5ocakgazetesi.com
Projenin temel amacı; Mersin istikametinden gelip Osmaniye-Şanlıurfa yönüne gidecek olan transit TIR, kamyon ve lojistik araçlarını şehir merkezine (D-400'e) hiç sokmadan, kentin güneyinden doğrudan otoyola bağlamak. Ancak kağıt üzerinde kusursuz duran bu proje, sahada ciddi bürokratik ve ekonomik duvarlara çarpıyor.
Resmi Raporlar Ne Diyor? Gecikmenin İki Ana Nedeni
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Yatırım Programları ve KGM'nin bölgesel brifing dosyaları incelendiğinde, projenin tamamlanamamasının ardında yatan iki somut gerçek ortaya çıkıyor:
1. Yüksek Kamulaştırma Maliyetleri: Güney Çevre Yolu'nun planlanan güzergahı, Adana'nın güneyindeki değerli tarım arazilerinden geçiyor. Bu arazilerin kamulaştırma bedellerinin çok yüksek olması ve mülk sahipleriyle yaşanan hukuki anlaşmazlıklar (mahkeme süreçleri), şantiyenin fiziki ilerlemesini durma noktasına getiriyor.
2. Sembolik Ödenek Tahsisleri: Her yıl yayımlanan Resmi Gazete'deki yatırım programlarında proje yer alsa da, projeye ayrılan yıllık ödenekler, toplam maliyetin çok küçük bir yüzdesini oluşturuyor. Ayrılan bütçenin büyük kısmı sadece kamulaştırma davalarına veya çok kısa menzilli toprak işlerine yettiği için, kilit noktalarda viyadük, kavşak ve asfaltlama aşamasına geçilemiyor.
Faturayı D-400'ü Kullanan Adanalı Ödüyor
Çevre yolunun bitirilemediği her gün, kentin ulaşım altyapısına ağır bir darbe vuruyor. D-400 karayolunu kullanmak zorunda kalan ağır vasıtalar sadece trafiği kilitlemekle kalmıyor; aynı zamanda şehir içi yolların asfalt ömrünü kısaltıyor, egzoz emisyonuyla hava kirliliğini artırıyor ve ölümlü trafik kazalarına davetiye çıkarıyor.
Adana Sanayi Odası ve yerel yönetimlerin de sık sık Ankara'nın gündemine taşıdığı Güney Çevre Yolu için artık kısmi ödenekler değil, projeyi tek seferde bitirecek "özel bir bütçe" ve hızlandırılmış kamulaştırma kararı bekleniyor. Şehrin ticaretini ve günlük yaşamını nefessiz bırakan bu düğümün çözülmesi, Adana için artık ertelenemez bir halk sağlığı ve şehircilik sorunudur.