5ocakgazetesi.com
Adanalıların sinemaya olan köklü tutkusu ve yüksek izleyici potansiyeli canlılığını korurken, kentin sinema salonu altyapısı sessiz sedasız büyük bir kimlik değişimi geçirerek sokaklardan çekildi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) güncel "Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri" verilerine göre, Adana’da sinema izleyicisi sayısı ilk 10 şehir arasında yer alırken, salon sayısı bakımından kent Türkiye genelinde ancak 23. sırada kendine yer bulabiliyor. İşin daha vahim boyutu ise istatistiklerdeki sert düşüş trendinde gizli: Adana’da 2020 yılında 36 olan sinema salonu sayısı, aradan geçen kısa sürede düzenli olarak azalarak günümüzde 28’e kadar geriledi.
Şehir Sinemaları Birer Birer Kapandı
Kayıp sadece 8 salon gibi niceliksel bir azalıştan ibaret değil; asıl kayıp nitelikte ve kent hafızasında yaşanıyor. Bir dönem Adana sokaklarının ruhunu besleyen, önünde kuyruklar oluşan, şehre entegre o bağımsız "şehir sinemaları" ekonomik gerekçeler, dijitalleşme ve değişen tüketim kalıpları nedeniyle kapılarına birer birer kilit vurdu. Bugün Adana’da kalan 28 sinema salonunun neredeyse tamamı, Alışveriş Merkezlerinin (AVM) steril, yapay ve ticari koridorlarına sıkışmış durumda.
Kentin bağımsız birer kültür odağı olan sokak sinemalarının yerini; popüler tüketim kültürünün, otopark girişlerinin, fast-food kokularının ve büyük zincir markaların domine ettiği AVM salonları aldı. Sinemaya gitmek artık başlı başına sanatsal ve kamusal bir ritüel olmaktan çıkıp, AVM'de yapılan bir hafta sonu alışveriş sepetinin yan unsuru haline getirilerek adeta "tutsak edildi".
Ekonomik Gerekçeler Özel Sektörün Elini Kolunu Bağladı
Kuşkusuz ki artan kira maliyetleri, yüksek enerji giderleri, projeksiyon ve ses sistemlerinin dövize endeksli teknolojik yükümlülükleri gibi ekonomik gerekçeler, özel sektör yatırımcılarının şehir sineması işletmesini birer finansal risk haline getirdi. Özel sektör kâr-zarar optimizasyonu gereği güvenceyi ve hazır insan sirkülasyonunu AVM bünyelerinde arıyor; bu durum ticari olarak anlaşılabilir bir refleks.
Ancak sinema, yalnızca kar-zarar tablosuyla ölçülebilecek bir ticaret alanı değil; bir kentin hafızası, sosyalleşme alanı ve estetik vizyonudur. Sadece popüler gişe filmlerinin döndüğü, bağımsız festivallerin veya alternatif sinema örneklerinin yer bulamadığı tek tipleşmiş AVM salonları, Adana gibi köklü bir sinema kentine dar geliyor.
"En Azından Birkaç Salonla Hizmet Verilmeli"
Özel sektörün bu alandan çekilmesi, sinema kültürünün tamamen AVM'lerin insafına bırakılacağı anlamına gelmemeli. Tam da bu noktada yerel yönetimlere ve kamu otoritelerine büyük bir sorumluluk düşüyor. Kamunun kâr amacı gütmeyen, pedagojik ve kültürel misyonu gereği şehir sinemalarını desteklemesi ve yeniden canlandırması gerekiyor.
Kozan gibi ilçelerde belediye destekli adımların varlığı bilinse de Adana’nın ana kent merkezinde kamusal bir sinema hamlesine ihtiyaç var. Büyükşehir Belediyesi veya ilçe belediyeleri, kentin tarihi dokusuna uygun, sokakla bağını koparmamış en azından bir ya da iki salonu kamulaştırarak veya sıfırdan inşa ederek sinemaseverlerin hizmetine sunabilir.