Adana üzerine konuşurken genelde potansiyelden söz ederiz. Stratejik konumu deriz, sanayi gücü deriz, tarımsal zenginliği hatırlatırız. Rakamlar fena değildir. İştah kabartıcı projeler masadadır. Ama sahaya indiğinizde başka bir manzara ile karşılaşırsınız: Büyüyemeyen bir şehir.
Daha doğrusu büyüyemeyen değil, büyütülemeyen.
Sorun para değil. Yatırımcı da var, arsa da var, talep de var. Sorun karar. Daha net söyleyelim: Karar alamama.
Adana’da yapı ruhsatı almak artık teknik bir işlem değil, sabır testi. İmar planı revizyonları aylarca sürüyor. Plan değişiklikleri çoğu zaman teknik gerekçelerle değil, politik dengelerle tartışılıyor. Oysa şehir planlama bir mühendislik ve kamu yararı meselesidir; siyasi pazarlık alanı değil.
Şehir plancılarının sıkça tekrarladığı bir cümle var:
“Liyakat eksikliği ile oy kaygısı birleştiğinde teknik karar üretilemez.”
Asıl mesele tam da bu.
Teknik kararların siyasetin gölgesinde kaldığı yerde şehir rasyonel büyüyemez. Her karar geciktiğinde yalnızca bir dosya beklemez; bir yatırım askıya alınır, bir istihdam ihtimali ertelenir, bir mahalle plansız büyür.
Bugün Adana’ya baktığımızda bütüncül bir vizyon yerine parçalı müdahaleler görüyoruz. Bir bölgede yoğunluk artırılıyor, başka bir yerde geçici çözümler üretiliyor. Altyapı çoğu zaman yapılanın arkasından koşuyor. Ulaşım planı, nüfus artışını yakalayamıyor. Sosyal donatı alanları kâğıt üzerinde kalıyor.
Ortaya çıkan tabloyu tek bir cümle özetliyor:
Adana büyümüyor. Adana’ya ek yapılıyor.
Bu bir büyüme modeli değil; bir “yama kültürü”.
Oysa şehir dediğiniz organizma, reflekslerle değil stratejiyle yönetilir. Bugünü kurtaran kararlar yarının sorununu büyütür. Plansız yoğunluk, geciken altyapı, belirsiz imar süreçleri… Bunların her biri yatırımcı için risk demektir. Belirsizlik, sermayenin en sevmediği şeydir.
Sonuç ne olur?
Kentsel dönüşüm yavaşlar.
Yeni yaşam alanları planlı gelişemez.
Altyapı yatırımları gecikir.
Şehir rekabet gücünü kaybeder.
Ve sonra dönüp “Neden geri kalıyoruz?” diye sorarız.
Adana’nın eksiği kaynak değil. Eksiği hız, netlik ve cesur teknik irade. Kentlerin kaderini yalnızca bütçe belirlemez. Vizyon belirler. Liyakat belirler. Zamanında alınan doğru kararlar belirler.
Şimdi asıl soruyu sormanın zamanı:
Adana gerçekten büyüyor mu?
Yoksa biz sadece mevcut yapının üzerine bir kat daha çıkıp, buna büyüme mi diyoruz?