Ah nerde o eski Ramazanlar

Çocukluk ve gençlik yıllarımızda 12 ayın sultanı Ramazan ayı çok daha iyi bir şekilde kutlanır ve yaşanırdı.

Şu anda bu kutlamalar devam etse bile eski coşkusunu yaşayabildiğimizi söylemek bir hayli zor.

“Ah nerde o eski Ramazanlar?” cümlesini son zamanlarda daha çok duymaya başladık değil mi? O eski Ramazanlara özlem duymayan yok galiba.

Akrabalar, komşular birbirlerini iftara davet ederlerdi. Oruç tutan çocuklara hediyeler verilir veya küçük bir harçlıkla onların oruçları satın alınırdı.

Çocukluğumuzda iftara yakın bakkala gidip horozlu şeker, leblebili şeker, gazoz vs. alıp elimizde bunlarla ezan okunmasını beklemek büyük bir mutluluktu.

Eski Ramazanları lezzetli kılan insanların güzel gönüllü oluşuydu.

Henüz bu kadar bencilleşmemiş bir toplumdu galiba eski Ramazanları güzelleştiren. Zenginin fakiri gözettiği, yardımlaşmanın, dayanışmanın, dertleşmenin olduğu, mahallelerin ortasında, köyün meydanında iftarların yapıldığı, iftar sofralarına herkesin el attığı ama kimsenin eleştirilmediği, çocukların mutlu edildiği, Ramazanlardı. 

Eskiden insanlar sadece aç kalmıyordu. Orucu da Ramazan’ı da yaşıyordu, tadını alıyordu.

Diyeceğim, her nesil bir sonraki nesle anlatır, Nerde o eski Ramazanlar, Nerde o eski Bayramlar diye. Galiba yaşlanıyoruz zira bizde kurmaya başladık o klişe sözü, nerede o Ramazanlar diye…

"Ama eğri oturalım doğru konuşalım" oruç tutan sayısı azaldı, oruç tutmayanların oruç tutanlara karşı saygısı azaldı, insanlar Ramazan ayında elinde sigara, yiyecek, içecek ile dolaşabiliyor sa. Bende nerede o eski Ramazan’lar derim.

Lafın özü, hayat pahalı, belli ki pahalılık daha da artacak, ekonomi hepimizin malumu, derin bir yoksulluk içindeyiz, zor günlerden geçiyoruz, ama geçmişini bilmeyen, geleceğini inşa edemez. Eski Ramazanlar gönül ile güzeldi, insan ile güzeldi. Eski Ramazanları güzel kılan insanlardı. O zaman ne yapalım insanları sevelim, sevilelim. Şu cihanda hoş bir seda bırakalım.