“Affetmek”, yapılan hatayı unutmak değildir!Merhametin, vicdanın ve olgunluğun en önemli göstergelerinden biri de kişinin affedici ve bağışlayıcı olabilmesidir. Bu duygu insanın nefsine zor gelen, ama çoğu zaman rahatlatıcı bir etki bırakan tavırdır. Affe

***

Uzmanlar kişilik özelliği olarak affedicilik düzeyi yüksek olan bireylerin, stres yaratan ve inciten durumlarda daha kolay affetmeye yatkın olan bireyler olduğunu belirtiyor. Bazen bişeyleri affettiğimizde, karşı taraf aynı hatayı tekrarlayabiliyor. Unutulmamalıdır ki, affetmek o hatayı unutmak değildir!

Affetmek, size yapılan haksızlıkları mazur gördüğünüz anlamına gelmez. Yapılan haksızlıklara bir bahane bulduğunuz, ya da gösterilen mazeretleri kabul ettiğiniz anlamına da gelmez. Affetmek sadece karşınızdakine değil, kendinize de yaptığınız bir iyiliktir.

Başkasına bir hediye olarak verebileceğiniz gibi, kendi iyiliğiniz için de affedebilirsiniz.

Bireyin affettiğini söylemesi, fakat sürekli hatırlatarak başa kakması da sahte affediciliktir. Birbirimize karşı hoşgörülü ve bağışlayıcı olmak arkadaşlık bağlarımızı da güçlendirir. Arkadaşlarımız arasında farklı duygu ve düşüncelere sahip olanlar vardır. Bu nedenle bazı hatalar yapabilirler. Bu hatalardan dolayı onları yadırgamamalı, hoşgörülü olmalıyız. Onların farklılıklarına saygılı olmak, ilişkilerimizde hoşgörülü olmak ve bağışlayıcı olmak arkadaşlarımızla aramızdaki bağı güçlendirir. Yeter ki yapılan hatanın istem dışı, yani bilmeden hata yapıldığı gerçeğini bilelim. Ancak o zaman daha fazla hata yapılmasının önüne geçmiş oluruz.

***

İftira-dedikodu-ihanet-kıskançlık-hasetlik-böbürlenme gibi durumlar kişilerin hata yapma olasılıkların başında gelir. Çoğu kişi, saymış olduğum hataları yapan bireyleri affetmekte zorlanır veya affetmeyi kabullenmez. Affetme duygusu, daha önce de söylediğim gibi insanın vicdanı ve olgunluğuyla örtüşen bir kavramdır. Bazı durumlarda affetmek için zaman en iyi ilaçtır. Kişinin öfkesi, kızgınlığı, siniri, moral bozukluğu veya hayal kırıklığının geçmesi zamana bağlıdır. Yapmış olduğu hatanın farkına varan biri, bu hatanın bedelini bir şekilde ödemeyi de kabullenmelidir. Hata yaptığı kişiden sadece kuru bir özürle af dilemek biraz kolaycılığa kaçtığından, affedilmesi için mücadele etmesi de kaçınılmaz olur.

Affediciliğin en yoğun devreye girdiği durumlar arasında bireyin ailesi ve arkadaşları gelir. En sevdiğiniz, en güvendiğiniz kişi bile size hata yapabilir. O yüzden seviyeli, düzeyli ve kontrollü bir ilişki kurmak daha doğru bir davranış şekli olabilir. Kişilerin hoş sohbetinden, samimi davranışlarından kendine pay çıkaranlara ve bunu suiistimal edenlere de engel olmuş olunur.

Biz bir aileyiz, biz kardeşiz veya biz arkadaşız diyerek yapılan hataların üstüne sünger çekenler, görmezden ve duymazlıktan gelenler, bunların arkasına sığınanlar aslında sadece kendilerini kandırırlar. Affetmenin, bağışlamanın yaşı olmadığı gibi, belli bir kriteri de yoktur. O yüzden herkes davranışlarına, hal ve hareketlerine, ağızdan çıkan sözlere çok dikkat etmeli ki, olası hataların ve gönül kırılmaların önüne geçilsin.

Ne güzel de söylemiş Orhan Gencebay, ‘Hatasız kul olmaz!’ diye. Efsaneleşmiş bu şarkı aslında her şeyi açık, açık anlatmıyor mu? Evet, ‘Hatasız kul olmaz!’ Yeter ki hatalarımızdan ders çıkaralım ve kendimizi suçlu pozisyonuna sokarak af dileme psikolojisiyle karşı karşıya gelmeyelim.