Günümüz teknoloji çağında arkadaşlıklar, dostluklar, akraba ilişkileri, saygı, sevgi, terbiye, görgü kuralları gibi insanı insan yapan değerler üzülerek söylüyorum ki zamana yenik düşmüş durumda. İnsanların birbiriyle konuşup sohbet ettiği, komşuluk değerlerinin, akrabalık ilişkilerinin son derece kıymetli olduğu, yalanın, riyanın ve menfaatin olmadığı, birinin başı sıkıştığı, dara düştüğü zaman yardım etmek için resmen koşuşturulduğu dönemler maalesef geride kaldı. Eskiye takılıp kalmak anlamında söylemiyorum lakin; arkadaşlık, dostluk, komşuluk, akrabalık ilişkileri geçmişte bir başkaymış. Şimdilerde meydana çıkan ‘Sözde’ delikanlılığa, geçmiş zamanda ‘Kabadayılık’ derlermiş. Kabadayılıkta öyle boş işlerle uğraşmak yokmuş. Sokak ortasında vatandaşa durduk yere sözde delikanlılık yapıp, yol kesmek gibi zırvalıklar yokmuş. Kabadayı denilen insan; karşısındaki düşmanı da olsa gözlerinin içine bakarak, dimdik karşısında durur, birbirleriyle alıp-veremediği ne varsa hesaplaşır, dertleri her ne ise o vakit mertçe çözen insanlarmış. Dedelerimiz, babalarımız, amca ve dayılarımız o geçmiş günleri haklı olarak nasıl da böbürlenerek anlatırlardı. Şimdi böyle mi? Değil tabii ki… Şimdilerde o oturduğumuz çok katlı apartmanlarda, sitelerde kim-kimi ne kadar tanıyor, ne kadar biliyor? Biraz Adana diliyle konuşacağım ama Allah aşkına söyleyin bana o lüks apartmanlarda, sitelerde bir bayram günü nasıl geçiyor? Bir Ramazan Ayı nasıl geçiyor? ‘Bugün bayram. Falan dairede bir büyüğümüz var, gidelim de en azından elini öpelim’ diye gidip kapısını çalan mı var? Ya da, bir Ramazan Ayı’nda ‘Falanca dairedeki komşumuzu bir iftara çağıralım” diyen kaldı mı? Kapıları, pencereleri, perdeleri kapatıp ‘İşten geldim, işe gideceğim, yorgunum, aman bize kimse gelmesin, çekemem’ diyenlerin sayısı da gün geçtikçe çoğalmıyor mu? Misafir ağırlama, sohbet-muhabbet etmek artık yalan oldu. Bir fincan kahvenin, bir bardak çayın bile lafını eder olduk. Yazık, çok yazık! Nerde kaldı komşuluk- dostluk-arkadaşlık- akrabalık. Nerde insanlık? Değerlerimizi, kıymetlerimizi, saygınlığımızı, itibarımızı nerede bıraktık? Biraz fazla olmuyor muyuz? Geçmişten günümüze yaşanan ikili ilişkileri, insani ilişkileri biraz da olsun örnek vererek hatırlatmak istedim. Eee insanoğlu bu! Boşuna dememiş atalarımız ‘İnsanoğlu çiğ süt emmiş’ diye. Yani; İnsan, değişken varlıktır. Bu değişim bazen iyiye doğru, bazen de kötüye doğru olur. İnsanı sürekli iyi kılan, kendi nefsi ile yaptığı kesintisiz mücadeledir. İnsan bazen bu mücadelede gevşek davranır, kendini kötü akıntıya kaptırıverir. Bundan dolayı insanoğlu her zaman iyi değildir. Kimi zaman sütsüzlük damarı tutar, soysuzca davranışlarda bulunur. İyiliğini gördüğü kimseye kötülük yapma hünerine de sahiptir. Ah İnsanoğlu Ah! Dürüst olanı da var, sahtekar olanı da. Namuslu olanı da var, başkasının malını gasp eden hırsızı da var. Kendi yağında kavrulmak isteyen de var, önüne sunulan nimetlerin farkına varmadan doyumsuz, aç gözlü olanı da var. Kendinden çok başkalarını düşünen de var, tam tersi kendinden başkasını düşünmeyen türleri de var. Kimisi riyakar, kimisi menfaatçi, kimisi dalavereci insanlarımız da var. Sırf çıkar uğruna karşısında kim olursa olsun acımadan halk dilinde ‘Satan’ insanlarımız da mevcut tabii. Gerek özel hayatta, gerek iş hayatında, gerekse sosyal hayatta menfaat adı altında insanlığından ödün veren bir tomar insan da var. Hangi konumda olursa olsun, bir basamak yükselmek uğruna karşısındakini ezip geçen, kendisini insan sınıfına koyanlarda var. Hakkını verdiklerimiz de var elbet. Doğru, dürüst, namuslu, çalışkan ve iyiliksever çok insan da var. Borcuna-eşine-ailesine sadık, yürekli, mert, delikanlı insanlarımıza selam olsun.