AH BU ORKUNLAR

(Şeker tadında, temel derinliğinde bir hikâye)
Ah bu Orkunlar…
Ramiz Dayı’nın dediği gibi, “herkes bir şeyin peşindedir evlat; kimisi aşkın, kimisi işin… ama bazıları var ki — faturanın!”
Bir inşaat firması varmış, bir ilçe belediyesine öyle bir bağlanmış ki, sanki damat olmuş!
Durmadan fatura kesiyor.
Temel kazacağına, belediyenin temeline kazık çakmış resmen.
Şimdi efendim, “Orkun” diyoruz. Güzel bir isimdir, kökü derindedir, ta Orhun Yazıtları’na gider.
Ama bizim bu Orkun kardeşimizin işi o kadar derine gitmiş ki;
arkeolog gelse bulamaz, jeolog gelse ölçemez!
Adam öyle temel kazıyor ki, Mısır piramitleri bile bu kadar derin değil.
Ama fark şu:
Piramitler tarih bırakmış, bizim Orkun fatura bırakıyor!
Bir Orkun var “parsak” işlerde uzman,
bir Orkun var “temel” diye başlayıp “temelli” gidiyor.
Vallahi NASA gelse, bunların iş planlarını çözemez.
Mars’taki kayaları incelerler ama şu belediye faturalarının molekül yapısını çözemeden geri dönerler.
Ne diyelim…
Bazı Orkunlar tarih yazar, bazıları ise belediye defterine yazılır.
Benden söylemesi.
İÇERDEKİ KARALAR, DIŞARIDAKİ YARALAR
(Bir yanda kitaplar, diğer yanda gaf ansiklopedileri...)
Duyduğuma göre cezaevindeki Zeydan Karalar, şimdiye kadar tam 32 kitap okumuş.
Helal olsun! Adam içeride kütüphane kurmuş resmen.
Ama dışarıdaki yaralar…
Onlar bölünmüş, kafa başka yerde, iş başka!
İçerdeki Zeydan Karalar her gün küçük bir halı sahanın etrafında 1,5 saat yürüyüş yapıyormuş.
Dışarıdaki yaralar mı?
Onlar zarafeti bozan yemeklerin peşinde!
Biri kebapta indirim kovalıyor, diğeri menemenin soğansız mı soğanlı mı olacağına kavga çıkarıyor.
İçerdeki Karalar, canı sıkılınca Kemal Sunal filmi izliyormuş.
Dışarıdaki yaralar ise, Kemal Sunal’ın filmlerinden daha komik işlere imza atıyor!
Bazen diyorum ki, “Keşke kamera olsa da çekseler, Yeşilçam geri dönsün!”
İçerdeki Zeydan Karalar şu sıralar yeni kitaplar isteme aşamasındaymış.
Bizim dışarıdakilerin yaptığı gaflar ise bırak kitap olmayı, ansiklopedi olur!
Cilt cilt basar, yanında bonus CD verirler!
İçerdeki Karalar futbol topuyla sol ayağını geliştirmeye çalışıyormuş.
Dışarıdakilerse birbirine öyle saldırıyor ki, Amerikan futbolu yanında çocuk oyuncağı kalır!
Yahu böyle giderse…
Zeydan Başkan dışarı çıkınca bazıları gerçekten karalara bağlar!
Çünkü belli ki içeridekiler gelişiyor, dışarıdakiler gaf literatürüne katkı sağlıyor!

KİMDEN DUYMUŞ?

(Belediye koridorlarında kahve falı, tarot kartı ve üç harfliler dolaşıyor!)
Son günlerde belediyelerde konuşulan tek şey şu:
Gazetecilerin kulis bilgilerini kimden aldığı tartışılıyor.
Toplantı başlar başlamaz Başkan hemen soruyor:
— Kimden duymuş?
O anda herkes birbirine bakıyor, sessizlik…
Sonra birisi dayanamıyor:
— Başkanım ben duydum, çok iyi bir falcısı varmış!
Başkan kaşlarını çatıyor:
— Hemen zabıtayı gönderelim, çaktırmadan mutfaktaki fincanları kırsınlar!
Bir diğeri araya giriyor:
— Olmaz olmaz başkanım, yanlış duymuşsunuz. O kahve falına bakmıyormuş, suya bakıyormuş!
— Öyle mi? O zaman ASKİ’den bir tanıdık bulun, hemen suyunu kessinler!
Bir diğeri heyecanla ekliyor:
— Yok yok, o adam tarot falı baktırıyormuş. Zabıtalar bu kartları satanlara ceza yağdırsın!
Bir başkası fısıldıyor:
— Durun durun, yanlış yapmayın… Adamın üç harflilerle arası iyiymiş! Vallahi çarpılırız başkanım!
En son birisi dayanamayınca diyor ki:
— Yok be kardeşim, adam istihareye yatıyormuş.
Ne yapacağız şimdi, her sabah rüya tabiri mi yorumlayacağız?
Gazeteci dayanamıyor
— Yahu bırakın bu işleri, biz o bilgileri öyle almıyoruz…
Herkes merakla soruyor:
— Peki kimden alıyorsunuz birader?
Gazeteci gülümsüyor, göz kırpıyor:
— Onu da siz söyleyin, ne var canım!