AÇMAZLARIMIZ ve ÇÖZÜMLERİ

Ülkemizin bir çok açmazları vardır.

Ülkemizin bir çok sıkıntısının ve hatta dağ gibi sıkıntılarının yanında bir de ekonomi meselesini görmemek mümkün değildir.

Özellikle Asgari Ücretin çok çok altında SSK ve BAĞKUR emeklilerine verilen ücret ve zam akıl alır gibi değildir.

Bu emekli zammından sonra emeklinin eline geçecek olan ücret, bir ailenin en asgari düzeyde bile yaşayabilmesine imkân vermez, veremez.

Bu nedenle bu emekli zammı aslında emeklinin açlığa sürüklenmesi değil de yaşama hakkına vurulan bir darbedir.

Bu emekli aylığının öyle ne yapalım bütçe böyle gibi açıklamalarla geçiştirilmesi mümkün değildir.

Bir an önce ve mutlaka emekli aylıklarının en azından asgari ücret düzeyine getirilmesi şarttır, kaçınılmazdır ve zorunluluktur.

Devlet ve hükümet yöneticilerinin en öncelikli görevi, insanının devlete ve millete olan aidiyet duygularının daha da güçlendirilmesi ve insanının devlete ve millete olan bağlarının gevşetilmesi değil sıkılaştırılmasıdır.

Türk milletinin her ferdi devletine ve milletine bağlılık duygusu ile her zaman dolu olan bir topluluktur.

Bu gerçeklik tarihin çok derinlerine giderek ulaşılabilen bir gerçekliktir. Bunu bozmak için bugüne kadar yapılan bir çok iç ve dış müdahaleler yine Türk Milleti tarafından savuşturulmuş ve o kopmaz bağlılık yine devam etmiştir.

Bugün gelinen durumda bu bağlılığın zayıflama işaretlerini görmeye başlamış bulunmaktayız. Bu durum ve bu gerçeklik kabul edilebilir bir durum ve sindirilebilir bir gerçeklik değildir. Diğer bir ifade ile bu bağlantı gevşemesinin bir an önce durdurulması ve tersine çevrilmesi şarttır.

Çünkü henüz daha tamamen kaybedilmiş bir dönemde değiliz. Ama ülkemizde, vatanımızda  yaşama duygusunun bir çok insanımızda azalma eğilimi olduğunu görüyoruz.

İnsanımızın ciddi bir kısmını bu duruma getiren yönetim tarzını, şeklini mutlaka bırakmak zorundayız.

Kabul ediyorum; ülkede kötü işler olunca hemen terk etmek duygusuna kapılmak doğru değildir. Bu duyguya kapılanları eleştirmekten de çekinmiyorum. Ama, bu duyguya kapılan insanlarımızı da anlamak gerektir diye düşünüyorum.       

İnsanlarımızın vatana, millete olan bağlılıklarını gevşeten nedenler nelerdir?

İşte bu sorunun cevabını aramak, araştırmak gerektir. Bu araştırmayı mevcut iktidarın yapmasını beklemek pek akılcı görünmemektedir. Çünkü ülkemizin açmazlarının kaynağı kendi açmazlarını araştırmak gibi bir yükümlülüğü almaz, alamaz.

Peki bağlılık gevşekliğini kim veya kimler araştıracak?

İşte burada iş doğrudan her birimize düşmektedir.

Ülkenin içinde bulunduğu açmazları doğru görüp doğru değerlendirme yaparak doğru sonuçlara ulaşabiliriz.

Örneğin, Emekli kendisine reva görülen bu sadaka gibi aylığın neden böyle olduğunu kendi iradesiyle bulmalı ve anlamalıdır.

Ülkemizde bütün ekonomik sıkıntıların kaynağının nedeni olan Türk olmayan Suriyelilerin hâlâ neden gitmemeleri için uğraşıldığını Türk insanı kendi düşünce dünyası ile ortaya koyabilmelidir.

İki hafta içerisinde yirmi bir evladımızı şehit vermenin, bir çok evladımızı da gazi vermenin nedenlerini insanımız kendi ölçüleri ile belirlemelidir.

Ülkemizin içinde bulunduğu açmazları insanımıza doğru, samimi ve Türk Milleti adına yapabilecek kanallar sürekli tıkanmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan belirsizlikler de insanımızın ciddi bir kısmında ümitsizlik, yılgınlık gibi sonuçlar ortaya koymaktadır. Oysa, ümitsizlik, yılgınlık yerine doğru değerlendirmeler, sabırlı fikirler, sakin görüşler ile hareket etmek daha doğru sonuçlara götürecektir.

Bu konuda nasıl yapılabilir, bu dediğiniz zor gibi itirazları kabul edemem. Çünkü, bir Milletin kurtuluşunun bütün kanalları tıkanmışken bunu açmayı bilen ilk örneği Türk Milleti vermiştir. Ne zaman? Milli Mücadele döneminde. Bu örnek bütün açmazlarımızı görmemiz, anlamamız ve çareler bulmamız için en iyi örnektir.

Bundan dolayı da yapılacak iş, Milli Mücadeleyi iyi anlamak ve ATATÜRK'ÜN Nutkunu iyi okumak gerektir.

Sonuç: Bir Millet için hiç bir açmaz çözümsüz değildir. Yeter ki, samimi bir biçimde açmazları ortaya koyup çareler arayalım. Çünkü, başka Vatanımız yoktur.