(Dünkü yazının devamı…)
Çok fazla ayrıntıda boğulmadan festivalde iz bırakan, duygularımızı okşayan, beklentilerimize uygun verilen kimi tepkilerden söz etmek istiyorum.
Aynı günlerde yapılan Antalya Altın Portakal Film Festivalinde uygulanan sansürcü yaklaşım neredeyse tüm sanatçılar tarafından kınandı.
Bodrum’da görev yaptıkları sırada Kanun Hükmünde Kararname ile haksız yere görevlerinden alınan doktor Yasemin ve öğretmen Engin’in ihraç sonrası yaptıkları mücadeleyi anlatan yönetmen Necla Demirci’nin Kanun Hükmü belgeseli ani bir kararla 60.ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Yarışma Seçkisinden kaldırılmıştı.
Oysa adı geçen kamu görevlileri hakkında kesinleşmiş herhangi bir yargılama söz konusu değildi. Festival Onursal Başkanı Ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın ödül töreninde yaptığı konuşmada söylediği” Altın Koza genelde kadraja girmeyenleri kadraja alan, eşitlikçi, emeğe saygılı ve onları alkışlayan, yenilikçi anlayışı destekleyen ve ödüllendiren bir çizgi işidir. Altın Koza’nın da farkı budur.” Sözünü tamamlarcasına “sansüre hayır” sloganları festivale damga vurdu.
Ayrıca deprem mağdurlarıyla birlikte hala cezaevinde rehin tutulan Hatay Milletvekili Can Atalay ve gezi sanıklarıyla dayanışma mesajları da en çok alkış alan bölümlerdi.
Festival’in bir diğer ilgi çeken yanı genç ve umut veren sanatçılara öncelik verilmiş olmasıydı.
Ayrıca Adana’da çekilmiş filmlere özel ilgi gösterilmesi ve ödüllendirilmesinin yanında bir dolu Adana’lı sanatçı da yarışmalarda ödüller aldı.
Kadir İnanır’ın ödülünün son günlerin parlayan yıldızı Merve Dizdar’a verdirilmesi ve onun Cannes’da ödül alan filminin, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın onayıyla ilk gösteriminin Adana’da yapılması festivalin iz bırakan yanlarından biriydi.
Kadir İnanır’ın barış vurgulu konuşması da izleyicilerden büyük alkış aldı.
11 filmin yarıştığı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “En İyi Film” ödülüne yönetmenliğini Umut Subaşı’nın yaptığı “Sanki Her Şey Biraz Felaket” filminin layık görülmesi tam da Altın Koza’nın söylemeye çalıştığımız halkçı ruhuna uygun bir seçim oldu.
Sözün özü Adana bir kez daha kendine yakışanı yaptı.
Ekim ayı içerisinde yapılacak “Adana Lezzet Festivali “ ve Aralık ayında geleneksel hale gelen “rakı” ya da Kebap Şenliği, ardından Nisan ayında gerçekleştirilecek “Portakal Çiçeği Karnavalı” ile tam bir festival kenti olmaya aday Adana; bereketli topraklarından sanatçı yetiştirmeye devam ediyor.
Giderek yeniden kimliğini kazanma çabası içerisinde bir kent olarak Adana; Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Yılmaz Güney başta olmak üzere adlarını sayfalara sığdıramayacağımız kadar çok kültür- sanat ve bilim insanıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanıyor.
Umarım yaklaşan yerel seçimlerde Adana’nın bu çizgisine, ruhuna uygun yöneticiler yeniden göreve gelirler ve nice Altın Kozalar sonrası bizlere soluk aldıran güzel değerlendirmeler yazma fırsatı buluruz.
Başta Zeydan Başkan olmak üzere emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Geçen yazımda da söylediğim gibi “Altın Koza Adana’ya çok yakışıyor iki gözüm”