ADAM HARCAMAK NASILDIR 2

7 Şubat 2019… 20.000 öğretmen ataması yapıldı. Atanamayanların sayısı 400.000.

20.000 adam kazanılmadı (hem de içlerinde yıllardır bekleyenler varken) 400.000 adam kaybedildi, harcandı, heder edildi (kaç yıl daha sürüncemede kalacakları belli değil) 3,5 milyon işsizin yarısı üniversite mezunu.

Adam harcamak üzerine planlama olamaz. Öyleyse çare ne? Çareyi devlet bulacak. Hem de en hakkaniyetli biçimde. İzin verin de bir tek soru soralım; atanamayan 400.000 içinde kaç bakan, müsteşar, bürokrat, vali (veya benzeri) üst düzey yönetimlerden bir saygın kişinin çocuğu veya yakını var?

Sayın Bakan; Eğitimde kıyametleri koparmalıyız diyordun… Al işte kopar kıyametleri… Ağzını kapatan, elinden tutan mı var? Kopar kıyameti ve çöz!...

Eğitim fakültelerini kapatarak, kontenjan düşürerek kıyamet kopmaz!.. Bu yöntemle bu ülkenin eğitim sorunu çözülmez!... Bu ülkenin en çok muhtaç olduğu konu eğitim iken, fakülte kapatmak, “Adam” harcamanın bir başka yoludur. Okullarda ve eğitimi yaygınlaştırmada ara çözümü!.. Köylerin neredeyse tamamı okullardan dolayısıyla öğretmenden yoksun bırakıldı. Ama İmamsız köy yok.

Bir diğer acı boyutuna bakalım olayın…

30-35’lerinde “Adam ettik” zannettiğimiz yüzbinler hala baba eline bakmaktan utanır olmuş. Umarsızlığa ve çaresizliğe düşmüşler, ömürlerinin baharları gelip geçmekte… Ne yapar tüm umutları sönmüş, utanç içindeki “adam” yerine konulmayan insan, İşte onlar da onu yapıyor ne yazık ki!..

Merve Çavdar. 17 Ağustos 2018 Aydın. Yaş: 25… Halil Mustafa Bozkurt. 8 Şubat 2019 (kuradan bir gün sonra). Çorum. Yaş: 33. Toplamı 50’yi aşmış!...

Çareyi kendi yaşamlarına son vermekte bulmuşlar. Sorumlusu kim?

Ben de öğretmen çocuğuyum.Yıllardır eğitim, eğitim, eğitim diye yazılır, çizilir, şuralar toplanır, sistemler oluşturulur ama nafile.. Bir türlü sistem oturtulamaz, neden dersiniz…

Şimdi düşünün… Tek başına iktidarsınız, istediğiniz her yasayı çıkarma, her icraatı yapma kudret ve kuvvetiniz var ama bir türlü, eğitimi rayına oturtamıyorsunuz. Acaba neden? 2002 Kasımından-2019 yılına kadar tam yedi bakan geldi. Her gelen, farklı bir sistem uygulamaya çalıştı. Resmen yaz boz tahtası oldu… Köy Enstitülerinin kapatılmasından ( 1952) sonraki dönemlerde de, ‘Milli Eğitim ‘ sistemi bir türlü istenilen düzeye çıkarılamadı. Bu gün geri kalmışlığımızın en büyük nedeni, ‘Milli Eğitim’ sistemimizin yetersiz oluşudur. Yedi defa bakan değiştirmemize rağmen, halen sistem arayışları sürmekte… Ne zaman bir Japon, bir Kore, bir Almanya vs. gibi performanslı, üretken, nitelikli, çağdaş ve sürdürülebilir bir sistemimiz olacak? Ne zaman muasır medeniyet seviyesine çıkacağız? Allah bilir…

Dinle kalkınma olamayacağını hala öğrenemedik… Nitekim; yeryüzünde mevcut, 57 İslam ülkesinden bir tane kalkınmış olanı yok. Hala ilimden, bilimden, akıldan uzaklar… Buna biz de dahiliz… Nitekim, yıllardır içine düştüğümüz, orta gelir tuzağından bir türlü çıkamıyoruz. Yıllardır, milli gelir 1 trilyonu geçemedi. Yıllardır, kişi başı 15 bin doları yakalayamadık… Neden? Kalifiye, nitelikli bireyler yetiştiremiyoruz da ondan. Bu eğitim sistemiyle devam ettiğimiz sürece de çok fazla ilerleme, gelişme şansımız yok… Dileğimiz bir an evvel, eğitim sistemini kurup çalıştırmamızdır. Umudumuz sürüyor. Her zaman sürecek te… Ancak, daha fazla zaman kaybetmek te bizim aleyhimize oluyor. En azından gelişmiş, ve gelişmekten olan ülkeler, aradaki farkı açıyor…

Yine birkaç yıl öncesinde, bir kura çekimi sonrası atanamayan bir gencimiz bakanlığın üst katından atlayıp kendi yaşamına son vermişti. Bunun üzerine bir öğretmenimiz oturmuş “UMUT” şiirini yazmıştı. Bu şiiri de siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum..

UMUT
Görünen bir ışık kadar uzak,
Duyulan bir ses kadar yakın.
Dört bir yanı sarmış… Sisin,
Farkında değil misin?
Bu sisin içindesin…
Pandora’nın kutusunda tek kalan
Sanki asırlardan,
insanlığa armağan…UMUT!...
Uzansan tutarsın, koşsan yakalarsın;
Ya da bir ömür boyu boşuna kovalarsın.
Unutma;
Umut sürdükçe yaşarsın!..
Ölüm bir kurşun atımı uzakta,
Ya da; köşe başında, tuzakta.
Ya ucunda bir kırılan onurun,
Ya da sonunda yiten bir umudun.
Fark etmez; ha ayakta, ha yatakta!…
Yaşamak bir hak, yaşatmak en yüce görev!…
Can göğüs kafesinde hapis
Heyhaaat!…Parmağın bal tutmuyorsa;
Hele bir de dayın yoksa;
hayat pis!..
Yerle gök birleşmiş sönmüş umut alevi,
Unutulmuş çoktaaan; nedir hak,
Nedir bireyin görevi?
Yitmiş hayal, bitmiş umut:
Nesi kalmış ki bunun;
Ve başlangıç vaktidir artık sonun…
Yedinci katında Bakanlığın… Mehmet…
Bitti bitecek çektiği çile;
Ha gayret!…
Ne bir daha boş kura çekeceksin,
Ne yatalak anan gelecek aklına,
Ne de Ülkenin düştüğü halleri göreceksin
Ne polis, ne sen, ne de geriye kalanlar
varacak olanların farkına!…

Olayın ertesinde; gazetelerde bir haber:
Yirmi sekizinde bir genç;
Beşinci kez atamada boş kura çekti
Bakanlığın çatısından;
atlayıp İntihar etti!.
Çoğu üzüldü, biri sevindi.
Çünkü yeni kura için bir sayı eksilmişti…

SON SÖZ: ‘’ EĞİTİM OLMADAN, BU DÜNYADA HİÇ BİR ŞEY BAŞARAMAYACAKSINIZ…’’ *Malcolm X*