5ocakgazetesi.com
Şehrin merkezinde yer alan, bitişik nizamlı ve mühendislik hizmeti almamış binaların yoğunlukta olduğu bölgelerde kentsel dönüşüm bir zorunluluk olarak görülse de, fiili uygulamaya geçişte ciddi tıkanıklıklar yaşanıyor. Şehir plancıları ve sektör temsilcilerinin işaret ettiği temel sorunların başında maliyetler ve mülkiyet yapısı geliyor.
İNŞAAT MALİYETLERİ VE FİNANSMAN AÇIĞI
Sürecin yavaşlamasındaki en büyük etken, son yıllarda olağanüstü artış gösteren inşaat girdileri. Müteahhit firmalar, artan demir, çimento ve işçilik maliyetleri nedeniyle eski mahallelerdeki "kat karşılığı" projelerde kar marjını sağlayamıyor. Vatandaşların büyük bir kısmının ise kendi binalarını yenilemek için talep edilen yüksek fark ücretlerini veya banka kredilerini ödeyecek ekonomik gücü bulunmuyor. Bu durum, özel sektörün kentsel dönüşüm ihalelerine ve anlaşmalarına girmesini ciddi şekilde frenliyor.
HİSSELİ TAPULAR VE ÇOKLU MÜLKİYET DÜĞÜMÜ
Seyhan'ın güney mahalleleri ve Yüreğir'in eski yerleşim yerlerindeki bir diğer kronik sorun ise mülkiyet haklarındaki karmaşa. Hisseli tapular, çözülememiş miras meseleleri ve aynı parsel üzerinde birden fazla hak sahibinin bulunması, dönüşüm için gereken yasal çoğunluğun (2/3 veya yüzde 100 uzlaşı) sağlanmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Parsel bazlı anlaşmazlıklar, "ada bazlı" geniş çaplı ve sağlıklı bir şehir planlamasının önünü kesiyor.
VATANDAŞ VE UZMANLARIN ORTAK TALEBİ: "DEVLET DESTEĞİ ŞART"
Kentsel dönüşüm bekleyen riskli alanlarda (örneğin Barbaros, Şakirpaşa, Sinanpaşa, 19 Mayıs gibi mahallelerde) yaşayan vatandaşlar, her sarsıntıda büyük bir korku yaşadıklarını belirterek sürecin hızlandırılmasını talep ediyor. Uzmanlar ise düğümün çözülmesi için salt özel sektöre ve vatandaşa bırakılan bir modelin Adana'da işlemeyeceğini vurguluyor. Yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların devreye girerek, sübvansiyonlu düşük faizli "kentsel dönüşüm kredileri" ve "rezerv alan" teşvikleriyle sürece doğrudan liderlik etmesi gerektiği belirtiliyor.