uygulamalarının ötesine geçen, teknik ve analitik bir mücadele planı devreye alındığı bildirildi. 12 farklı ilçede kurulan 125 izleme istasyonu ve 250 tuzak ile zararlı popülasyonun haftalık olarak sayılarak kayıt altına alınıyor. Hasat sonrası bahçelerde kalan ve yere dökülen meyveler, zararlının kuluçka merkezi olmaması için titizlikle toplanarak imha ediliyor. Mücadele sadece narenciye bahçeleriyle sınırlı tutulmuyor, AMS'nin alternatif üreme alanları olan hayvansal gübre yığınları, drenaj kanalları ve atık alanlarında da kesintisiz ilaçlama çalışmaları başlatılmış durumda. Türkiye'nin narenciye üretimindeki gücü, yalnızca iklim ve toprak avantajından değil, sahadaki kriz yönetimi kapasitesinden besleniyor. Yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat geliri olan sektörün Adana merkezli üretimin sürdürülebilirliğine ve sahadaki AMS izleme istasyonlarından gelen verilerin doğru analiz edilerek bütüncül bir mücadeleye dönüştürülmesine doğrudan bağlılığı yadsınamaz bir gerçek.
TÜİK Bitkisel Üretim İstatistikleri ’ne göre 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık 2 milyon ton mandarin, 1,7 milyon ton limon, 1,6 milyon ton portakal ve 150 bin ton greyfurt üretilmiştir. Toplam turunçgil üretimi içinde mandarin %36, limon %32, portakal %29 ve greyfurt %3 pay almıştır. Bu veriler, turunçgillerin bitkisel üretim deseni içindeki ağırlığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Türkiye narenciye üretiminin merkezlerinden biri olan Adana, 2024 yılı üretim rakamlarıyla ülke tarımı açısından stratejik konumunu bir kez daha teyit etmiştir. İlde 867.093 ton mandarin, 641.566 ton limon, 371.671 ton portakal ve 113.790 ton greyfurt üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu miktarlar, Adana’nın yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte narenciye üretiminin amiral gemilerinden biri olduğunu göstermektedir. Verimli Çukurova toprakları, uygun iklim koşulları , üretici birikimi ve danışman ziraat mühendisleri sayesinde Adana, hem iç tüketimin hem de ihracatın sürekliliği açısından kritik bir rol üstlenmektedir. 2024/25 pazarlama yılında Türkiye’nin toplam turunçgil ihracatı 1 milyon 86 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu ihracatın %47’si mandarin, %38’i limon, %8’i greyfurt ve %7’si portakaldan oluşmaktadır. Toplam yaş meyve sebze ihracatının %39’unu karşılayan turunçgiller, ülkemiz tarımsal ihracatında vazgeçilmez bir konuma sahiptir. Üretimde yaşanan kısmi azalmaya rağmen ihracatın 1 milyon 100 bin tona yaklaşması, ülke ekonomisine 927.548 milyon dolarlık ihracat getirisi sayesinde turunçgil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı önemi açıkça ortaya koymaktadır. Akdeniz Meyve Sineği (AMS) ile etkin ve bütüncül bir mücadele yürütülmemesi durumunda, Türkiye’nin turunçgil ihracatında yaklaşık 927,5 milyon ABD doları tutarındaki ihracat geliri ciddi risk altına girecektir. İhracatçı ülkelerin AMS’ye karşı uyguladığı “sıfır tolerans” politikası nedeniyle, zararlı ile bulaşık olduğu tespit edilen ürünler sınır kapılarında reddedilmekte ve menşe ülkeye iade edilmektedir. Bu durum yalnızca ilgili sevkiyatın kaybı anlamına gelmemekte; aynı zamanda lojistik, imha, itibar kaybı ve pazar güvenilirliğinin zedelenmesi gibi zincirleme ekonomik sonuçlara yol açmaktadır.